Şub 12 2010

Nasıl Bir Yönetim?

Published by at 00:03 under Fırat AYHAN

yazdır / print
‘İletişimin Bittiği Yerde Dedikodu Başlar’

Bu söz herhangi bir ortamda diyalogun kesilmesi halinde huzursuzluğun ve çekememezliğin başlayacağını anlatır. İletişimin kesilmesi demek hiç konuşulmaması demek değildir. Üstün asta karşı takındığı tavır ve bu tavrın tüm diyalogu kesmesi anlamındadır.
Kamu ya da özel sektör fark etmez, yönetim fonksiyonun önemli özellikler taşıması gerektiği kabul edilir bir gerçektir. İnsanı çalıştıran yönetim, çalıştırdığı personelle iletişimi kestiği anda huzursuzluğun ve dedikodunun önüne geçemez. İletişimin bitmesinde kasıt hiç konuşmamak değildir. Konuşulması iletişimin olduğu anlamına gelmez. Yöneticinin çalışanları motive etmesi gerekliliğine inanan modern yönetim anlayışı, astlarla iletişimde sorun yaşayan yöneticilerin verimli olabilecek çalışanları da yitireceği tezi üzerine kuruludur.

1900’lü yıllarında dünyada hakim olan klasik yönetim anlayışı, iş göreni bir makinenin dişlisine benzetmekteydi. Klasik yönetim anlayışına göre o dişlinin çalışması bir sorunun olmadığını göstermekteydi. Daha çok çalışmak için parça başına prim verilir, bu sayede üretim arttırılırdı. Çalışması bir şeyler üretmesi yönetici için yeterliydi. Yöneticiler, iş görenin çalıştığı ortamdaki sorunlarını, isteklerini, sosyal açıdan sıkıntılarını dinlemez buna da önem vermezdi.

1930’lu yıllarda Mayo ve arkadaşlarının işyerlerinde yaptığı ve uzun yıllar süren deneyler sonucunda bu klasik yönetim anlayışı önemini yitirmiş, yerine insana önem veren neo-klasik yönetim anlayışı gelmiştir. Neo-klasik yönetim anlayışına göre iş görenin sorunları dinlenmeli, sosyal ilişkileri geliştirilmeli ve psikolojik motivasyon sağlanmalıdır. Maddi motivasyonun her şeyi çözmeyeceği anlaşılan bu deneyler sonucunda fiziksel motivasyonun daha önemli olduğu anlaşılmış bu da dünyada şaşkınlık yaratmıştı. Artık iş görene önem verilmiş, onun psikolojik motivasyonu arttırılmış, verilen kararlarda onların da söz sahibi olmasına imkan tanınmıştır.

1980’lerden sonra dünyada oluşan yeni akım modern yönetim anlayışıdır. Bu anlayışa göre iş görenin motivasyonu alınan kararlarda onların da söz sahibi olmasına ve takım çalışmasına bağlıdır. Üst her şeyi bilir ve en doğru kararı kendi verir anlayışı bitmiştir. Verilen kararların verimliliği astların kalitesine bağlıdır. O nedenlerle astların içindeki yaratıcı ruhları harekete geçirmeli, takım çalışması ile onlara şans verilmelidir. İşyerlerinde motivasyonun sağlanması için işyerlerinde işgücü planlanması sağlanmalı ve çalışanın manevi tatmini yerine getirilmelidir. İş analizi, iş tanımı yapılarak kimin nerde çalışacağı ve ne iş yapacağı ortaya konmalıdır. Nitelikli personeli niteliğine göre bir işte çalıştırmayan yönetim bir süre sonra verimsiz bir personele sahip olur. Nitelikli personele araştırmacılık ruhu verilmeli, verimli çıktılar aldırmaya yönlendirmeli, heyecanı ve isteği yok edilmemelidir.

Modern Yöneticinin liderlik vasıflarının değerlendirilmesinde kısaslara bakacak olursak:
Ortak Vizyon Oluşturma ve Paylaşma, Zihinsel Uyarım ve Yaratıcı olma, Karizmatik Etkiye Sahip Olma, Etkili İletişim ve Yüksek Motivasyon Becerisi, Değişimin Temsilcisi Olma, Duygusal Dayanıklılık, Cesur Olma, Risk Alma, Güçlendirme (Yetkilendirme), Esnek Yönetim Anlayışı, Güvenilirlik ve Öz-güven Sahibi olma, Ekip Çalışmasına Önem Verme ve Yaşam Boyu Öğrenme gibi özellikleri taşıyan yöneticiler gerekliği ortaya çıkmaktadır.

Dünyanın 1980’lerde uygulamaya koyduğu İnsan Kaynakları Yönetimi, modern yönetim anlayışını uygulama amacındadır. Türkiye’de ise henüz yeni yeni farkına varılan İnsan Kaynakları Yönetimi anlayışının kurumlarda uygulamaya başlanması değişime açık yöneticilere bağlıdır. Modern yönetim anlayışının yaygınlaşması eski düşüncelere sahip yönetim kademesinin eğitilerek 1900’lü yıllardaki klasik yönetim anlayışından kurtarmaya bağlıdır. Her şeyi üstü bilir, astın çalışması yeterlidir, fikir beyan etmesine de gerek yoktur anlayışının hala devam ettiği yönetim tarzının başarısızlığa neden olduğunun farkına varılmıştır. Buna rağmen ülkemizde bu yönde köklü reformlar yapılamaması özellikle kamu yöneticilerinin klasik zihniyetten kurtulamaması düşündürücüdür. Bu konuda zorunlu eğitim şart mı acaba?

http://firatayhan.com/index.php?option=com_content&view=article&id=466:yoenetm&catid=67:guncel&Itemid=117

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.