Oca 08 2010

İran’da Neler Ol(m)uyor?

Published by at 00:02 under Mahmut Celal ÖZMEN

yazdır / print
Kitlesel protestolar Tahran sokaklarında yeniden boy gösterdi. Batı medyası olaylara geniş yer ayırdı. Aşure günü İran’ın ana şehirlerinde gerçekleşen kitlesel protesto ve güvenlik görevlilerinin sert müdahalede bulunduğu görüntüler Batılı haber kanallarının birinci haber malzemesi oldu.

Aşura günü çıkan çatışmalarda ölüler olduğu bildirildi. Sayıca az olmasına rağmen 12 Haziran 2009’dan beri sürdürülen gösterilerin temelinde cumhurbaşkanlığı seçimlerine itiraz olduğu bildirilmektedir. Kaybeden reformcu adayların İranlıların duygularına karşı olmadığı, aksine bunu savunmak için hareket ettiklerini söylüyorlar. Bunun için uzun süredir görevdeki İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad ve onun politikalarına karşı, seçim yasalarının değiştirilmesi, seçimin yenilenmesi, seçim sonucunda sahtekârlık yapıldığı iddiası ile seçimin yeniden yapılması istekleri ile sokaklara çıktılar. Batı medyası bu görüşlere her gün yer verirken dünyaya bunun propagandasını yapıp, gösterilerin “özgürlük ve demokrasi” için, İran halkının iradesine temsil ettiğini savunuyorlar.

Seçimlerin Batı kapsamında olmasını isteyen Batı, İslam devrimi karşında durarak Türkiye’ye benzer (!) özgür ve liberal bir istekle reformcuları desteklemektedirler. Aslında bu mücadele ta eskilere dayanmaktadır. Batı İran ile yıllardır bu temelde mücadelesine devam etmektedir. Şah’ın düşüşünün nedenlerinden bir tanesi insanları liberalleştirme talep ediyor olduğudur. Eğer reformist bu kadar grup batı tarafından desteklenirse onlar çoğunluk olacaktı ve ülkeyi yönetecekti.

Batılı muhabirler, bazı gurupların özgürlük ve demokrasinin şevkli birer destekçisi olduğunu bilmektedirler. Bu özgürlükçüler Tahran’da yüksek kesimler arasında bulunabilir, öğrencilerin arasında bunlardan mevcuttur. Birçoğu, İngilizceyi güzel konuşur. Batı bunları diplomat veya medya kurumları hizmetlerine erişilebilir yapmak için çaba sarfeder. Batılılarla konuşabilen olanlardır, böyle insanlar Batılılardan bir devrimin hazırlığı için bilgi alır. Onlar yenilikçiler olup İran Devriminin yanında duranlar değillerdir.

Son ayaklanmalarda batı kaynaklı web siteleri de kullanılmıştır.

İran’da Batı girişimi yeni değildir. Batının İran’ın iç işlerine yakın tarih boyunca sürekli müdahalesi vardır. 1953 yılında ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) İran’a karışmaya başlamıştır. İran petrolleri millileştirilmiş, böylece İngilizlerin etkisi İran üzerinde kırılmıştır. Avrupa yanlısı Rıza Pehlevi’nin devrilmesi için ABD o dönem 75 milyon dolar harcamada bulunmuştur. Mayıs 2007 yılında, ABC News kanalı Başkan Bush’un İran rejimine karşı gizli bir CIA programında yetkili olduğunu bildirdi. İranlı muhalif gruplar gizli fonlarla ve ek olarak Amerika Birleşik Devletlerince çeşitli yollarla tek tek desteklenmiştir.

Perde arkasında ABD destekli İran rejimi Avrupalıların tehdidi altındadır. İngiltere ve Fransa İran’da Amerikan menfaatlerini vurmak için her fırsatı değerlendirirler. İngiliz deniz komandoları Körfezde İran sınırlarına tecavüz etmekte, İran dönem dönem bazı İngiliz askerlerini tutuklamaktadır. Fransa muhalif gruplara yönelik etkin girişimlerde bulunarak ayaklanmalarda dolaylı yönden kışkırtıcı görev üslenmektedir. Ayrıca İran’ın nükleer tesisler inşa etmesi ve bu teknoloji geliştirmek istemesi Avrupalıların baskısı altındadır. Buna yönelik yaptırımlar ise dönem dönem ABD’nin girişimleri ile askıya alınabilmektedir.

