Mar 15 2010

Kent Hafıza Merkezleri ve Kent Hafıza Merkezlerinin İç ve Dış Yapılandırılması ve Kütüphanelerin Geleceği

Published by at 00:09 under Ahmet FİDAN (Yrd.Doç.Dr.)

yazdır / print

Kent Hafıza Merkezleri ve Kent Hafıza Merkezlerinin İç ve Dış Yapılandırılması ve Kütüphanelerin Geleceği

Dr. Ahmet FİDAN

Giriş:

Devletler ölümlü olsalar bile kentler (doğal afetler ve büyük savaşlar hariç)  ölümsüzdür. Ancak kentlerin ölümsüzlüğü son derece görecedir. Zira kentler yüzyıllarca varlık sürdürebilirler. Ne var ki onların bu ölümsüzcesine varlıklarını sürdürmeleri insan vücudundaki hücrelerin sürekli ve düzenli olarak yenilenmesi gibi, kent doku ve hücrelerinin alt ve üst yapısının sürekli ve düzenli olarak yenilenmesinden kaynaklanmaktadır.

Yalnız, kentlerimizin gittikçe tekdüzeleştiği, mimari yapılarının yavanlaştığını son onlarca yıldır dile getirmekteyiz. Kent dokularındaki bu tür değişimlerin her kente ait hafıza merkezinde her boyutuyla sergilenmesi ve kaydının tutulması gerekir. Bu artık günümüzde çok daha kolay olmaktadır. Zira Kent Hafıza Merkezleri ve elektronik, dijital teknolojik imkanlar bunları kolaylaştırmaktadır. Her kente ait bir hafıza veri tabanı oluşturmak eskiye göre çok daha kolay ve kapsamlı olarak yapılabilmektedir.

Zaten kentlerimiz, alt ve üst yapılarıyla git gide artan oranlı olarak akıllılaşmakta, kent yönetimi klasik yerel yönetimlerden bilişim kumanda merkezlerine kaymaktadır. Şu an gelişmiş kentelerin hemen hemen çoğu alt yapıları tek merkezden yönetilebilmektedir. Durum gittikçe bu yönde gelişmektedir.

Bu düşünce ve beyin cimnastiklerinden yola çıkarak başlı başına irdelememiz gereken konuları şu başlıklarda toplayabiliriz:

Kent Hafıza Merkezlerinin İsimlendirilmesindeki Sorunsal: Arşiv mi Kütüphane mi Yoksa Araştırma Merkezi mi?

– Kütüphanelerin Geleceği

– E Kütüphanelerin Veri Tabanı Sorunsalı

– Kütüphane ve Araştırma Merkezlerindeki Ergonomik Faktörler

1. Kent Hafıza Merkezlerinin İsimlendirilmesindeki Sorunsal

1.1. Arşiv mi Kütüphane mi Yoksa Araştırma Merkezi mi?

Arşiv kelimesi, kütüphane kelimesine göre çok daha kaçınılan, ürkülen yerler olduğunu belirtmiştik. Burada öncelikle,  kent arşivlerinin kent kütüphanesi, kent araştırma merkezi, kent etnografya merkezi başlıklarının içinde hepsinin karışımı olan bir bileşim taşımakta olduğu belirtelim. Durum bu olunca, böylesi çok fonksiyonlu bir mekana “Kent Arşivi gibi saçma sapan ve herkesin uzak durmak isteyeceği bir isim verilmesi anlamsızdır.

Türkiye’de bir çok ilde kent arşivleri kurulmuştur. bir aklı evvelin arşiv kelimesini kullanmasıyla domino taşı gibi vizyonsuz ve çapsız il belediye başkanlarımız bu isimleri kullanmışlardır. Zaten ülkede gerçek tabana yayılmış bir demokrasi olsaydı böylesi çapsız kişilerin başkan değil en fazla “kelek” seçilebilecekleri ortadadır.

Kente ait kültürel kalıntıların daha çok etnografik türden olanları zaten başlı başına kent hafıza merkezlerine müze niteliği kazandırır. Şu asla unutulmamalıdır ki, kent arşivleri kent kütüphaneleri olmadığı, olmaması gerektiği gibi, aynı zamanda kent kütüphaneleri başlı başına kent hafıza merkezi de olamaz.

