Ara 31 2009

Devletin Sırrımı? Yoksa “Sırrın” Devletimi!

Published by at 00:03 under Mehmet ALPEREN

yazdır / print
Son zamanlarda kozmik oda tartışması, özel kuvvetler, vs gibi eskiden beri ismini işittiğimiz ama bir türlü hakkında sıhhatli bir bilgi edinemediğimiz bu yapı tartışılıyor. Bir hâkim içeri giriyor ve dokümanları belgeleri veya amiyane tabirler devletin sırlarını inceliyor!Birçok soru var soru içinde, zaman inceliyor boru içinde. Ve Üstat Necip Fazıl Beyin ifadesi ile” Akıl olmazların zoru içinde

Peki, anlaşıldı. Hassas bir mesele. Devlet sırrı bu oyuncak değil. Ama merak işte. Burada bir şeyin savcılardan bile gizleyecek kadar “ sır “olmasında kıstas ne?

Başka soru;

Devletin sırları var mı? Varsa neler olabilir? Bilimsel araştırmalarımı yapılıyor orada? Sahtekâr bilim adamlarının göz nuru çalışmalarımı korunuyor burada? İnsanlık adına bilim adına medeniyet adına atılan ciddi adımlar mı gizleniyor burada?

Devlet sırrı kimden korunur? Elbette yabancı ajanlardan ve  yerli hainlerden. Peki Amerika tarafından kurulduğu iddia edilen ve yıllarca da Amerika Subayları tarafından eğitildikleri iddia edilen bir birimde nasıl bir devlet sırrı korunur acaba? Bir ülke başbakanının bile haberi olmadığı bir kurumdan Amerika’nın haberi var ise! Burada sırdan söz etmek ne kadar mümkün? Yoksa bu sır sadece bu ülke insanlarına mı karşı korunuyor? Yoksa bu sırlar bu ülkenin parlamentosuna karşımı korunuyor? Öyle ya irtica tahdidi diyerek vatandaşların fişlenmesini bu kurumda yapıyorlarsa bunun başka mantıklı izahı yok. Buradaki devlet sırrı değil, herhalde devlet içindeki “sır devletin”  sırlarıdır.   

Ayrıca Genelkurmay başkanlığına bağlı bir birimde ne gibi sırlar saklanır? Devletin sırları neden genelkurmay başkanlığında saklanmıyor da, bağlı bir birimde saklanıyor? Başka güvenilecek sağlam yer yok mu? Daha da önemlisi buradaki evrakların sır olduğuna kim karar veriyor? Darbe heveslisi generaller mi?

Başka sorula;

Savcılar neden içeri giremedi? Kim izin vermedi? Neden izi verilmedi? Sanırım savcıya güvenmediler devlet sırlarını? Öyle olmalı ki hâkim tek başına girdi içeri ve inceleme yapıyor. Peki, hâkime neden güveniliyor? Onun farkı ne? Bu “ güven” ortamını kim sağlıyor? Kimler karar veriyor? Filana güvenin, filana güvenmeyin.

Savcı cumhuriyet savcısı değil mi? Taraf olarak düşünürsek, Savcı Cumhuriyet taraftarı değil mi?

 Son olarak. Tek başına bir hâkim on binlerce belge içinde ne yapacak? Ali babanın kırk haramiler mağarasında haftalarca durup paraları saydığı gibi herhalde hâkimde haftalarca kozmik odada tek başına ne yapabilirse onu yapacaktır. 

Peki, ne olacak dersiniz? Bana kalırsa bir kişini ikna edilmesi daha kolay olacağı için, hiçbir şey olmayacaktır hâkimin elinde.

Göreceğiz birlikte.

“ Üst üste  sorular soru içinde/ Akıl olmazların zoru içinde” Necip Fazıl     

 

3 responses so far

3 Responses to “Devletin Sırrımı? Yoksa “Sırrın” Devletimi!”

  1. Halil DAĞon 31 Ara 2009 at 01:32

    “Burada bir şeyin savcılardan bile gizleyecek kadar “ sır “olmasında kıstas ne?” demişsiniz.
    Bir kıstas var mı bilemem ama buradaki şeylerin savcılardan kesinlikle gizlenmesi gerektiği son bir yıl içinde apaçık ortaya çıktı…

    Niye derseniz, savcıların odasında ya da sorgu yerinde zanlılara yada soruşturulan kişilere sorduğu soruların ve cevapların detayları daha savcılık makamınca kağıda kaleme dökülmeden “TARAF” medyanın eline geçiyorsa savcılardan bırakın bu gizlilikte şeyleri herşeyi saklamak gerekir.
    Adamların ağzında bakla ıslanmıyor ki el insaf…

    Gerisi mi? Bence teferruat gibi geliyor.

  2. mehmet alperenon 31 Ara 2009 at 01:47

    katılmıyorum. sonuçta haber sızmasının savcılıktan kaynaklandığına dair hiç bir emaner yok. Zaten savcılığın eline geçen bilgileri verenlerde aynı bilgileri medya iel paylaşırlar. mesela daha önce ortaya atıla n darbe günlükleri savcılıktan evvel yayınlanmıştı. Bu ve buna benzer bilgilerin medyay ya sızması savcılıktan olduğu kanatinde değilim. Bu düşüncede olmamaın en basit sebebi ise şudur. Savcılık soruştıurmasını bitirmeden zaten bilgiyi kimse ile paylaşamaz. Eğer paylaşsa idi bu zamana kadar bu soruşturmalar sıhhatli yürümezdi. Şu gördüğün kişilerin çoğu medyadan öğrenirdi. Ve dalan gibi burnu kaşınır amerikaya tedavi(!) olamaya giderlerdi. Bence medyaya sızan haberleri savcılıktan değilde savcılığa ualaşan kaynakalrda aramak gerekir yinede en doğruyu allah bilir

  3. Halil DAĞon 31 Ara 2009 at 02:01

    Sağlıklı yürümezdi demişsiniz…
    Sağlıklı yürüyen ne var.
    Ben hukuk mekanizmasının artık iki üç parçaya bölündüğünü kör gözümle bile görüyorum.
    Ve hiç bir soruşturma vs. sıhhatli yürümüyor…

    Sadece savcının ve onun emrindeki bir kaç memurun bilebileceği bir bilgiyi ben elde ediyorsam, o savcı resmen gastecilik yapıyor demektir.
    Belki direkt kabahati olmayabilir ancak emrindekinin vukuatından direkt kendisi sorumludur.

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.