Seçimlerle kamuoyuna yansıyan huzursuzluğun derinliklerine bakıldığında devletin birçok alanda başarısızlıklarının da etkili olduğu görülür. 22 milyar dolar dış borcu olan İran ekonomik sorunlarını petrol ve gaz gelirleri ile çözmek için esaslı bir çalışma yürütmüş değildir. Günümüz itibari ile petrol zengini İran gibi bir ülkede 3 milyon işsiz bulunmaktadır. Altyapı birçok alanda yetersiz, halkın ihtiyaçları yerine getirilmiş değildir.

İran nüfusun %30’u İslam devrimine şahitlik etmiş, % 70’i de 1979 sonrası doğmuştur. Yeni gelen nesil ekonomik politikalarda başarısız olan hatta sorunları olan bir süreç içerisinde dünya ile tanışıyor.

Muhafazakârlar da bu nesle hitap ediyor. Bu doğrultuda kurulan gruplar ekonomik çözümler yerine reformcu, özgürlükçü, kadınlara daha çok haklar gibi sloganlarla sokaklara çıkıyorlar. Bu çatışmalar bir yerde ekonomik sıkıntıların üstünü kapatmaya yaramıyor da değil. Devlet ve muhalefet çatışması toplumda isyana yönelik birikimleri törpülüyor. Kabaran duygular birilerinin elinde şekillenerek halkın yükselen tansiyonu düşürülüyor. Şunu rahatça söyleyebiliriz ki; Bazı reform sloganı atan reformistler devlet yanlısı siyasi partilerde çalışıyor veya kilit bakanlıklarda yer almaktadırlar.

İran’da temel sorun aslında İran halkının şu ana kadar gelen hükümetler tarafından başarısız şekilde yönetiliyor olmasıdır. Muhammed Rıza Pehlevi döneminde ilerleme adına İran’ın modernizasyonu üzerinde duruldu. Bu modernleşme birçok alanda ve sosyal reformlardı. Ancak hiçbir şekilde yerli sanayisini oluşturma yoluna gidilmedi, onca zenginliğine rağmen sanayi ve teknolojide dışa bağımlı kaldı. Çok ilginçtir; çıkan petrollerin arıtma tesisleri dahi yapılmış veya geliştirilmiş değildir. Ufak çaplı kurulan birkaç fabrika toplumun işgücü veya ihtiyaçları için yeterli değildir.

Körfezde keşfedilen yeni petrol yataklarından gelen gelir artan yoksulluk ve yoksulluğu durdurmak için kullanılmadı.

Şah döneminde mevcut ekonomik yapı tarım üzerine inşa edildi. Bunda kırsal kesimlerde daha çok yer edinen Molla yapılanmasını memnun etmek veya onları bu alanda bir uğraş içerisinde tutmak gibi bir amaç gütmüş olabilir. Şah 1960’ta sosyal reformlar üzerinde durmuş, Batı kültürüne özentiyi topluma yaymaya çalışmıştır. Batı ürünü reformların uygulanması hatta Şah’ın bu işe ailesini sembol olarak kullanmaya başlaması çoğunluğu Müslüman olan nüfus tarafından olumlu karşılanmamış, yabancılaşmaya yönelik Şah’ın uygulamalarına karşı ayaklanmalar baş göstermiş, Şah’da buna kaba güce başvurmakla cevap vermiştir.

Modern bir ekonomiye sahip olmayan Şah’ın yönetimi despot bir yapıya bürünmüş, meselelere alternatif çözümler arama yerine otoritesinin gücünü kullanarak halkın üzerinde etkin olma yoluna gitmiştir.

Ayetullah Humeyni’nin ‘sembolize’ ettiği ‘İslami Hareket’ Şah iktidarının sonunu getirdi.

İslam Devriminden sonra güç kavgası yıllarca sürdü. Humeyni yönetimi Şah yönetiminden kalan güç odaklarını dağıtmak ve yerine yerleşmek için enerjisini bu yönde sarfetti. İngilizlerin Saddam yönetimini cesaretlendirmesi ile İran 8 yıl sürecek bir savaşın içerisine çekildi.