Burada Türk diline ve edebiyatına ve dahi Türkçe’ye haksızlık yapmamak gerekmektedir. Herhangi bir düzey Türkçe sözlüğüne bakıldığında “arşiv” kavramının anlamı da “kütüphane” kavramının anlamı da, “hafıza” kavramının anlamı da bellidir. Bu kavramları zorlamaksızın, hatta bu kavramlara yeni bir kavram ekleyip dilimizi zenginleştirme düşüncesine girmeliyiz. Bu nedenle, kent kütüphanelerinde en temel öğe kitap, sessizlik, çalışma alanı iken, arşivlerde ön planda olan, belge, güvenlik ve sistematikliktir. Bunların yanında kent hafıza merkezlerinde kitap öğesi, belge öğesi, etnografik özge ve önemli kısmı dijitale aktarılmış elektronik öğe ön plandadır.

Kent hafıza merkezlerinin iç tasarımlarını ayrı bir başlık altında ele alacağımızı belirtmiştik. Bu nedenle burada özellikle kavramsal tercihin mantıksal tutarlılığını irdelemek istiyoruz.

Kent hafıza merkezlerindeki bu çoklu fonksiyondan dolayı isimlendirmede “kent arşivi” terimini tercih etmek, fonksiyonu daraltmak ve hizmete sunulan veya sergilenen öğelere haksızlık yapmak anlamına gelmektedir. Şu da ayrı bir durumdur ki, kent hafıza merkezlerinde kente dair bir çok abide, anıt vb. varlıkların sergilenmesi ihmal edilmemelidir. İşte bu nedenle de kent hafıza merkezlerine kent arşivi terimi kullanılmamalıdır.

1.2. İsimlendirmeye İlişkin Sistematik

Yerel yöneticilerin, özellikle belediye başkanı ve encümen üyelerinin belli mekan ve cadde sokak isimlerinin değiştirilmesinde tek başına karar vermemeleri sağlanmalıdır. Yasa gereği zaten buna encümen karar vermez fakat, belediye meclisine getirilen bu tür öneriler, yerel iktidardaki partinin çoğunluğuyla ve formalite oylamalarla geçtiğinden dolayı bu tür icraatların teamül ve/veya etik olarak başkanların bilim adamlarına danışmaları gerekmektedir. Bu konuda danışılması gereken kişiler de, sosyoloji, psikoloji, toplum bilim v.b. alanlarda iştigal eden bilim adamları veya emekçileri olmalıdır. Kent sosyolojisi, Kent Psikolojisi, Kent Kültürü, artık geçmişe göre son derece önemli kavramlardır. Kent hafıza merkezleri düzenlemesinin kent arşivi olarak isimlendirilmesi yani isimlendirme hatasının yapılmakta olduğu, böylesi bir boşluğun sonucu olsa gerek.

1.3. Kent Hafıza Merkezleri’nin Kurulma Gereksinimi

İçişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Yerel Yönetimler işbirliğiyle her bir il düzeyinde KENT HAFIZA MERKEZLERİ oluşturulmalıdır.

Kent Hafıza Merkezinin oluşturulmasında merkezi yönetimden valilik, Kültür bakanlığı temsilcileri ve Belediyeler kıskanç davranmadan, özveriyle ellerinde bulunan kente özgü değerlerini maddi manevi yazılı sesli ve görüntülü bütün verilerini bu merkeze vermelidir. Her kim, her hangi bir kentle ilgili bir bilgiye ulaşmak isterse öncelikle kent hafıza merkezinden öğrenilebilmelidir.

Kent hafıza merkezlerine ilde bulunan kütüphaneler zemin oluşturmalı, bu kurumların yönetimleri, İl Özel Yönetimlerine bırakılmalıdır. İl Özel Yönetimlerinin buradaki fonksiyonu önemlidir. Zira İl Özel Yönetimleri, hem merkezi yönetim kuruluşu olan valilik tabanlı bir örgütken hem de kendine özgü bütçesi özerkliği ve tüzel kişiliği olması açısından bir yerel yönetim kurumu olması bu yerindeliği ortaya koymaktadır.

