Ara 13 2009

Obezite Toplumunun Diyetle Keklenmesi

Published by at 00:02 under Ahmet FİDAN (Yrd.Doç.Dr.)

yazdır / print
Merhaba pazarcı dostlar.

Dünyada açlık kıtlık yoksulluk filan olsa da, cümbür cemaat bütün dünya obeziteye doğru gidiyor. Bunda plastik duyguların ve kanserojen hayatların payı olsa bile, tek neden ütülenmiş gıdalarla beslenme değil aynı zamanda küreselleşmenin artmasına rağmen her geçen gün yerimizden daha az hareket eden homo sapiens haline geldiğimizdir.

Bütün bu (fiziksel anlamda) tembelliğimiz yetmiyormuş gibi, bir de 4 B* ye olan ve gittikçe yoğunlaşan aşkımız durumu daha da dramatik hale getirmekte.

İnsanlar, iletişim teknolojilerindeki sesli görüntülü çok yakında hologramlı görüntülerin hayatımıza girmesiyle daha az yer değiştirmeye başladı, ulaşım araç ve teknolojilerinin  ve yol alt/üst yapılarının gelişmesiyle de çok çok daha az hareket eder oldu.

Başka neler mi oldu?

Daha düne kadar hiç yüksünmeden bize çok yakın yürüme mesafesi gelen 1-10 kilometrekilk mesafeler artık tamamıyla vasıtasız gidilemeyen mesafeler haline geldi. Bu gün insanların katlanabildiği en fazla yürüme mesafesi, 300 metreye kadar düşmüştür. Bu son  derece ürkütücü durumun sonucunda metabolizma haliyle en doğal reaksiyonunu göstermekte, kilo, selülit, hastalık, kanser olarak geri dönmektedir.

Pazar Çağrısı:

Sevgili okurlarıma önemli bir konuda çağrıda bulunmak istiyorum. Günlük yürüme mesafenizi bir kilometrenin altına düşürmeyin. Bu hem hem sağlığımız,  (hem cildimiz, hem ruhumuz) açısından hem cebimiz (ekonomimiz)açısından  faydalı olacaktır. Pek tabi ki en fazla da sağdan soldan profilimizin enine genişlemesini yavaşlatacaktır.

* * * * * *

Beni en çok şaşırtan konulardan birisi de, şekerin insanların yaşamına bu günkü şekliyle girmesinin tarihi olmuştur. Şekerin olmadığı bir yaşamı şöyle bir düşündüğünüzde ne kadar büyük bir eksiklik olduğunu göreceksiniz. Oysa ki bu şey yüz yıl öncesinde yoktu ve yaşam bu günkü gibi, hatta çok daha doğal ve mutlu mesut devam etmekteydi.

Teknoloji ve mesleklerdeki uzmanlaşma, yığılan servetler malesef mutluluk getirmemekte. Her zaman söylediğim gibi, iki gözlü 8 nüfuslu bir gecekondu evinde cümbür cemaat hep birlikte oturulan akşam sofrasının mutluluğu, dubleks veya tribleks villaların yemek salonlarında asla ve asla yaşanamamaktadır. Dubleks veya tribleks villaların mutluluğunu veya keyfini, temizlikçiler, bahçıvanlar, aşçılar, şoförler tatmaktadır, mutfak kenarındaki yemek masasında.

Pembe panjurlu evlerin, yalıların cam güzelleri bakıcılar veya temizlikçiler olmakta çoğu zaman.

O güzel manzaralı camdan baksa da evin varlıklı sahibinin gözünün önündeki manzara ona değirmen taşı gibi gelmekte. İçlerindeki hazımsızlıkları öğütmekte olan bir değirmen taşı.

Ulaşım teknolojisi, iletişim teknolojisi, şeker, yoğun iş stresi bizi gittikçe keklemekte. Belki de yüz yıl sonra kadınlı erkekli kos koca koca göbekli kabak kafalı, ruhsuz homo sapiensler olacağız. Bütün bunlar koro halinde biz elbise giymiş düşünen hayvanları her geçen gün keklemekte adete.

Ben sadece soğuk havanın kasvetli bulutları altında bu pazar hayli iç karartıcı tablolar çizdim size. Yok öyle kaçmaca. Adı üzerinde, köfteye dönüşmüş hayat bu. Acılısı da var acısızı dı.  Beğenmeyip yüzünüzü buruşturduğunuzda kendinize olan dürüstlüğünüz inlemekte… ben değil.

Diyet Kek Tarfi:

Şahsıma özgü çok doğal yöntemlerle yapılan diyet kek tarifi için başladım pazar yazıma, obeziteye takıldık kaldık. Eeee bunca iğneleyici yazıdan sonra iştahınız kaçtı tabi. Bu nedenle mısır unlu, pekmezli kek tarifimizi bir sonraki pazar yazısına bırakalım. Bu arada diyet kek tarifini de bir sonraki haftaya bırakarak keklemiş olduk.

Pazar kahveniz bol köpüklü, mutluluğunuz kabarık olsun efendim. Kalın sağlıcakla.

* 4 B: Dört beyaz, un, yağ, şeker, tuz.

Not
Bu yazı, http://www.bilgiagi.net, http://www.bilgievreni.com, http://www.kamudanhaber.com, http://www.haberanaliz.net, http://www.siyasalforum.net, http://www.gunesgazetesi.net, http://www.gercekgazete.web.tr, ile, Gerçek Gazete, Balıkesir Demokrat, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.