10 yıl süreyle sürgünde kalan Humeyni’nin devlet yönetimi adına hiçbir tecrübeye ulaşmadığını devrimden sonra yapılan işler ortaya koymuştur. İslam sloganlaştırılarak halk bunla meşgul edilirken insanların ekonomik yaşam standartlarının düzeltilmesi noktasında belirli adımlar atılamadı. Şah gibi Humeyni’de milletin ekonomik sorunları çözmek için hiçbir şey yapmadı.

1997’de reformcular iktidara ezici zaferle Muhammed Hatemi’yi getirdi. Çok sayıda öğrenci reform destekçisi olarak Hatemi’yi izledi. Hatemi açıkça angajmanı için kampanyalarında özgürlük ve demokrasi, Batı değerlerini kullandı. ABD ile çatışma içerisinde gözüken Hatemi yönetimi halkı yıllarca ABD düşmanlığı ile oyaladı. Bu konuda sloganların dışında ciddi bir adım attığı da söylenemez. İran-ABD arasında güvensizlik, düşmanlık sürekli işlenirken İran ABD ekseninden uzaklaşmış değildi. Görünüşte Bush’un gelmesi ile de ABD-İran ilişkileri hiç düzelmedi. Bu süreç zarfında da İran ekonomisinde düzelmeler görüldüğü söylenemez.

Bir yenilik olsun diye muhafazakâr biri olan Ahmedinejad iktidara taşındı. Ahmedinecad ödün vermez bir tavır içerisinde sadece ABD’ye saldırmakla kalmadı İsrail varlığı için de ağır ifadeler kullandı. Bu, halkı sokaklara dökmenin bir yoludur. Meseleler çözülmüş olmasa da halkın dikkatleri sloganlarla dağıtılmıştır.

İran ekonomisi enerji sektörlerinde vazgeçilmez olan gaz ve petrole dayanmaktadır. Suudi Arabistan ve Rusya’dan sonra dünyanın en büyük gaz ve petrol rezervlerine sahiptir.

Ancak 1940’larda inşa edilen enerji altyapısı harap bir durumdadır. Enflasyon ve işsizlik sürekli artmaktadır. Ahmedinejad ekonomiyi düzeltme vaatleri ile de iktidara geldi. Fakat vaatlerini yerine getirecek yeterli ekonomik gücün olmadığını gördü. Teknolojiye sahip olmadığı gibi elde etme noktasında da sıkıntılar yaşamaktadır. Kısa bir süre içerisinde eskimiş olan endüstri çarkını değiştirmesi mümkün görülmüyor. Dolayısı ile de işsizlik sayısı günden güne artıyor.

İnsanlar için Batı hala cazibesini koruyor. Askerden kaçan insanların sayısı günden güne artıyor. Yurtdışına kaçışlar önlenemiyor. Tam sayı tespit edilemese de yapılan anketlere göre (500 bin) kadınların fuhuş sektörüne kaydığı üzerinde duruluyor. Bunun nedeni olarak da yoksulluk ve boşanma gösterilmektedir. Evlenmemek için kaçan genç kızların sayısı da hızla artmaktadır. Geçici evlilik toplumda yaygın bir hale gelmiştir. Ayrıca İran’da çok büyük bir uyuşturucu sorunu var. İran hükümetine göre 1,2 milyon kişi uyuşturucu bağımlısı. HIV hastası sayısı artıyor. Alkol yaygın olarak kullanılabiliyor.

Bütün bunlar batının gözünden kaçmamaktadır. Batı bunları haber konusu, tartışma konusu yaparak İran halkının özgür olmak istediğini sürekli dile getirmektedir.

Ahmedinejad ekonomik başarısızlıkları nedeniyle kendini istediği gibi ortaya koymuş değildir. Ekonomik vaatlerini yerine getiremeyince onu karşısında patlamaya hazır bir bomba olarak buldu.
Ahmedinejad’ın 12 Haziran 2009 seçim zaferi İran’ın başarısız politikalarının bir devamı olarak birçok kişi tarafından görülür. Ahmedinejad 3 milyon işsiz için şu ana kadar hiçbir şey yapmadı. Bu tıkanmışlık gösteriler için bir seçim malzemesi oldu. Batı basını için de bir fırsat.