Bu konuda KENT HAFIZA MERKEZİ kuran veya buna benzer projeleri olan bu projeleri bütçelerine veya programlarına koymuş olan yerel yönetimlerin bulunduğu kentler öncelikli pilot bölgeler olarak uygulanmalıdır. Kent Hafıza Merkezleri en azından on ila onbeş il belediyesinde öncelikli olarak uygulanmalıdır. Kent Hafıza Merkezlerinin pilot bölge belirlemesinde ülke siyasi sınırı içinde bölgelere göre dengeli bir dağılım gözetilmelidir.

Geçen hafta uzunca bir sohbete daldığım Çorum belediye Başkanı aynı zamanda okuldaşım Turan Atlamaz, kendilerinin Kent Arşivi kurduklarını söylemişti. Bu konuda birkaç belediyemizin daha çalışma içinde olduğunu biliyorum. Bu konuda öncülük eden belediyelerimizin bulunduğu kentler pilot bölge oluşturmada öncelikli olmalıdır. Yalnız bu tür kurumsallaşmanın adının arşiv olarak kalması ürkütücü ve soğuk olacağından, kent hafıza merkezi olarak kurumsallaşması ve yaygınlaşması sistemin tutunulurluğu açısından son derece önemlidir.

1.4. Kent Hafıza Merkezinde Bulunması Zorunlu Alt Birimler:

1. Kenttin tarihsel envanter bilgileri. (Yazılı kaynaklar, kalıntılar, bulgular, belgeler, eserler. (Tarihi eserlerin minyatürleri) 2. Dijital Kent bilgi sistemi birimi 3. Kente ait uluslararası üne sahip kişilerin minyatür heykelleri, ulusal üne sahip kişilerin alfabetik tanıtım kataloğu 4. Kent veya il sınırları kapsamında yetişen bitki örtüsü örnekleri. (Bu bitkiler, kurutularak yanında da tanıtım yazısı yazılarak sergilenmelidir. 5. Kente Ait Sofra/Mutfak kültürü. (Kent veya il sınırları içinde o kent veya ile özgü yemeklerin görünümleri ve tanıtımları sergilenmelidir. 6. Kent Sözlüğü. (En önemli kent hafıza birimlerinden biri de budur. Kent sözlüğü, o kente ait o kent veya il sınırları içinde kullanılan özel lehçe, deyimleşmiş kelimeler anlamlarıyla zorunlu olarak hazırlanıp oluşturulmalı ve bu sözlük mutlak olarak her kent hafıza merkezinin internet sitesinde zorunlu olarak bulunmalıdır.

Bu birimler biraz daha artırılabilir. Ancak, bu birimlerin çok daha fazla uygulamaya geçirilemeyecek derece artırılması da yersiz olacaktır. Bu konuda öncelikli olanı, kent sözlüğünün, kent tarihsel envanterinin, dijital kent bilgi sisteminin, bitki örtüsü örneklerinin, yemeklerinin sistematik olarak her kentte bulunup sergilenmesidir.

Uygulamada bu merkezlerin kent kütüphaneleri temel alınarak uygulamaya geçirilebileceğini belirttik. Fakat, birincil olarak bu düşünülürken ikincil olarak ise kent kültür evleri aynı fonksiyonu kolayca üstelenecek üst yapı kuruluşlarıdır.

Muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmak, belli standartları gelişmişlik ve bilinçlenme düzeylerini gerektirmektedir. Bu düzeyler ancak böylesi ayrıntıları tamamlamakla mümkün olacaktır.

2. Kütüphanelerin Geleceği, Ne Kadar E-Kütüphane!

Cybersapience (Bilgi ötesi) İnsan topluluğunu açıklarken “Kitapların Sonu” ve “Kağıdın Sonu” başlıklarıyla bu konuya dolaylı olarak değinmiştim. Kitapların çoğalması ve/veya yaygınlaşması her ne kadar bir kıyamet alameti olsa da her geçen gün  tonlarca kağıt ve onbinlerce kitap yayınlanmakta dünya üzerinde. Bir taraftan baskı teknolojilerinin ucuzlaması, bir taraftan genel baskı maliyetlerinin düşmesi nedeniyle kitap yayınındaki bu artan oranlı ivme her geçen gün kütüphaneleri şişirmektedir.

