Şub 01 2010

İMO Ankara Şubesi 19. Genel Kurulu

Published by at 00:02 under Mustafa YOLCU

yazdır / print
İMO. ANKARA ŞUBESİ 19. GENEL KURULU

23.01.2010 Tarihinde yapılan 19. Genel Kurulu herhangi bir sataşma, tartışma olmadan medeni bir şekilde başlayıp aynı şekilde bitti.Genel kurulda söz alan konuşmacılar satır başları ile şunları konuştular:

Demokrat olmadan çağdaş olunmaz, çağdaş olmadan demokrat olunmaz.

Bu gün ki iktidar demokrat olduğunu söylüyor. Bu kafa yapısını değiştirmeden, çağdaş olmadan demokrat olunur mu?

Biz dünyaya soldan bakıyoruz.

Tekel işçilerinin grevi sınıf dayanışmasının en iyi örneğidir.

En iyi demokratik açılım orada yapılmıştır. Bitlislinin çadırında Bursalı, Bursalının çadırında Siirtli omuz omuza beklemektedir.

Genel kurul temsilcileri olarak gidip tekel İşçilerinin bu haklı mücadelesini kutlamamız yanlarında durmamız lazım.

Sınıf dayanışmasını sürdürmeliyiz.

Dün Amerikan 6. filosuna karşı yürüttüğümüz eylemlerde komünizme karşı mücadele dernekleri bize karşı faaliyet sürdürüyorlardı.

Şimdi bakın bakalım. O dernek yetkilileri neredeler. Nerde duruyorlar. Darbecilerin neresindeler?

Bir konuşmacının dile getirdiği geçmişte Başbakanlık yapan üç mühendis kişiden Demirel ve Özal ı tasvip etmelerinin mümkün olmadığı.

Süleyman Demirel in bu ülkeye neler yaptığını herkesin bildiğini. Özal ın ise 12 Eylül döneminin ürünü neticesi olarak ortaya çıktığını. Yaptıkları icraatların herkezce malum olduğunu.

Erbakan kısa bir süre başbakanlık yaptığından onun hakkında bir şey konuşmak istemediklerini.

-“Biz dün boğaz köprüsüne karşıydık. Bu günde karşıyız. Geçmişte boğaz köprüsü yapılırsa boğazın iki yakası Karadeniz’e doğru rant sahasına döner demiştik. Şimdide öyle oldu. Boğazın iki yakası rant sahası olarak parsellendi.”

İki ayrı konuşmacıda meslek esaslı olarak konuşma yapmayacaklarını, konuşmalarını politik olarak sürdüreceklerini bildirdiler.

Bir konuşmacı- CHP nin Kürt açılımına karşı çıkarak tamamen devletçi bir yapıya büründüğünü söyledi.

Halen yönetimde bulunup, demokrat mühendisler gurubundan yapılacak olan seçimlerde aday olduğunu söyleyen kişide:

– “ İMO Ankara şubesi yönetiminin tamamen İMO kontrolünde hareket ettiğini. Her şeyi merkez odadan beklediklerini. Olanları anlatsalar 300 sahife kitap olacağını. Önemli bir icraat ortaya koyamadıklarını. Çalışma raporunun bile diğer dönemler ile aynı olup, sadece rakamların güncellemesinin yapıldığını.

Bu sebeple demokrat mühendisler gurubunun adayı olduğunu” belirtti.

Bir konuşmacıda – “ Oda gelir ve giderlerinin şeffaf olarak yansıtılmadığını, kurslardan çok gelir geldiğini. Buradan bu kadar gelir getirmenin ne anlama geldiğini anlamadığını.” Söyledi.

Kongrede bende söz alarak aşağıdaki yazılı konuşmayı yaptım:

İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI

GENEL KURUL BAŞKANLIĞINA

Kongre mühendisin, mühendisliğin konuşulmadığı, şartlarının tartışılmadığı politize olmuş   

Bir kongre havasına girmiştir.

TMMOB ve İnşaat Mühendisleri odasına iki ayrı konuda başvurum vardı.

1. Başvurumu- SPK nın kararı ile düzenlenen Gayrimenkul Eksperliği konusu ile ilgili yapmıştım.

Bu konuda SPK ilk aldığı kararda Gayrimenkul Eksperliğini mimar- mühendislerin yapması şartı getirilmişti. Normal olan karar bu idi. Eksperlik teknik nosyonu gerektiren bir konu idi.

Daha sonra bu karar değiştirilerek 4 YILLIK ÜNİVERSİTE MEZUNLARININ Gayrimenkul Ekspertizliğini yapabileceği şartı getirildi.

TMMOB yaptığım başvuruda yanlış olan bu kararın düzeltilmesini, gayrimenkul ekspertiz liği işinin mimar ve mühendislerce yapılmasını istemiştim.