Mahmud Ahmedinejad ekonomiyi canlandırmak için verdiği vaatleri hayata geçirememesi muhafazakârların başarısızlığını simgeliyor. İran toplumu, her ne kadar İslami eğilimleri ağır basan bir toplum olsa da eğitimli orta sınıflar fakirlik gibi sosyal sorunların Batı sistemleri çerçevesinde çözüleceğine inanıyor. İslam’ı ve ekonomiyi ayrı ayrı düşünüyor. Bu da onları yönetimden İslam’ın uzaklaştırılması anlayışına sürüklüyor. Fakat Batı karşıtı olan İran halkı için muhafazakârlarla bağımlılıkları ve ilişkileri ağır basmaktadır.

Muhafazakârlar ABD karşıtı gözükseler de ABD ile bölgedeki çıkarları koruma noktasında sahne arkasında birlikte çalışmaktadırlar. Tahran İslam Yüksek Konseyi yönetime destek vermektedir. Irak’ta bir parti Tahran’a destek vermeye devam etmektedir. 1988 yılında Irak’ın Şii kesimi Güney İran’ın etkisini sürdürmek için hazırlandı. Amerika’nın siyasetinin bölgede etkili olabilmesi için ISCI (Irak’ta bir parti) Güney grupları ile birçok defa toplantılar düzenledi.

İran Afganistan’da Amerika’nın birçok işinde kolaylık sağladı, Amerika’nın hatalarını örtbas etti. Ayrıca İran Afganistan’ın yeniden yapılanması kapsamında Kabil’deki eğitim programlarına Herat ve Kandahar bölgelerinde katılım sağladı. Şimdiye kadar, İran yaptığı işlerle bölgede Amerika için en dost ülkelerden bir tanesidir.

Şunu belirtelim ki; muhafazakârlar arasında İran’da İslam dünyasını kendi amaçları için kullanan liderler mevcuttur. Onlar İslam Ümmetini başarısız, güçsüz göstermek için onların samimi duyguları ile oynuyor.

Samimiyetsiz liderleri Allah-u Teala mutlaka cezalandıracaktır. Onlar hak ettiklerini mutlaka bulacaklardır.

Eğer İran insanları değiştirmek istiyorsa sicilli/sicili kabarık Batı’yı taklit hatasından kurtulmalıdır.

15 responses so far

15 Responses to “İran’da Neler Ol(m)uyor?”

  1. haliton 09 Oca 2010 at 08:45

    İran’ı tanımayan, bilmeyen; kulaktan dolma bilgilerler ve içinde bir çok bilgi yanlışı bulunarak bir yazı yazmaya kalkması hiç de etik bir davranış değildir. Bilgisayara icat oldu, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan yazar heveslisi kişilere de gün doğdu. Yazar bey, bazı yargılarda bulunuyor ama kanıt sunmuyor. Üzücü…

  2. Mahmut Celal Özmenon 09 Oca 2010 at 17:56

    İran’ı tanıyıp bildiğimiz anlamı çıkıyor bu sözlerinizden.. yanlışlarımızı derin bilgilerinizden yardım alarak düzeltmek isterimhalit bey kardeşim.. Bu itirazlarınızı icat edilmiş bilgisayar aracılığı ile yazmıyorsunuz sanırım?! Sayı okur! değerli bilgilerinizden bizi mahrum bırakmaın lütfen..

  3. Halil DAĞon 09 Oca 2010 at 20:22

    halit bey’e
    her kimseniz arkadaşım, sizin iddianızın doğruluğuna inanmak istiyorum.
    bana nerde ne şekilde yanlışlar olduğunu yazarak beni ve diğer bilgilenmek isteyen arkadaşları aydınlatır mısın?

    sayın yazarın bütün bilgilerinin yanlış olduğunu farzediyorum iddianız üzerine. bu yüzden doğruyu ögretmek size düşer…
    eğer ki öğretemeyecekseniz üzerinize düşecek diğer şeyi biliyorsunuzdur eminim…

