Şub 02 2010

Bush Ortadoğu Gezisinde

Published by at 00:05 under Ahmet AY

yazdır / print
Bush Filistinli Çocuklarla!

Bu günlerde ABD Orta Doğu üzerinde yeni bir tezgâha zemin hazırlamakla meşgul. Benim konuyu yakında ilgilendiren ve rahmetli (pardon zahmetli demeliydim) BUSH’a yazdığım bu yazıyı paylaşmak istedim. Tabi ki BUSH’un şahsında emperyal amaçlarını gerçekleştiren bütün tirani güçleredir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde iki dönem başkanlık yapan G.W. BUSH, Amerika tarihinde başkanlık yapanlar arasında IQ’su çok düşük olan başkanlardan biri… (ben bunu ortaya çıkaran/tespiti yapan Amerikalı uzmanların yalancısı! olan Fehmi KORU’nun yalancısıyım) Evet IQ’su çok düşük başkanlardan biri… (hafızam beni yanıltmıyorsa XX. Yüzyılda seçilen ABD başkanları arasında IQ’su en düşük başkandır denmişti)

Geçen yılın sonunda yapılan seçimlerde dünyanın başına kâbus gibi çöken ve dünyaya ateşten sekiz yıl yaşatan BUSH görevini demokratlara devretti.

Bombalarıyla, işgalleriyle, gaflarıyla, anlaşılmaz tavırlarıyla… oğul BUSH ve dönemi tarihin sorgulanacak sayfalarına karışacaktır. Ve eminim ki Amerikalıların torunları bu dönemi utanarak okuyacaklardır. Vatandaşlarının, ülkesinin güvenliğini sağlamaktan aciz olan BUSH, bunun acısını uyduruk bahanelerle (en başta) Afgan ve Irak halkından çıkarmak için akıllara ziyan katliamlara imza attı…

Asıl konumuza dönersek “başkan” BUSH[1] bu günlerde Ortadoğu’ya gitmek üzere yola çıkmış (şimdilerde varmış bile, ama olsun). Başta İsrail ve Filistin olmak üzere pek çok bölge ülkesini gezip bu ülkelerde ziyaretlerde bulunacakmış.

Ne ‘manidar’ bir gezi değil mi?

Yönetime geldiği günden beri dünyaya kan kusturan BUSH, kan kusarken ciğerleri sökülen bölgeye; Ortadoğu’ya uğrayacakmış giderayak. Bölgeye bir nevi veda ziyareti yapacakmış bay ‘başkan’…

mazlumiyet ve mağduriyetini o ve onun gibi ‘politik sapıklık’ içinde olanlardan almış; kan gölüne dönmüş Ortadoğu bölgesine…

Gezeceğiniz, ziyaret edeceğiniz, uğrayacağınız, kısacası -misafir olarak da olsa -gideceğiniz yerde bir şeyler görmek istersiniz. Hele hele “lider ülkenin” lideriyseniz mutlaka oraya katkılarınızı da yerinde görmek ve bununla iftihar etmek istersiniz.

Şahsen G.W BUSH’un (veda) gezisini bu minvalde değerlendiriyorum. Yoksa “koskoca Amerika Birleşik Devletleri‘nin koskoca başkanı”, koskoca bölgeyi dostlar alışverişte görsünler diye gezecek değil herhalde.

“Başkan” yoldayken biz de 15 saniyelik bir hafıza turuna çıkalım. Sadece iki cümleyle sekiz yıl geriye gidelim ve sonrasında ABD başkanının ‘olağan üstü’ çabalarıyla bölgeyi -bugün itibariyle- getirdiği noktaya bakalım, yine iki cümleyle…

Bölge sekiz yıl önce kısmen sükûnete doğru gitmekte, İsrail azımsanmayacak şekilde -ama asla yeterli olmayan- barış sürecini kabulden başka yol bulamamakta ve bağımsız Filistin Devletine -kerhen de olsa- rıza gösterme seyrinde idi. Lübnan halkı büyük oranda yaralarını sarmış, bölge yeni bir sürece girmiş bulunuyordu…

Peki, G. W. BUSH Birleşik Devletlere başkan olduktan sonra bölgede neler oldu dersiniz?

Bunu anlamamız için sadece Irak’a bakmamız yeterli. Ya da Irak’ta yalnızca bir tek günde olup bitenlere bakalım yeter. Açın televizyonlarınızı, genelde 1 dakikadan az olan Irak görüntülerini izleyin kâfi… (bu görüntüleri her akşam yüreğinizi yakma pahasına izlediğinizi biliyorum)

Sözü uzatmaya gerek yok, sizler BUSH politikalarının dünyayı ve bölgemizi ne hale getirdiğini gayet iyi biliyorsunuz.

Şimdi tekrar yolculuğuna dönelim “başkan” BUSH’un… bildiğiniz gibi bu yolculukta bir durak yeri de Filistin… Toprakları işgal edilmiş, halkı sürgünler yemiş… bu da yetmemiş çoluk çocuk demeden evlatları öldürülmüş Filistin…

Gelin “başkan” BUSH gezisinin Filistin bölümüne katılmak için beraberce yola çıkalım.

Acaba Filistin’e uğrarken ne düşünüyordur?