Bu gün, kütüphanelerin hacimsel olarak şişmesi ile kitapların okunma oranları birbiriyle ters orantılı olarak gelişen birer gerçeklerdir. 1996 yılında yayınlamış olduğum ve Türkiye’de en çok satanlar arasına girmiş olan “Bizim Duvarlar” adlı mizah kitabımda da espri olarak değindiğim gibi, gününüz insanları, televizyon okuyup kitap seyretmekteler. Bu trajik realite herkesin vah vah deyip te kimsenin aldırmadığı bir gerçektir. Bu gerçeği de bildiğimden dolayı 1996 yılından bu yana kağıt bası kitap yayınlamaya elim varmamıştır. Ne yazık ki, göstermiş olduğum ve şimdiye kadar kimseye açıklamadığım bu tavır veya duruşun sonuna geldiğimi itiraf etmeliyim.

Kağıt bası kitaplar artmaya devam ederken bunlara sırtını dönmüş ama onların gücünü arkasında hisseden insanlar zaman geçtikçe bunları birer nostalji ögesi olarak görmekteler. Bu gün, kütüphanelerimiz,  kitap kurdu olan karşı cinsten gençlerin kumrular gibi baş başa fısıldaştıkları, ya da bir memur veya memurenin bulunduğu salonda  son derece dantellektüel ve egzotik yazar veya araştırmacının tek başına araştırma yaptığı, küflenmiş kitap kokusuyla dolu mekanlar olarak varlığını devam ettirmekte.

Hiç bir yöneticinin bu mekanların fonksiyonlarını değiştirme gereğini düşünmemesi ise ayrı bir üzücü durumdur. Sadece kütüphanelerin fonksiyonunu değiştirmekle kalmayıp aynı zamanda “kütüphane” kelimesine kavramsal destekte de bulunmak gerek. Örneğin, “Beyazıt Halk Kütüphanesi” yerine “Beyazıt Halk Kütüphanesi ve Araştırma Merkezi” veya “Beyazıt Kütüphanesi ve Kent Hafıza Merkezi” olarak terimsel genişletme ihtiyacı da bulunmaktadır.

Belki de bu mekanları, kavramsal genişletmeyle kütüphaneleri kaçınılan, korkulan, sıkılınan, kaçılan, ürkülen mekanlar olmaktan kurtarmış olabiliriz. Ayrıca bütün kütüphaneleri yaklaşık olarak ikiye bölüp internet erişimli bilgisayarlı bölümler de eklemek son derece fonksiyonel olacaktır.

Dijital Kütüphanelerin Geleceği?

Dijital kütüphaneler, iki tür içerikten oluşmaktadır. Birinci tür, dijital yazılı belgelerden oluşmakta, ikinci tür ise, taranmış resimlenmiş dijitalden oluşmaktadır.

Öte yandan elektronik /dijital veya sanal ortamın bilgi hacmindeki içi boş şişme bir başka dramatik gerçektir. Bir taraftan örtük bilginin ortaya çıkarılması ihtiyacı, bir taraftan da hormonlu bilginin bilgi ağlarındaki kopyala yapıştır fonksiyonlu olarak katlanarak hacimsel şişmesi çok önemli bir dijital gerekliliği gündeme getirmektedir. Bu da sağlıklı bilgilerin süzülmesidir. Sağlıklı bilgilerin örtük bilginin ortaya çıkarılmasına hizmet edecek şekilde paylaşılması veri tabanı havuzlarında analiz edilip olası hormonlardan ayıklanması gerekmektedir.

Dijital taranmış belgelerin hacmi, o kütüphane ve/veya araştırma merkezini kitap yoğun, belge yoğun veya nesne yoğun olarak öne çıkmasını gerektirebilir. Bu duruma göre, yani kütüphanenin içeriğine göre, “Kütüphane” teriminin yanına Araştırma Merkezi veya Hafıza Merkezi kavramlarını ekleyebiliriz. Ancak şunu net olarak söylemeliyiz ki, ister dijital ister elektronik olsun, ister yazı ister belge yoğun olsun kütüphaneler ve benzeri mekanlara ARŞİV isimlendirmesinde bulunmamak gerekmektedir.