    Selamlarla

  4. Yusuf YAMANon 10 Oca 2010 at 12:15

    İRAN’da diğer Müslüman ülkeler gibi çöküntü içinde dir. Nedeni: Taklitcilik, ve Yaratma ve Yaşatma yasasına aykırı davranışların getirdiği Ruhsal boşluk

    MÜSLÜMAN ÂLEMİ ÇÖKÜNTÜ İÇİNDEDİR.
    ÇÜNKÜ;
    1. İslam Âlemi, Rabbin gönderdiği Kur’an’i Kerim’in iniş sırasını değiştirerek, yeniden kendine göre düzenlediğinden Rabbine karşı ASİ olduğu için çöküntü içindedir.

    2. Bu değişiklik nedeniyle Rabbin OKU Emrini verdiği ilk Ayetini Alak ismini vererek OKU Emrini gizlemiş olmakla insanları hem Kur’an’ı Kerimi hem de İrşat kitaplarını okumayı unutturduğu için çöküntü içindedir.

    3. Felak ve Nass Surelerini en sona almakla İnsanların Rabbine sığınmasını belirten ayetleri gizlemiş olduğundan Çöküntü içindedir.

    4. OKU Emrini 1. Sıradan 96. Sıraya almakla, Kur’an i Kerim in Okunması, anlaşılması, öğüt alınması gereken bir kitap olduğu gizlenmiş olduğundan çöküntü içindedir.

    5. OKU Emri yerine Fatiha sûresi getiren İslām Âlemi, onun arkasından Maun Sûresini getirme cesaretin kendinde bulamadığı için çöküntü içindedir.

    6. Maun Suresinde insanların gösteriş için yaptığı ibadetlerini boşa çıkardığını belirten sureyi sona koymakla insanların yanlışlar yapmaktan korunmaları gizlendiğinden çöküntü içindedir.

    7. Yüce Yaratan Elçisine; Enam 159 da “Dinlerini parça parça edip gurup grup olanlar, var ya senin onlarla hiç bir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır sonra Allah onlara yaptıklarını haber verecektir’’ derken, İslâm Âleminin içinde bulunduğu Ayrılıklar nedeniyle çöküntü içindedir.

    8. Al-i İmran Suresi 100 ve 105. Ayetleri Din de ayrılığa düşenlere uymayın, Bölünüp ihtilaf edenler gibi olmayın onlar için büyük bir azap vardır, demesine rağmen İslâm Âlemindeki bölünmeler, ihtilaflar gittikçe arttığı için Büyük bir azap ve çöküntü içindedir.

    “Al-i İmran 100. Kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra onlar sizi döndürüp kâfir yaparlar’’
    “Al-i İmran 105. Kendilerine açık deliller geldikten sonra bölünüp ihtilaf edenler gibi olmayın işte onlar evet onlar için büyük bir azap vardır.

    9. Müslümanlar kardeştir o halde kardeşlerin aralarını düzeltiniz diyen, ayetin gereğini yapmayıp kardeşler arasında mezhepsel ayrılıklara sebep olduğu için çöküntü içindedir

    10. Razı edici ve razı olmuş olarak RABBE Dönmenin gerektiğini belirten FECR Suresini 10. Sıradan 89. Sıraya almakla bu önemli husus unutturulduğu için çöküntü içindedir.

    11. “Kim hayır için verir, korunursa malını hayra vererek arınır, yücelir ve yalnız RABBININ Rızası için verir’’ diyen LEYL Suresini 9. Sıradan 92.sıraya almakla insanların birbirine yardım ve karşılıksız olarak RABBİNİN Rızası için vermenin insanı yücelttiğini belirten Sûrenin sonlara alınması ile insanların karşılıksız yardımda bulunmanın gerekliliği gizlenmiş olduğundan çöküntü içindedir

    12. Rabbinin Yüce Adını Tespih et eğer hatırlatmak yarar verirse hatırlat öğüt ver, doğrusu Mutluluğa Ermiştir Zekât veren Rabbinin Adını Anıp Namaz kılan diyen A’LA Suresini 8. Sıradan 87 ci sıraya aldığı için çöküntü içindedir.

