Oca 13 2010

Hepimiz Romanız

Published by at 00:04 under Ahmet AY

yazdır / print
HEPİMİZ ROMANIZ

Uygar dünya demografik çeşitliliği, toplumsal farklılıkları zenginlik, zenginlikleri de kendileri için “fazladan bir nimet” görmelidir. İnsanlar bunun etnik, dini, düşünsel ayırımını yapmadan her kesimi –kendi cinsinden olmalarından kaynaklı- saygın addetmeli ve “insan”lık görevi gereği bunun ağır sorumluluğunu hissetmelidir.

Son zamanlarda yaygınlaşan atomize anlayışın Romanlar üzerindeki denemesi üzücü değil kahr edici olduğu kadar insanlıkla imtihanımızın tezahürü olduğu inancındayım. Zira vatandaş vatandaştır demek bile eksik kalacağı için insandırlar hepimiz gibi romanlar. Elbette yaşantıları; örf ve adetleri, kültür ve inançları da kimilerine aykırı olabilmektedir. Bundan daha doğal bir şey olamaz zaten.

Çeşitli bahanelerle Romanların yerlerinden kovulmasına yönelik teşebbüslerin ve sonuç olarak başka yerlere göç ettirilmesinin hukuki hiçbir mesnedinin olamayacağı gibi insanlık namına da izah edilir bir yanının bulunmadığı da muhakkaktır.

Sahiplik duygusunun bencil, tahammülsüz, zorba ve dışlayıcı mantığı hiçbir dönemde insanlık ailesine kazandırdığı bir yönü olmamıştır.

Bizim ülkemizde yaşayan, vatandaş olan, devletin ve halkların esenliğini zedelemeyen unsurların baskı hissi taşımaları insanın insan kardeşiyle imtihanıdır dedik. İnsanlık ailesi çağlardan beri çalkantılı süreçlerle veremediği bu sınavı maalesef 3. bin yıla girerken de hem de AB vatandaşlığını zorlayan bir ülkede görüyor olması tek kelimeyle utanç vericidir.

İnsan sayısı kadar farklı düşünce ve inancın olması ve kabul görmesi gerekirken bizler hala Kürt-Türk, Alevi-Sünni, inanan-inanmayan çatışmalarının ziyanını yaşıyorken bunlar yetmemiş gibi Romanları sorun yapma lüksünü yaşıyoruz.

Bu ülkede vergi verilirken, askere alınırken, eğitim alınır-verilirken, diğer hizmet modellerinden yararlanılırken Roman olanlara farklı bir uygulama söz konusu oluyor mu?

En ilkel kabilelerin bile “ıslah” olduğu bir dünyada bizler hala zenginliklerimizi oldukları gibi bağrımıza basamıyorsak kendimizi; vicdan ve en kaybedilmemesi gereken değerlerimizle ilişkimizi sorgulamalıyız.

Kimse kimseden anlayışından dolayı hesaba çekme hakkını kendisinde göremez. İnsanlık değer üreten, değerlendiren ve beraberinde devredilemez değerli (erdemli) bireyler sayesinde esenlik bulabilir. Yoksa insanlık âlemi kendi niteliklerinden kopup bir daha yüzlerce asır bugünkü seviyeye gelemez.

Tahammülü değil saygıyı hak eden insanlık ailesindeki çeşitliliği sorun yapmak din, vicdan, hukuk ve akılla bağdaşmadığı gibi ortalama akla ve vicdana sahip olanlara da uyan bir durum değildir. Bu toplumda bu kadar olumsuz karakterleri barındıranlarımızın olmamasını temenni ediyorum.

O zaman ortalama akla sahip olanların yaşanan olumsuzluğa dur diyecek söylem ve sözlerinin net ve belirgin bir şekilde ortaya çıkması gerekmektedir.

İnsanımız kararını vermelidir;

İnsanca yaşamak için “insan” olmak yeterli midir değil midir? Bilmediğimiz kriterleri bilme hakkımızın olduğu inancındayım.

Her ne sebeple olur ise olsun hiç kimse daha çok vatandaş, daha çok pozitif ayırımcılığa tabi değildir ve olamaz.

8 responses so far

8 Responses to “Hepimiz Romanız”

  1. Halil DAĞon 15 Oca 2010 at 02:00

    Ermeni oluyoruz, Kürt oluyoruz, Roman oluyoruz, öteki oluyoruz, beriki oluyoruz da niye Türk olalım denince hopluyoruz o zaman?

    Bütün bunlar bölücülükten başka bir şey değildir maalesef. Herkese ayrıcalık, Türk’e gelince, “sus! bölücü” olursun.

  2. Ahmet AYon 15 Oca 2010 at 10:25

    Sayın DAĞ;
    Türk olduğumuz günleri, yazıları, marşları neden hatırlamıyorsunuz.
    Malazgir’te Türk idik, Çanakkale, Dumlıpınar, KIbrıs, Kore’de Türk idik.
    Yetmediyse;
    Bir Kürt olarak 6 yaşımdan itibaren “Türküm, doğruyum, çalışkanım…” dedim; yetmedi “varlığım Türk varlığına armağan olsun” dedik. En son “ne mutlu Türküm diyene” dedik.
    El insaf Romanlara destek amaçlı bir ifadeden neden bu kadar rahatsız oldunuz ki?
    Saygılar.