Şu takdir edilmelidir ki, kütüphane kavramı, arşiv kavramına göre çok çok daha sempatiktir. Arşiv şiddetle kaçınılan, hatta bir çok insanın iğrendiği mekanlardır. Bu nedenle “Kent Arşivleri” kavramına tabandan ve bütünüyle karşı durulması gerekmektedir.

3. E Kütüphanelerin Veritabanı Sorunsalı

Kütüphanelerin arşivlerin, kent hafıza merkezi bağlamında yeni fonksiyonlarını yapısal vizyon gerekliliklerini ele almıştık. Kent hafıza merkezlerinin içinde bulunmasını zorunlu gördüğümüz e-kütüphanelerin veri  tabanına ilişkin sorunsal öncelikle irdelenmelidir.

Bu günün kütüphanelerinin hala kitap merkezli olduğunu ve teknoloji ve vizyon anlamında son derece geri kaldıklarını kütüphaneye gidenler bilir. Hele ki, google’ın bütün insanların hayatına girmesiyle birlikte kaç kişi son yılda kütüphaneye ayak bastı bunu tahmin ve takdir edebilirsiniz. Bu durumda e-kütüphaneler ve e-kütüphanelerin veri tabanı sorunsalı başlığının biraz daha önemseneceğini beklerim.

E kütüphanelerin veri tabanı sorunsalını, dijital bilginin oluşturulması aşamasında her geçen gün ülke genelinde harcanan emek, zaman ve para maliyeti açısından gündeme almalıyız. Zira, yerel verilerin, belgelerin dijitale çekilmesi dururken, A kütüphanesinin B kütüphanesinin C kütüphanesinin ayrı ayrı yerlerde Meydan Larouse gibi bir ansiklopediyi dijitale çekmelerinin ne kadar beyhude olduğu ortadadır.

Şu an Türkiye’de her ayrı kütüphanede benzeri kitaplar dijital ortama çekilmekte. Bu alandaki çifte kayıtlar emek zaman ve para anlamında içleri sızlatmaktadır. Bu konuda uluslararası ağlara çok rahatlıkla eklemlenebilecek ulusal bir ağ kurulmalıdır. Bu ağın gerekliliği ve kısaca özelliklerini belirtmeden önce dünya üzerindeki ağlara kısaca değinmek gerek:

İnternet teknolojisinin tarihi sayılabilecek ARPA (Advanced Research Projects Agency – İleri Araştırma Projeleri Ajansı) 1962 yılında Amerika’da kuruldu. ARPANet’in kuruluş amacı kendi üniversitesindeki bir bilgisayarda araştırma yapan bir kullanıcının diğer üniversitelerdeki bilgisayarlara da erişip onlardaki bilgileri kullanabilmesine veya uzaktan bağlanarak onlarda da program çalıştırabilmesine olanak vermekti.

Ağ bağlantılarının ve dolayısıyla veri tabanının ortaya çıkmasını gerektiren bu sistemler, eski adıyla EURONET yeni tasarımıyla IPSS (International Packet Switched Stream) DİANE (Direrct İnformation acces Network) EARN  (European Academic Research Network / Avrupa akademik Araştırma Şebekesi) gibi daha bir çok ulusal ve uluslararası ağlar bulunmakta. Oluşturulacak ulusal e kütüphane bilgi ağı KÜBİA bu tür ağlar üzerinden çalışabilecektir.

3.1. Acil Gereklilik: Kütüphane Bilgi Ağı KÜBİA Kurulmalıdır!

Türkiye’de internet değil intranet ağı ile bütün kütüphanelerin tek bir veri tabanına kavuşturulması ve bu taban üzerine yeni eserlerin dijitale eş güdümlü bir şekilde dijitale çekilmesi gerekmektedir.

Kütüphane Bilgi Ağı (KÜBİA) en başta çifte kayıtları önleyeceği gibi, yerel eserlerin dijitale çekilmesini hızlandıracak, araştırmacılara daha geniş ortamdan hizmet verilebilecektir.