    Daha yazılacak çok şey vardır, lakin ders alıp hatadan dönmedikten sonra kime ne diyeyim, kime ne söyleyeyim.
    Rabbin yaratma ve yaşatma yasasına karşı gelip, ego sunu tanrı edinenlere!
    HATALARIN SONU HELÂK OLMAKTIR.
    Yusuf YAMAN

  5. Raşid Abdurrahmanon 10 Oca 2010 at 13:28

    Yusuf Yaman kardeşim yanılgıdasınız

    Henüz Kur-an’ı bütün olarak değerlendiremez durumdasınız. Onun için de sıralamada hata yapıldığı gibi bir değerlendirme içindesiniz. Biliyorsunuz ki ayetlerin sıralaması değil bütün olarak ele alınmasıdır istenen. Felak ve nas surelerinin sonda yer almasında Allah’a sığınılmanın en sona bırakılması anlamını çıkarmanız çok garip. Oysa Kur-an okunmaya Euzu-besmele ile başlanması emredilir, bu da sığınmanın ta kendisidir. Bence sıralama hatası inancınızdan vazgeçin. Çünkü o sıralama da Allah’ın (c.c) muradıdır. Sizce Allah’ın (c.c) “onu biz indirdik, kıyamete kadar da koruyacağız” sözü ne anlam taşır. Lütfen kaş yapayım derken göz çıkramayalım. Korkarım ki gerçek helak nedeni bu yanlış anlayışın yayılmasına neden olmaktır. Allah Aziz ve Hakim olandır. Hükmünde hikmet sahibidir.Ve hiç kimse O’nun hükmünü değiştirecek güce ve kuvvete sahip değildir. Kur-an’da herşey yerli yerindedir. Eğer samimiyseniz sizi bu konuda tevbe etmeye ve tekrar düşünmeye davet ediyorum. Yok eğer maksadınız başkaysa unutmayın ki, Allah (c.c) hesap görmek için hiç acele etmez ama eninde sonunda adamın hesabını görür.

  6. Abdullah H. Ceylanon 10 Oca 2010 at 14:31

    İran’da bir şey olduğu yok. Amerika İsrailin doğu cephesinden Irakı, Afganistanı ve Pakistanuı bertaraf ettikten sonra tek amacı İranıda ortadan çıkartarak İsrailin doğu cephesini Hindistana kadar uzatmayı amaçlamaktadır. Bunun için durmadan provokatif eylemlere başvurmaktadır, Allah muvaffak kılmasın.

  7. fetiheon 10 Oca 2010 at 19:04

    İran ırak ile 8 yıl süren savaştan kaybederek çıkmıştır.Irakta kaybetmiştir.Bizim dinimiz komşu hakkını gözetir.Komşuları ile iyi geçinemeyenlerin sonun hüsran olduğunu söyler.Barış yanlısı olmayan idarecileri iktidar yapan halk kitleleri elleri ile verdiklerin oyun faturasını öderler.Din kelimesinin anlamı”iyi ahlaktır”İyiahlakı sakalda ve örtüde arayanlar,dini yanlışa sokanlar herzaman kaybederle
    Din devlet işlerinde simge ve yaptırım aracı olamaz daha fazla bilgi için ONDOKUZDAN SOHBETLER.COM adresini tıklayınız.ondokuzdansohbetlerde her türlüsoruya cevap verilir.

  8. vedud muraton 11 Oca 2010 at 00:15

    ””’İnsanlar için Batı hala cazibesini koruyor. Askerden kaçan insanların sayısı günden güne artıyor. Yurtdışına kaçışlar önlenemiyor. Tam sayı tespit edilemese de yapılan anketlere göre (500 bin) kadınların fuhuş sektörüne kaydığı üzerinde duruluyor. Bunun nedeni olarak da yoksulluk ve boşanma gösterilmektedir. Evlenmemek için kaçan genç kızların sayısı da hızla artmaktadır. Geçici evlilik toplumda yaygın bir hale gelmiştir. Ayrıca İran’da çok büyük bir uyuşturucu sorunu var. İran hükümetine göre 1,2 milyon kişi uyuşturucu bağımlısı. HIV hastası sayısı artıyor. Alkol yaygın olarak kullanılabiliyor.””’

