Ara 09 2009

Alışverişte Nasıl Kazıklandığınızın Bilimsel Açıklaması III

Published by at 00:04 under Mehmet BALLI

yazdır / print
İnsanları donuna kadar soyuyorlar..
Alışverişin Antropolojik bilimselliğiyle hazırlanan bir diğer tuzağı olan, mağaza açılış çılgınlığını TV. ekranlarından hangi psikolojiyle izliyorsunuz acaba?..
Dehşet ve ibret verici bir endişeyle izlediğiniz muhakkak…

Doyumsuzca harcamaların yapıldığı insan potansiyeline karşı iştahı kabaran rantçılar bunu fırsata dönüştürebilmek için, hızla gelişen teknolojinin imkânlarını kullanarak pastadan biraz daha fazla pay kapmanın yarışı içine girdiler..

Önce mahalledeki bakkallar tırpanlanarak büyük süper marketler açıldı. Sonra bu marketler kartelleşerek dev teknolojik sektörler haline geldi. Ardından müşteri çalma savaşları başladı. Daha fazla tercih edilebilir olabilmek adınada alışılmışın dışında reklam kampanyaları başlattılar ama ne kampanyalar!..

Hani bir mantık vardırya köpek insanı ısırırsa değil insan köpeği ısırırsa ozaman haber olur. İş bu mantıkla milyarlarca para vererek reklam çekmek yerine, haber olabilecek çılgınlıktanda öte insanları mağazaya saldırtarak aşağılayıcı bir mağaza açılışları yaparak TV akşam ana haber bültenlerine servis yapılıyor..

Toptancıdan daha ucuza hatta yarı fiyatına alarak ticaret yapmaya gelen uyanık Esnafından tutun da,
Aç gözlülük yaparak alabildiğine arabasını dolduranına,

Bir zamanların yoklukla kıtlıkla eşleştirildiği Sanayağı yada gazyağı kuyruğu değil, yataklı yorganlı kuyruta tam 12 saat bekleyenine.

1 saatte alışveriş rekoru kırmak maksadıyla kasiyerlere saldıranına,

Mağazanın camını çerçevesini indirerek, biribirini ezerek, rafları boşaltarak hatta cansız mankenlere bile saldırarak mağazanın talan etmesini kameraya çektirerek pişkin pişkin göbeğini kaşıyan mağaza sahiplerini anlamak ne mümkün…

Bütün bunlar neyin habercisi yada ne kadar gerekli..

Tabiî ki Ticari zekada sınır yok. Ama ahlakında bir sınırı var. Daha dün Rusya da büyük bir mağaza açılış gününde insanları donuna kadar soydular..

“Sadece iç çamaşırıyla ne alırsan senin” reklamıyla açılış kampanyasıyla mağaza insanların hücumuna uğradı. Çırıl çıplak kadınlı erkekli insanların kucaklarında yığınla erzakla o raftan o rafa koşmaları çok çirkin görüntüden ziyade İnsanın onurunu kırıcı bir durum. Tabi bu gidişatın nasıl bir toplumsal çöküş hazırladığını sosyolojik açıdan iyi değerlendirmek gerek…

Bunu kasıtlı yapan büyük para babalarının özellikle indirim politikaları, bunların zamanlaması, yerleştirilmesi, duyurulması, afişe edilmesi, şartları son derece kurnazca çoğu zaman da insafsızca ve hatta vicdansızca yapılmaktadır.

Ekonomi bilmenin en temel konusu tam rekabet şartlarıdır.

Tam rekabet şartlarının en temel şartı da, alıcıların ve satıcıların piyasa hakkında tam bilgiye sahip olabilmesidir.

Halbuki ucuz diye hücum edilen bir ürünün mutlaka bir kalitesizlik sorunu olduğu gibi, aynı ürünü satan diğer üreticiyide baltalamaktadır.

Sonra ne oluyor. İlk açılışdaki fırsatçılık kurnazlığıyla seni o mağazaya çekerek onuda alayım bunuda alayım derken hiç farkında olmadan amacınız ve ihtiyacınız haricinde onca paranızı o mağazaya kaptırıp çıkıyorsunuz.

Yani ucuz pirince giderken evdeki bulgurdan da oluyorsunuz.

Tüketici önce bilinçlenecek, araştıracak, sonra satın alacak, sonradan mızmızlanmak ağlamak durumunda kalmayacak…

Tabi bir kitap okumayan, okuduğu magazin haberlerini ve gazetelerini okumak sayan, insanları erdemleri ile değil sahip oldukları metalarla değerlendiren bir toplum olursanız gözünüz bir açılış çılgınlığıyla sınırlı kalır.

Zira insanı tüketen bir varlık olarak gören kapitalist çark gerçekten çok acımasız.

Yani bir de bu konuda insan ve toplum olarak kendimizi de ayrıca sorgulamalıyız belki. Bize ne oldu?
-Devam edecek..

(Bir sonraki yazımda ses vb taktikle insanların nasıl alışveriş bağımlısı haline getirildiğini dehşetle okuyacaksınız)

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.