Kas 30 2009

Hüzünlü Kimlikler

Published by at 00:02 under Yakup HALICI

yazdır / print
Bayramın bu son gününde hüzünlü olmam lazım, çünkü işte yine güzel bayramlardan birini daha (Azerilerin deyimi ile) yola saldık.

Ve on-yirmi yıl sonra “ne idi o eski bayramlar” deyip bugünleri hasretle yad edeceğiz.

Şimdi diyeceksiniz ki “bu bayramın nesini anacağız, tatsız- tuzsuz, yavan mı yavan bir bayram geçiriyoruz”. 

Aslında size,  köşe yazılarıma başlayıp bu köşede yer tutuğum gün söylemeliydim.Çiftliğimdeki baba yadigarı  kırk yıllık  meşe ağacımın altında  mal-u hülyalara dalarım.Kafamdaki  ne kadar “cins” düşünceler varsa hep burada aklıma gelir,onları burada fikirleşirim.

Bu aktüel bilgiyi verdikten sonra  konumuza dönelim,

Siz ne düşünürseniz düşünün, eski bayramların hasreti ile yanıp tutuşun, yirmi yıl sonra – eğer ömrümüz var ise-  beğenmediğimiz bugünün bayramlarını  yana yakıla arayacağız.

Peki  bizi  böyle geçmişe hasret uyandırıp günümüzden  hoşnutsuz kalacağımız, bir başka ifade ile günümüzden kaçırıp geçmişin hayali ile yanıp tutuşturan ruh-i haliyemiz nereden ileri geliyor?

Bu arada şunu bilesiniz ki bu sorunun cevabını  dört-dörtlük  verebileceğimi zannediyorsanız yanılıyorsunuz, ben  sıradan mal-u  hülyalara dalan birisiyim. Sadece sesli düşünüyorum ve bunları sizlerle paylaşıyorum.

İçinizden birisi  itiraz edip “sen ne dersen de yanılıyorsun, eski bayramlar daha güzeldi diyecektir ve bir örnek verecektir, mesela” diyecektir,

“Eskiden bir pantolon diktirmek için dahi terziden bir ay öncesinden  sıra alırdık. Terziler aldıkları siparişleri  yetiştirebilmek için sabahlara kadar çalışırlardı,hatta bir keresinde bayram namazından  on dakika  önce   pantolonu terziden alıp yeni pantolonla bayram namazına gitmenin hazzını yaşardım,şimdi nerede böyle sevinçler,heyecanlar”

Bunu diyen arkadaşım babasının ihtiyaçla bayram sevincini bir araya getirerek  bütçeyi denk düşürmeye çalıştığını söylesem  içinin burkulacağını biliyorum, ama maalesef gerçek. Çünkü eskiden almayanın kovalandığı her köşe başında sudan ucuz pantolonlar satan dükkanlar yoktu.

Yada  başka bir okuyucu arkadaşımın  “eskiden dost akraba ziyaretlerimiz olurdu, şimdi  alt  kat komşumuza dahi  gitmeye üşeniyoruz” dediğini duyar gibi oluyorum.

Eskiden insanların sevgiden öte  ekonomik olarak  bugünden kat-kat fazla  birbirilerine  bağımlı olduğunu ve bununda insani ilişkilerde çok önemli rol oynadığını söylersek  acaba  yanlış mı demiş oluruz, yada onun tatlı hayallerine “maydanoz mu” olduk şimdi?

Bizler,özellikle  yaşı artık kemale erenler  eski bayramları çok özlerler.Çünkü o devrin yaşam tarzı daha toplumcu idi. Teknoloji ve ekonomik şartlar gereği öylede olması gerekirdi.

Bugün,  çağın  yaşam şartlarından dolayı bireycilik ve buna bağlı olarak  “maddiyatçılık”  daha ön planda. Hal böyle olunca,  kaçınılmaz olarak bugünkü bayramları bu şekilde yaşamak zorundayız.

Peki, geriye dönüp eski bayramlara yanıp tutuşup ah-u zar ediyoruz da, günümüzü analiz edip kendi  kimliğimize uygun yaşam şatlarını oluşturmanın, yada  bir başka ifade ile günümüzün teknolojine ve ekonomik yaşam tarzına uygun kültürel yapımızı yeniden şekillendirmenin   derdinde neden olmuyoruz………..

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.