    yazık yazık ne hallere düşmüş iran .500 bin kadın fuhuş batağındaymış ! ama tahmini imiş peki kardeşim tüm olumsuzluklara rağmen . Bizde durum nasıl ?? hiç araştırdınızmı?? metres tutmak batıdan bizim içimizde sadece ensesi kalınların zevk durumu halindeyken adı metres tutmuşluk oluyorda geçici evlilik onlara mahsus oldu wah lımıne. marmarada iki (2) gemi dolusu uyuşturucuyu sankim iranlılar batırdı gibime geldi ( kısmetim 1 kısmetim 2 ) adamlarda uyuşturucuda had safadaymış wah lımıne .ülkemin en ufak ileririnde bile gece gündüz sokak aralarında değil ha direk cadde başlarında içki satışları yapılan yerler orada mı açılmıştı??? wah lımıne .adamlar ( iran ) lılar ne hale düşmüşler wah wah.

    yusuf yaman …
    kuran ayetlerini kendilerine göre değiştiren halk dan kastınız iran sa yanılgı içindesiniz.

    maun suresini ilk ve son olarak okuduğunuz kesinlik kazanmıştır …..
    ama dikat etiyseniz bakaraya bakarsanız genel ihtivayı anlardınız ilk 5 ayet de iman edenlerin sıfatları verilirken 6-7 ayetlerde kafirlerin sıfatları belirtilmiştir 8 den 21 e kadar sa yamanların tarifi yapılmıştır … yazık yazık bütün bunları iranlılarmı yapmış wah lımıne …

    BİR TÜRK VATANDAŞI OLARAK !!!!! EĞER BÜTÜN BUNLARI İRANLILAR YAPMIŞ VE YAPTIRMIŞLARSA HELAL OLSUN ADAMLAR HEM AKILILAR HEM ÇALIŞKANLAR yazık ya hu başka işiniz yokmu değerli müslüman kardeşlerim?
    bunlar gibi insanlar değilmiydi şu soruları soranlar
    1:::: neden bir erkek 4 kadınla aynı anda nikahlana bilirde 1 kadın aynı anda 4 erkekle nikahlanmaz ….
    2::::: dinde iman mı önceliklidir yoksa akılmı …..
    aman dikkat butür yazılardan kaçınalım dinim gereği ülkemin refahı ve huzuru için neler yapa bilirim . deme gününde bunlardan kaçınalım ülkemiz için yazalım çizelilim uygulayarak halkın refahını sağlayalım sonra WAY LIMINE demeyelim selam ve dua ile

  9. Yusuf YAMANon 11 Oca 2010 at 13:53

    Sayın Raşid Abdurrahman ve vedud murat Bey lere;
    Bütün kötülüklerden yanlış ve yanılgılardan Nefsimin beni alt etmesinden Allah’a sığınırım Benim belirtmek istediğim; Müslüman Âlemindeki bu kan ve gözyaşının sebeplerinden birinin de; Kuran’daki Surelerin iniş sırasının değişikliğinin olduğudur, bunun hata olduğunu belirtmek içindir. Bildiğiniz gibi Türkiye deki Mealler % 99 u İniş sırasına göre değildir Diyanetin dâhil.
    Furkan Suresi 32. Ayette “İnkar edenler: Kur’an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık (parça parça indirdik) ve onu tane tane bir sıraya göre okuduk.”
    Bu Ayet Kuran sürelerinin bir sıraya göre indirildiğini bize söylemiyor mu?
    Saffat 38,39: “Siz çok büyük izdirap verecek azabı tadacaksınız; ancak bu yaptıklarınızın neticesi olarak başınıza gelecektir”.
    O halde Müslüman Ülkelerin yaptığı hataları görmezden gelinirse; Yüce Rabbim ikazını Kuranda yapmış. Karar insanların
    İnsan bu Dünya ya Halife olarak gönderildi, Halifeliğin zerresini görüyor musunuz.
    Saygılarımla
    Yusuf YAMAN

  10. Rahmion 11 Oca 2010 at 14:34

    İran’da bir şey olduğu yok. Amerika İsrailin doğu cephesinden Irakı, Afganistanı ve Pakistanuı bertaraf ettikten sonra tek amacı İranıda ortadan çıkartarak İsrailin doğu cephesini Hindistana kadar uzatmayı amaçlamaktadır. Bunun için durmadan provokatif eylemlere başvurmaktadır, Allah muvaffak kılmasın. kardeşim doğru demiş …doğru söze ne hacet …

  11. irananalizon 11 Oca 2010 at 21:19

    biraz daha farklı bir perspektiften ve daha geniş çerçevede iran bağlamındaki bölgesel gelişmeler için http://www.irananaliz.wordpress.com sitesine bakılabilir.

