Oca 11 2010

“Dalalet, Melanet, İhanet” !….

Published by at 00:04 under Yakup HALICI

yazdır / print
Siz bilmezsiniz, benim çiftliğimde bir meşe ağacım var. Zaman-zaman onun altına oturur mal-u hülyalara dalarım. Dalarım dalmasına da çoğu kez bir daha gün yüzüne çıkamam. Yine bu hafta o çoğu kezler den biri husule geldi, ayılamadım, gün yüzüne çıkamadım.

Efendim, son günlerde bazı kelimeler ve cümleler moda haline geldi, her yerde söylenir, çalınır oldu Bunların en meşhurlarından biride “dalalet, melanet ve ihanet”.

Aslında, vaktiyle Ankaralı büyüklerimizin en baş sözü idi”….delalet, melanet ve ihanet içerisinde olabilirler …..” sözleri ile başlayıp devam eden, bir yerleri gaza getirip vazifeler yükleyen söylemler çokça işitilirdi. Biz sonraki kuşaklar okul kitaplarının baş sayfalarında mutlaka numunelik bir tane yazıldığını görürdük.

“ Dalalet,melanet ve ihanet”

Bir ara unutulur gibi oldu, kimse bu deyime yada sözlere her ne ise başvurmadı, anladık ki memleket sütliman, kimse ülkeyi satmaya teşebbüs etmiyor. Bir bakıma tekerleğe çomak sokmaya kimse yeltenmiyor, cesaret edemiyor.

Diyeceksiniz ki bütün bunları bilmek için meşe ağacına ne gerek var. Öyle demeyin orada tabiatla baş başa, gözlerden ırak kendi halimeyim ve her bir şeyi özgürce düşünüp taşınabiliyorum.
Neyse bu cümle dolgu malzemesi idi nerede kalmıştık, “- dalalet, melanet ve ihanet- yazılır çizilir olmadı mı memlekette dümene geçme ve suyun gözüne taarruz hareketleri yok demektir” demeye getirmiştik. Başka bir ifade ile herkes hizaya gelmiş-getirilmiş vaziyette. Bunun adı da hiç şüphesiz “birlik beraberlik, tek vücut, tek yürek”
Şimdi birazda tarih okuyalım, yada tarihin tozlu sayfalarına bakalım ve soralım ”en çok bu üçlü( dalalet, melanet, ihanet) nerelerde ve ne zaman kullanılmıştır ve kullanılmaktadır.

Mesela Stalin “ dalalet, melanet ve ihanet” içerisinde olanların ömürlerine nokta koymuş kimine acımış Sibirya’ya tatile göndermiş. Ama akabinde öldüğünde bu sefer Stalinciler “ dalalet, melanet ve ihanet”ten dolayı tarumar edilmişler.

Yine Almanya’da Hitler’in yaptıkları malum, savaştan sonra Nazilerin hali meydanda.

Yakın tarihimize bakalım; Saddam’dan önce ve sonra “üçlü” lerin safları değişti malumumuz.

Yine İran’da “ dalalet,melanet ve ihanet”te olanlar belli.

Ben hep böyleyimdir “ağzımda bir şeyler geveler dururum, baklayı ağzımdan bir türlü çıkaramam”
İsterseniz şimdi birazda “sosyolog yada siyaset bilimci” geçinelim ve “ahkam keselim”, bu üçlüyü kullanan en çok hangi rejimlerdir? Bu soru zor, bilemezsiniz ben cevaplayayım.”Otoriter ve totaliter rejimler”.

Bugün soru sorup cevaplama alışkanlığım sürecek,”gerçekten vatan “ dalalet,melanet ve ihanet” şebekeleri yüzünden kırk parçaya mı ayrılacak? Yada otoriter ve totaliter rejimlerin sonucunda mı çözülme oluyor? Ve bu çözülmede “yetti gayri” nidaların hızlandırıcı rolü olabilir mi? Evinizin bir köşesinde mutlaka bir meşe ağacı vardır. İsterseniz bunları onun altında fikirleşin ve siz cevaplandırın.

Konu ile çok bağlantılı olmamasına rağmen ufak bir değinme yapıp geçeyim.

Şimdi içinizden bazıları Yugoslavya’yı örnek gösterecekler “bizi dışarıdan tıpkı Yugoslavya gibi parçalayacaklar”. Yine huyunuzdan vazgeçmiyorsunuz Sırp’ın federasyonu zapt edecek ne ordusu, ne ekonomisi ve en önemlisi nede ihraç edebileceği kültürü vardı. Bunu siz de gayet iyi biliyorsunuz. Çok korkuyorsanız bunları sağlarsınız. Kaldı ki Yugoslavya federasyondu zaten.

Bugün bana bir haller oldu, şimdide akıl dağıtıyorum.

Ben tarumarcıların yerinde olsam “ dalalet,melanet, ihanet” öcüleri ile korkutmaya çalışacağıma, “hamud”u ile götürmekten, karşımdakini ikinci sınıf görmekten ve ötekileştirmekten vazgeçip geleceğe “ortak” olmanın yollarını oluştururdum.

Korkarım, böyle giderse oda olmayacak……..

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.