Acaba babaları, ağabeyleri, amcalar… öldürülmüş; evleri defalarca dozerlerle başlarına yıkılmış ve oyuncakları sadece ‘taş’ olan Filistinli çocukların gözlerine bakabilecek mi, “başkan” BUSH?

Bakabilirse çocukların gözlerine şayet- o gözlerden kendisine ve şahsında ülkesine duydukları nefreti okuyabilecek mi bay başkan?

“Başkan” BUSH  Filistin sokaklarında çocuklarla karşılaştı diyelim… Çocuklar “başkan”ın etrafını sardığında! başlarını okşamak ister! “başkan”… ve bir çocuk başına uzanmakta olan “başkanın” elini o küçük elinin tersiyle itip çocukça sorular sorsa kendisine -diğer bir çocuk bizler de anlayalım diye Türkçe’ye tercüme etse soru ve cevapları- nasıl olur, bakalım…

“Babalarımız, ağabeylerimiz, kardeşlerimiz başkanı olduğun ABD’nin desteklediği, para, silah verdiği İsrail Devleti tarafından acımasızca öldürüldü, senden nefret ediyoruz, ne diye geldin mübarek topraklarımıza” diye sorsa duyabilecek mi?.. Şayet duyar ise cevap verebilecek mi bu çocukların çocukça! sorularına?

“Akranlarımız sizin İsrail’e verdiğiniz en gelişmiş silahlarla öldürüldüler, hangi yüzle topraklarımıza geliyorsun(uz)” diye sorsalar ‘ama sizin arkadaşlarınız da kocamaaaaaaaaan! taşları İsrail’in o küçüüüüüücük tanklarına! atıyorlardı’! cevabı dışında verebilecek tek bir cevabı var mı acaba?

“Sevgi yiğitlerinin diyarından erlerin selamıyla” söze başlayan bir çocuk;

“Bütün inançlara, ırklara, düşüncelere eşitlik ve özgürlük isteyen erdemli insan ŞİKAKİ amcamızı katleden MOSSAD çirkefini nasıl olur da desteklersiniz” sorusuna BUSH;

“Kafamı bozmayın sonra MOSSAD sizin ülkenizde de erdemli dediğiniz insanlar hakkında gerekeni yapacak” narası dışında bir cevap bulabilecek mi?

“Felçli, boynundan aşağısı tutmayan bu aziz halkın ve insanlığın erdemli yaşamasından öte gayesi olmayan Ahmet YASİN dedemizden ne istediniz” diye sorsalar; ‘ama şeyh tekerlekli sandalyesiyle bomba, uçaksavar, tank-top taşıyordu’ yalanı dışında söyleyebileceği bir sözü, bir başka yalanı var mı?

Ya da Filistinli çocukların “işte biz de büyüdük büyüyeceğiz, zalime asla boyun eğmeyeceğimizi de çok iyi biliyorsunuz bizi niye öldürtmediniz, ne(yi) bekliyorsunuz?” sorusuna; ‘taşla falan oynamayın, oynarsanız gereği yapılacak’ cevabı dışında verebilecek cevabını ben merak etmiyorum, ya siz?..

“Dünyanın hiç bir yerinde halkın seçtiği hükümetin bakanları bir başka ülke tarafından tutuklanmadığı ve bu durumun asla kabul görmediği halde seçilmiş ve yasalarımızca meşru olan hükümet üyesi bakanlarımızı İsrail’in tutuklamasına neden seyirci kalmakla yetinmiyor; üstelik bu insaf ve hukukun kabul etmeyeceği tutumu alkışlıyorsunuz” diye sorarlarsa; ‘ama bakanlarınız bizim düşmanımız olan halkınız tarafından seçildi’ demekten başka acaba ne cevap verir diye merak eder misiniz?

Diğer bir Filistinli çocuğun “biz İsrailli çocuklarla kardeş olmak; savaşsız ve şiddetsiz yarınlar kurmak istiyoruz, ama siz güçlü büyükler! niçin akranlarımızla düşman olmamız için var gücünüzle çalışıp biz çocukları kin ve nefretle besliyorsunuz?” diye sitem etseler; ‘sizin dostluğunuz bizim bölge üzerindeki emellerimize terstir’ cevabı dışında ne cevap verir diye merakla bekler misiniz?

Hayır hayır, bu yolculuğu bundan sonra sürdüremeyeceğim. Zira “bu yük bu sıklete ağır geldi…”

Evet, eğer bu yolculukta Filistin’e gitmiş olsaydım;

Bütün katliamlara rağmen hem özgürlük mücadelelerine devam eden ve hem de İsrailli çocuklara kardeşlik ve evrensel barış mesajları göndermeyi inancının gereği gören, babalarına yakışan başta ve yaşta olan çocukları alıp alınlarından öperek, onlar için yeteri kadar bir şey yapamamanın utancını daha fazla yaşamadan bir an önce ülkelerini terk edecektim.

________________________________________

[1] Başkan sıfatını tırnak içine almamın sebebi tarihte bütün ülkelerin kendisine “başkan” diye hitab ettiği iki şahsiyetten biridir “başkan” BUSH. Diğeri ise Ünlü SEZAR’ (lar)dır. Zira Roma İmparatorluğu gücünün zirvesindeyken SEZAR dünya tarafından kabul görmüştü. Zihin dünyamızın nasıl yönlendirildiğinin açık örneğidir bu.

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.