Oca 26 2010

Alışverişte Nasıl Kazıklandığınızın Bilimsel Açıklaması IV

Published by at 00:03 under Mehmet BALLI

yazdır / print
Perakendeciler, müşterinin ne düşündüğünü anlamak için psikolog ve antropologlarla çalışıyor ve daha fazla alışveriş yapmasını sağlayacak teknikler geliştiriyorlar.
Marketler, mağazalar ve büyük alışveriş merkezleri müşteriyi içeri çekmek, uzun süre kalıp alışveriş yapmasını sağlamak için birçok yöntem uyguluyor. Yüzde 50-70’e varan indirim ilanları ise ‘tam bir kandırmaca’, markaya bağlı ses yaratarak müşteriyi o ürüne bağımlı hale getiriyorlar..
`Gıdada teknoloji, hilenin hızına yetişemiyor. Hile teknolojiden hızlı gelişiyor`
Kredi kartlarına yapılan kampanyalar sayesinde henüz kazanmadığı parayı uzun süreli taksitlere bölerek harcayan tüketiciler ise, para vermeden ödeme yapmanın rahatlığına alışıyor, sonra da üst üste biriken taksitlerin altında inim inim inliyor.
Tüketicilerin yapılan indirimlere ve kampanyalara dikkat etmesini, ihtiyaçlarını hazırda var olan bütçesine göre hesaplaması gerekir..
O kadar çok elektronik market, hazır giyim markası ve hipermarket var ki, hepsi diğerinden farkını öne çıkarıyor. Öncelikli farklılaşma noktası fiyatlardır. Bir üründe damping fiyat indirimi yaparak göz boyanıyor, sonra müşteri mağazanın içine girdimi avlama taktiğini birbir devreye sokuyorlar..

Son on yılda organik ürünler satışı da farklılık sayılıyor. Sadece organik ürün satılan yerler açılıyor. Kat be kat yüksek fiyatta satılan bu ürünlerin nerede üretildiğini kimse sorgulamıyor..

Büyük marketlerde manav reyonunun girişte hemen sağda kurulması, en çok ihtiyaç olan et, süt ürünlerinin en arkada bulunması tesadüf değil, hesaplanmış bir yerleştirme düzeninin işaretidir..
Antropologların araştırmalarında, insanların mağazaya girince sağa döndüğü ortaya çıkıyor.
O yüzden market veya mağaza olsun, girişte sağ en kıymetli yerdir. Oraya kasa konmaz. Koyduysa harcamış anlamına gelir. Marketlerin birbirinden en çok farklılaşabildikleri nokta taze sebze meyvedir. Çünkü markaların fiyatları değişmez. Kolanın fiyatı her yerde aynıdır. Ama manav ürünlerinde alımına göre indirim yapılabilir.
Ayrıca bir marketteki en albenili yer sebze meyve bölümüdür. Doğru yapan marketler bu ürünleri sağa koyar. Kadın erkek herkes girer girmez sağa döner ve oraya takılır. Mutlaka alacağı bir şey vardır.
Mekanın en arkasına da mutlaka her evin ihtiyacı olacak ekmek, et, süt ürünleri gibi reyonlar yerleştirilir. Müşteri oraya giderken yol üstündeki diğer ürünleri de görür. Çıkışa yakın ise son dakikada almaya karar verilecek ürünler konulur.

Alışveriş merkezleri müzik ve özel kokular kullanarak tüketiciyi rahat hissettirmeye, bu şekilde mekanda daha uzun süre kalması sağlanıyor..
Kalabalık, büyük marketlerde doğal insan sesi bunu sağlıyor. Küçük ve tenha mekanlarda ise rahat hissettirecek müzikler kullanılıyor..
Amerikalılar alışveriş yerlerinde en çok kahve kokusu kullanıyor çünkü onlar için kahvaltı ve ev kahve demektir.
Mesela bir kola firması kendine has geliştirdiği müziği önce reklamlarla göze ve kulağa alıştırıyor, sonra anlaştığı büyük marketlerin müzikleri arasına bu sesi yayınlatıyor. Bu sesi duyan insan hemen kolaya yöneliyor, çünkü o ses kola isteği uyandırıyor. Böylece sesle kolayı siz farkında olmadan bağımlı hale getirmiş oluyorlar..
Ürünler arasında çok fark kalmadı, artık hepsi Uzakdoğu’da Çin’de vs. yapılıp geliyor..
Yüzde 50-70’e varan indirim ilanlarının ‘tam bir kandırmaca’dır.
Sezona yüksek fiyatla girip aşırı indirim yapma dönemi bitmiştir. Hatta şimdi bazı markalar indirim yapmayacağını, olabilecek en uygun fiyatı sezon başında koyacağını ilan ediyor. Sezon sonu indirimi yine yapılır ama müşterinin bu tarz net markaları izlemesi lazımdır.

Birde bilimsel olmadan bize mahsus kazıklanma taktikleri var medyaya yansıdığı kadarıyla.. Piyasada hilekarlık ve dolandırıcılık alabildiğine. Sahtekarlık sofralara oradan da midemize uzandı. Yediğimiz ürünlerin içine bakın neler katıyorlar neler?
At ve Eşek keserek etlerini kasaplar aracılığıyla toplu yemek üretim merkezlerine kadar sokulebilmekte.
Kimi kasaplar normal etin içine kimyasal katkılı su sıkılarak etin ağırlığı artırılmakta..
Tavuklara ve diğer besi hayvanlarına verilen hormonlu vb yemlerle zamanından önce büyütülerek kesime gönderilmekte..
Kırmızı pul biber gibi baharatların içine toz talaş karıştırılabilmekte..
Beyaz eti klora batırıp taze görüntüsü veriliyor. Küflü kaşarlar eritme peyniri yapılıyor. Baharatlara kurutulmuş ot ve sap karıştırılıyor. Sütün yağı alınıp yerine margarin katılıyor. Soya baharatla karıştırılıp sucuk imalatında kullanılıyor.Fıstık yerine baklavalara bezelye katılıyor.Tavuk dönerin içine deri ve bağırsak konuyor…

4 makaledir anlattıklarıma ilave son olarak eklemek istediğim, alışverişte kazıklanmamanız için ilk kural siz tüketicide bitiyor. İndirimde diye onu da bunu da alayım olmaz. Fiyata dikkat edilmeli..
İşsiz kalıp o parayı kazanamazsa ortada kalmakta mümkün..
Marketin yaptığı, çeşit sunmaktır. 24 değil 90 taksit yapsın isterse, tüketici ihtiyacını almalı. Bir ürün satılırken birlikte kullanılabilecek ürünler yanına konur. Tavuğun yanında mangal kömürü vardır. Tüketici mangal yakmayacaksa yarı fiyatına bile olsa kömürü almasın. Gömleğin yanındaki kravatı almak zorunda değilsiniz, evinde benzeri birçok kravatı vardır zaten..
Antropologların yaptığı bilimsel çalışma, ahlaksız sermaye ve duyumsuz müşterilerce çarpıtılarak kuraldışılık körükleniyor..

Meselin özü, Bugünün Ekonomik krizinde Tüketici ihtiyacı kadar alışveriş yapmalıdır.

Mehhmet BALLI Araştırmacı/ Yazar www.mehmetballi.com

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.