Bunun yanında KÜBİA dan yararlanmak ister istemez üyelik sistemine bağlı olması gerektiğinden üyelikleri ücretli hale getirerek bu konudaki hizmetlere ilave maddi destek te sağlanmalıdır.

Bu gün ülke genelinde baskısı bitmiş, başka yerde bulunmayan, onbinlerce eser bulunmaktadır. Bu tür eserlerin günışığına çıkarılması noktasında KÜBİA son derece önemli bir projedir.

3.2. Niçin KÜBİA?

1. Yerel Kütüphaneler tek başlarına eserlerin belgelerin dijitale çekilmesinde yeterli olamamakta ve güçlü bir ağa katılmaları çok daha pratik olmakta.

2. Yerel kütüphanelerin veri tabanları ve serverleri dijitalleşen bilgilerin sunumu için yeterli olamamakta, olsa bile bu yeterlilik çok uzun erimli faaliyet sürdürmesi oldukça zor olmakta.

3. Yerel kütüphanelerin diğer yerel kütüphanelerle eşgüdümü söz konusu olmadığından sistem farklılıkları, bibliyografik algoritma tasarımlarındaki farklılık uluslararası bilgi otobanında tıkanıklıklara neden olmaktadır. Bu da örtük bilginin paylaşımını zorlaştırmakta. KÜBİA bu soruna çözüm getirecek bir projedir.

4. Ortak (evrensel) veri tabanı yazılımı kullanmak, veri kaydının süresini hızlandırmakta, maliyetini düşürmektedir.

3.3. KÜBİA’nın Gerklilikleri:

1. KÜBİA ulusal intranet ağı ile uyumlu olmalıdır.

2. KÜBİA veri tabanı yazılımı ve paylaşım algoritması uluslararası kütüphaneler bilgi ağına uyum sağlamalıdır.

3. Türkiye dünya üzerinde tarihi eserler, belgeler, veriler açısından en önemli on ülke içinde olduğundan, hatta medeniyetler bileşimini taşıması özelliği olduğundan uluslararası sisteme eklemlenecek KÜBİA erişimine Türkiye’nin katılması diğer ülkelerin katılımına göre bir kat daha fazla güvenlikli olmalıdır. Zira bilginin değeri açısından bu gerekliliktir. Türkiye’deki tarihi eser ve el yazmalarının veritabanı kayıtlarından silinmesinin insanlık tarihi açısından tarihi derinliği olmayan ülkelere göre çok daha büyük önemi bulunmaktadır.

4. KÜBİA sadece devlet (kamu) kütüphanelerine değil özel kütüphanelere de açık olmalıdır. Zira nice özel sektör kütüphanelerinde çoğu kamu kütüphanelerinden çok daha fazla özgün veri ve eser bulunmaktadır.

E-kütüphanelerde ulusal bazda KÜBİA nın kurulmasıyla güçlü yazılım ve ağ yapılandırması sistemiyle veritabanı sorunsalı köklü bir şekilde çözümlenebilecektir. E-kütüphanelerin çağa ayak uydurması ile her kentte yalnızca bir tane olması gerekli kent hafıza merkezleri kendisine layık standarda kavuşacaktır.

4. Kent Hafıza Merkezleri, Kütüphaneler ve Araştırma Merkezlerindeki Ergonomik Faktörler

Kent hafıza merkezlerinin fonksiyonları, vizyonu / geleceği, kütüphaneler ile kent hafıza merkezlerinin karşılaştırılması, veri tabanı sorunsalları  konularına önceki üç yazımızda değinmiştik. Son olarak Kent Hafıza Merkezlerindeki ergonomik faktörler kalmıştı.

Kent hafıza merkezlerindeki ergonomik faktörleri doğal olarak birkaç alt başlık altında incelemek / ele almak daha yerinde olacaktır. Kent hafıza merkezlerinin estetik yapısını, akustik yapısını, ışık faktörünü (kontras parlaklık durumlarını) çalışma sürelerini, kent içindeki konuşlanmasını, ulaşım imkanlarını, masa yüzey açılarını ve dijital araştırma merkezleri, minyatürler, belge ve dokümantasyon bölümleri ve kütüphane kısımlarının kombinasyonunu başlı başına incelemek gerek.