  3. hasan hüseyin yuvaon 15 Oca 2010 at 17:05

    sayın ahmet ay’a katılıyorum ve de eklemek gereken en önemli şeyi söylemek istiyorum .hepimizin nüfus cüzdanında türkiye cumhuriyeti yazmıyor mu daha ne ortalığı karıştırmaya gerek yok …

  4. vedud muraton 15 Oca 2010 at 19:15

    dikkat! edildiyse sayın dag ve sayın özaltın kardeşlerimiz. nedense başka bir deyişi kabul etmezlerken başkalarınında . kabul etmelerine tahmul etmedikleri gibi .tahamul edenlere dahi ( fikirlerine ) saygıda bile kusur aramaya başlıyorlar . ben bir kürt vatandaş olarak 6 yaşımdan beri bildim bileli gurur duyarak ve içtenlikle ”Türküm, doğruyum, çalışkanım…” dedim;
    demeyede devam edeceğim
    müslüman türk evladı kürt evladı far etmeksizin dini müslüman olan biri olarak ülke olarak hepimiz hırant dink cinayetinde ne demiştik sayın dağ da sayın özaltında bu ifadeleri kulanmamışlarmıydı şimdi neden? rahatsız oldular acaba …
    yazarı bu değerli yazısı için saygıyla selamlıyorum….

  5. Halil DAĞon 16 Oca 2010 at 05:50

    Burada bir kafa karışıklığınız olduğunu düşünüyorum.
    Çünkü, Malazgirtte, Çanakkalede ya da şurada burada hiç bir zaman hiç kimse sizi etnik olarak Türk etmedi, Türk etnikliğine zorlamadı.
    Sizin şimdiye kadar olduğunuz “TÜRKLÜK” bir etniklik durumu değildir.
    Ancak şimdi burada bahsedilen şu ya da bu olma durumu her halükarda birleştirici kavramın dışına doğru bir sapmadır.
    Yoksa kimse Kürt’ü Kürt olmaktan alıkoymadı.
    Ama bunda ısrar edilirse bunun sonu Kürtlükte ya da başka bir şeyde ısrar edene Kürtlüğü verilir, TÜRK olma hakkı da elinden alınır.
    Ne var bunda diye düşünebilirsiniz. Ancak bugünkü Türklük kavramının dün yerini dolduran Osmanlılığı reddedip Araplığı isteyenleri hatırlayın derim.
    Bilmem demek istediğimi anlatabildim mi?
    Selamlarla

  6. Ahmet AYon 16 Oca 2010 at 14:28

    Sayın DAĞ,
    Eğer Kurucu felsefe özellikle İ. İNÖNÜ döneminde red ve inkar dayalı asimile projesini devlet eliyle yürürlüğe koymamış olsaydı sizi anlamakta sıkıntı yaşamazdım.
    Ne varki jakoben bir anlayışla kardeşlik beyninden vuruldu. PKK bunu tırmandırarak derinden de öte yaraladı.
    Sorun Türkler Kürtleri hukuki bağlayıcılığı olan normlarla ebediyyen kardeş olarak kabul edecek mi?
    Hala ümit varım ve bundan öte yolun olmadığına inanıyorum.

  7. vedud muraton 17 Oca 2010 at 22:22

    Ancak bugünkü Türklük kavramının dün yerini dolduran Osmanlılığı reddedip Araplığı isteyenleri hatırlayın derim.
    Bilmem demek istediğimi anlatabildim mi?

    sayın DAĞ,

    osmanlı evlatları olarak osmanlıdan sıyrılmışlığı rediyede üzerinize yoktur sanırım varsa bir türklük yoksa bir türklük neden anlamaya çalışmıyorsunuz. bizim davamız İNSAN eksenli KARDEŞLİK eksenli HAK eksenli HUKUK eksenli bu neden birilerini rahatsız ediyor ???? anlamış değilim. yukarıdaki naklinizden de anlaşılacağı gibi yakma yıkma politikanızın eserleri .unutulmadı unutulur cinsden dedeğiller . ama bizim etnikliğimiz zoraki yaptırımların karşısında durmuştu malazgirt e de çanakale de de şu varki hatırlatmak istediğinizi biz çok iyi anladıkda sizin İNSAN,KARDEŞLİK,BARIŞ,HUZUR KAVRAMLARINDAN NE ANLADIĞINIZI BİR TÜRLÜ ANLAYAMADIK
    YADA SİZ Mİ ANLATAMADINIZ ??????
    Selam ile

  8. Halil DAĞon 17 Oca 2010 at 23:37

    vedud arkadaşım,
    1 – yorumlarına dikkat etmeni rica ederim, aksi durumda hepsini silerim…
    2 – reddiye derken neyi kastettiğini anlamış değilim?
    kim neyi reddediyor? anladığını izah edersen bir cevabım olur düşüncesindeyim.

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.