  12. Azadon 12 Oca 2010 at 02:18

    DIGGET,DIGGET
    Hometli dostlar
    Iran da real prosessleri ve real durumu bilme ucun
    sizleri http://www.gunaz.tv (TV,habar,yazi sitesine)rucu edirem.
    Iran da sirf yashil herekati yox,Iran da 30 milion Azerbaycan Tukleri.Onlarin govetli azadlig herekati var ama onlar dunya media sinda filter olunur.Fars etikler gerb media sinda gucli diler ve Azerbaycan milli azadlig herekatin filter ediller.
    Fikir edirem yaxin gelecek de mecbur halinda dilar ki Guney Azerbaycan dalgasin filterden cikardalar,guney azerbaycanilar olmasa Iran da deysiklig olabilmez.
    Guney Azerbaycanlilar fotbal arenalarinan oz sivil ve demokratik mucadile yolinda faydalain ve yashilar dini arenalarda mucadile edir.Guney Azerbaycan bash keni Tabriz den nece video dediklerime sanad verilir.Tabriz takiminen ismi Tirakhrur di ki Katalan larin barselona kakimi kimi etnik ve politikal deyeri var.
    http://www.youtube.com/watch?v=rrl3CDoOpXo

    http://www.youtube.com/watch?v=el4QmUP8xO8&feature=related

    http://www.youtube.com/watch?v=JUAZt0LCUD8&feature=related

    http://www.gunaz.tv

  13. farajullahashanion 17 Oca 2010 at 23:07

    sevgili azad ,
    bune turşu bune lahana ne alaka?
    haran mu konum hakinda apardıklarınlan ne elakasi var
    hunermend kardeşim ..
    muhabet gahın yazarın yazilerinle alakasi olaydi reklamın başan gele .

    selametle ..

  14. vedud muraton 24 Oca 2010 at 13:05

    sayın yaman yada site adminleri
    11 ocak tarihinde yolamış olduğum yorum neden yayınlanmadı??
    acaba konulara gelen yorumları yazarlarımı yoksa yöneticiler mi onaylıyor konu hakında bilgilendirilsem memnun olurum …
    saygılarımla

  15. zafer h başakon 20 Şub 2010 at 21:17

    Yok yok yazıyı yazan mahmut celal özmen İran ı biliyor;bizim onun işine geldiği gibi yazdığını bildiğimizi bilmiyor.Dünyada ittifakların yeniden şekillendiğini bildiği için şirret akıl hocalarının tam da istediği gibi bu ittifaklara karşı bizde nefret uyandırmaya çalışıyor.ALLAH SAKLASIN.Yanlış bilgi adamı meczup yapar.O da bizi yanıltarak meczup yapmaya çalışıyor.

    Yahu düynadaki ittifakları artık çocuklar bile biliyor.Açıkça bellidir ki AB ile ABD arasında bir çatışma bugünün dünyasında gündemde değildir.Gündemde olan Abd+Ab şer ittifakının ayrıymış gibi görünse de aslında birlikte,Asya medeniyetine karşı caphe açmış olmasıdır.

    Dikkat edin Türkiyede bürokrasi karşıyor;balyoz harekatı,b.arınç a suikast vs ile birileri şanlı ordumuza zarar vermeye çalışıyor ayni anda iranda olaylar çıkıyor,ayni anda pakistan da patlamalar oluyor.Bu Yukarıda zikrettiğimiz şer güçlerin komplosudur.

    Mesele gayet açık.Çırpınan tükenen ABd ve AB medeniyetleri kuduz bir köpek gibi saldırmaya ve medeniyetlerimizi sömürgeleştirmeye çalışıyor.

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.