4.1. Genel Estetik Faktörler:

İlkelde kent araştırma merkezleri kadim kütüphane estetik yapısından kurtarılmalıdır. Özellikle kütüphane personelinin müşteri veya vatandaşa karşı gösterdiği yüz ifadesi genel estetik yapısı kapsamında olumlu yönde revize edilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, bir tarafta nostaljik bir bölüm, bir tarafta çağdaş tasarımlar, bir tarafta dokümantasyon bölümlerinin ve minyatür bölümlerinin birbirleriyle mekansal anlamda ve görünüm anlamında kombinasyonu son derece iyi düşünülmeli ve bu konudaki tasarım konsepti için karar verirken, sadece ve sadece bir iç mimar ile kalınmayıp, aynı zamanda en az bir kullanıcı, bir özürlü kullanıcı, bir sanat tarihçi, bir güvenlik personeli mutlak surette bütün olarak incelemesi gerekmektedir.

4.2. Akustik Yapı ve Işık Değerleri:

Bu güne kadar kütüphanelerde şimdiye kadar neredeyse hiç çok düşük sesli olmak üzere, klasik müzik veya tasavvuf musikisi veya sanat musikisi duymadım. Oysa ki, çok düşük sesli enstrümental müziklerin insan algısı ve dikkati üzerinde olumlu etsisi olduğu bilinmektedir. Ayrıca hiç sesin olmaması gerektiği bölümler de pek tabi ki olmalıdır. Buna karşın, kent hafıza merkezlerindeki duvar yapı malzemeleri de kurulacak olan akustik yapıyı bozmayacak cinsten olmalıdır.

Yapının çalışma alanlarının dıştan gelen ışık şiddeti, dış kaynaklı ışığın yönü, bir yıllık gün döngüsü de dikkate alınarak bölümleme ve yerleştirme yapılmalıdır. İlave olarak, iç aydınlatmalarda florasan ve tasarruf ampulleri yerine klasik aydınlatma ampulleri veya çoklu ve güçlü led aydınlatıcılar kullanılmalıdır. Florasan türü aydınlatıcıların insan gözü ve beyni üzerindeki yorucu etkisi asla unutulmamalıdır.

4.3. Çalışma / Mesai Süreleri:

Kent hafıza merkezleri, mutlak surette 8 saate bağlı kalmaksızın en az 16 saat açık kalacak şekilde mesai düzenlemesi yapılmalıdır. Bu konuda personel vardiyalı olarak çalıştırılmalı, vardiya değişimlerindeki güvenlik hassasiyeti göz ardı edilmeksizin son/ilk yarım saat veya bir saat üst üste bindirilmelidir.

Şu asla unutulmamalıdır ki, kent hafıza merkezleri, o kentin uyanık olan bilinçleridir. Bir kentte huzur içinde ve ücretsiz olarak çalışılabilecek ve en az 16 saat boyunca açık kalan bir mekan mutlak surette olmalıdır. Kent hafıza merkezlerinin mesai döngüsü düzenlenirken, halihazırdaki kütüphanelerin yapı ve çalışma sistemlerinin olumsuz etkisinde kalmamaya dikkat edilmelidir.

Bu tür mekanların ışığının açık olması, içinin dolu olması, bir kent için insanlık için kültürel değerler adına gurur verici bir durum olarak algılanmalıdır. Bu algı özellikle de çalışanlara son derece dikkatle aşılanmalıdır.

4.4. Kent Hafıza Merkezlerinin Kent İçi Konuşlandırılması:

Kent hafıza merkezleri, doğaları gereği, kentin en prestijli ve ağır mekanları olacağından dolayı, kent içinde ulaşım açısından en kolay veya en merkezi yerlerde olması gerekmektedir. Zira insanların zaten araştırmaya kültürel değerlere, eserlere son derece düşük ilgisi mutlaka dikkate alınmalı, binanın belirlenmesi veya konuşlandırılması bu ilginin artırılacağı şekilde düşünülmelidir. Kuş uçmaz kervan geçmez uzaklıktaki kent araştırma veya hafıza merkezleri sırf güvenlik kaygılarıyla veya başkaca kaygılarla kent merkezlerinden uzaklaştırılmamalıdır. Ya da zorunlu bir uzaklık söz konusu ise, bu mekan ile kent merkezine yerel yönetim tarafından düzenli ulaşım imkanı tesis edilmelidir.