Maalesef oda dokümanları ile başvurmama rağmen konuyu ciddiye alıp, üzerine gitmedi. Mühendisin hakkı korunmadı. Gayrimenkul Ekspertizlik işi herkesin işi haline dönüştü.

2. Başvurumu – Maliye Bakanlığının aldığı bir karar ile vergi mükelleflerinin şifre karşılığı beyannamesini verebilmesi konusu idi.

Bu karar çıktıktan sonra mimar mühendisler, doktorlar, avukatlar beyannameyi mali müşavirler vasıtası ile verecekler şeklinde değiştirilmişti.

Bunun üzerine Barolar birliği devreye girerek avukatları bu uygulamadan çıkararak şifre almalarını sağlamıştı.

Baronun bu kararı ve dokümanları ile birlikte İnşaat mühendisleri odasına müracaat ederek Mühendislerinde beyanname vermek için şifreden yararlanarak beyanname vermesinin sağlanmasını istemiştim.

 Maalesef odamızı bu konuda da harekete geçiremedim. Soruna sahip çıkmadılar. 2008 de ben işi bıraktım sonra ne oldu bilmiyorum. Ama bu oda ne işe yarayacak? Hep mitinglere mi katılacak? Mühendislerin sorunlarına kim sahip çıkacak? Bu konuda bir şeyler duymak istiyorum.

MİMAR VE MÜHENDİSLER KANUNU 1938 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun günümüz şartlarına göre yeniden ele alınması, düzenlenmesi gerekmektedir.

Mühendisin Kamu yönetimindeki yeri ve önemi yeniden değerlendirilip kanundaki yerini almalıdır.

Günümüz devlet yönetiminde MÜHENDİSİN KARAR MEKANİZMASINDA YERİ BULUNMAMAKTADIR. Karar mekanizmalarında diğer idari meslek mensupları bulunmaktadır.

Mühendis Devlet yönetiminde karar mekanizmalarında yerini almalıdır. Hakları buralarda korunmalı sahip çıkılmalıdır.

Kamuda teknik denetimi çoğunlukla teknik olmayan okul mezunları yapmakta, mühendisi yanına yardımcı olarak almaktadır.

Teknik denetim mimar ve mühendislerce yapılmalıdır. Bu sağlanmalıdır.

Her ilde bir vali yardımcısı mimar- mühendis olmalıdır. İl yönetimine mühendislerde katılmalıdır. Bu uygulama İçişleri Bakanlığınca sağlanmalıdır.

Kanunlarımızda mühendisin Vali olmasını da engelleyen bir kayıt yoktur. Ama mühendis Vali yapılmamıştır.                                   

Mahkemelerde teknik konularda hak dağıtımında mimar ve mühendislerde bulunmalıdır. Teknik konuyu bilmeyen hâkimler bunu bilirkişiler yardımı ile yürütmektedir. Hukuk nosyonuna sahip hâkimin teknik konuya bakış tarzı ayrı, bizim bakışımız ayrıdır. Bu durumda dava dosyaları karara dönüşürken yanlış karar verilmesine yol açabilmektedir.

Teknik konuların görüşüldüğü mahkemeler kurul mahkemesine dönüşmeli, ihtisas mahkemeleri oluşmalı, bu mahkemenin bir üyesi mühendis olmalıdır.

Odalar Devlet yönetimine bu taleplerimizi iletmelidir. Mühendisin ağırlığı yönetimde oluşmalıdır.

Kıskanarak söylüyorum Barolar oda olarak meslek mensuplarının haklarını, ayrıcalıklarını çok iyi korumaktadır. Avukatı koruyan kanunlar bulunmaktadır. Mühendisi koruyan kanun niye yoktur?

Peki bizim haklarımızı kim sağlayacak?

Bizim ayrıcalıklarımızı kim sağlayacak?

Bunu sağlayacak odalarımız neredeler, ne yapmaktalar. Bunu kendilerine sorup bize burada cevap vermelerini istiyorum. En azından bize bir şeyler yapacaklarını vaat etsinler. Bir talep ile odaya geldiğimizde bizi ciddiye almasını bilsinler.

Vaatlerini de yerine getirsinler.

Şu anda asgari ücret ile çalışan mühendis bulunmaktadır. Bu durum biliniyor mu? Odanın ücret tarifeleri ne işe yaramaktadır. Mühendis mühendisi asgari ücret ile çalıştırıyorsa, yıllık 1000.-TL ye TUS belgesi imzalanıyorsa bundan kim sorumlu olacaktır?

Lütfen sırca saraylardan çıkıp, yaşanılan gerçekleri görelim. Ne yapacağımızı düşünüp karar verelim.

Mühendisin sahipsizliğine, haklarının elinden alınmasına son verelim.

Mustafa Yolcu

İnşaat Mühendisi

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.