İlave olarak kent hafıza merkezlerinin dış görünümü mimari açıdan, yapı şekli, rengi, dış ve müştemilat düzenlemeleriyle, aydınlatma sistemleriyle son derece ilgi çekici hale getirilmelidir.

Kent hafıza merkezlerinin dışsal görünümleri tercihen (varsa) kent kimliğinde yer alan konseptleri, ögeleri içerecek/kapsayacak şekilde olmalıdır. Bu durum kent hafıza merkezlerinin ilgi çekiciliğini daha da artıracaktır.Tekrar olarak belirtmek gereği görüyorum ki, bu mekanların kentin prestij mekanları olarak yansıtılması son derece önemlidir. Bu tür mekanların çevreleri de bu psiko-sosyal komplekse uygun olarak teşvik edilmelidir. Örneğin, kafelerin, büfelerin, kırtasiyelerin bu tür mekanlara yönelmeleri teşvik edilmelidir.

SONUÇ:

Dört ana başlıkta kabaca ele aldığımız kent hafıza merkezlerinin ağırlığı ve fonksiyonuna uygun şekilde oluşturulması veya revizyonu için asgari şartları bu şekilde hülasa etmiş oldum. Bu genel şartlar çerçevesinde yerel yöneticiler konuya öncelik vererek her kente bir hafıza merkezi kurma yoluna gitmelidirler. Bu kentlerimiz için lüks değil, tam anlamıyla zorunluluktur.

Kent hafıza merkezleri, dün atalarımızdan aldığımız kültürel mirasın tescili, bu gün için kullanıma sunulması, yarın için gelecek nesillere aktarılması yöntemidir. Unutulmamalıdır ki, kent hafıza merkezleri, gerçekten o kentin hafızasıdır. Yerel etnografik ögelerden ne gibi maddi manevi dominant karakterler var idiyse bu mekanlarda bunların tescili, teşhiri ve tefrişi yapılmalıdır.

Burada amacımız, bu konuya eğilin bilim emekçilerine her bir başlıkta ayrı olmak üzere zihinlerinde şimşekler çaktırabilmektir. İlgililere bu özgün makalemizin faydası olması ümidi ile.

Kaynakça:

Fidan AHMET; “Kent Hafıza Merkezleri Mutlaka Kurulmalıdır”, 15 Nisan 2008, Bilgi Ağı, Türkiye Köşe Yazarı Gazetesi ve Yazar Portali, http://www.bilgiagi.net/kent-hafiza-merkezleri-mutlaka-kurulmalidir/1465/

Fidan AHMET; 6 Mart 2010, Bilgi Ağı, Türkiye Köşe Yazarı Gazetesi ve Yazar Portali, “Kent Arşivi mi Kent Hafıza Merkezi mi?” http://www.bilgiagi.net/kent-arsivi-mi-kent-hafiza-merkezi-mi/15615

Fidan AHMET; “Kütüphanelerin Geleceği, Ne Kadar E-Kütüphane!”, 5 Mart 2010, Bilgi Ağı, Türkiye Köşe Yazarı Gazetesi ve Yazar Portali, http://www.bilgiagi.net/kutuphanelerin-gelecegi-ne-kadar-e-kutuphane/15569

Fidan AHMET; E Kütüphanelerin Veritabanı Sorunsalı!”, 9 Mart 2010, Bilgi Ağı, Türkiye Köşe Yazarı Gazetesi ve Yazar Portali, http://www.bilgiagi.net/e-kutuphanelerin-veritabani-sorunsali/15774

Fidan AHMET; “Kent Hafıza Merkezlerindeki Ergonomik Faktörler”, 11 Mart 2010, Bilgi Ağı, Türkiye Köşe Yazarı Gazetesi ve Yazar Portali, http://www.bilgiagi.net/kent-hafiza-merkezlerindeki-ergonomik-faktorler/15932

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.