Haz 15 2017

Yaşanabilir Kıyı Kentleri İçin Marinaların Yönetim ve Organizasyonunun Önemi

Published by under Aziz Muslu (Yrd.Doç.Dr.)

Importance Of Marina Management and

Organization For Livable Coastal Cities

 

Yrd.Doç.Dr. Aziz MUSLU

Ordu Üniversitesi Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi

Denizcilik İşletmeleri Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi

azizmuslu@gmail.com

ÖZ:

Günümüzde işletmelerin artan sosyal sorumlulukları bulunmaktadır. Deniz turizmi tesisi işletmelerinden en önemlilerinden biri olan Marina işletmelerinin sosyal sorumlulukları diğer bütün ticari işletmelerden daha fazladır. Kıyı kentlerinin yaşam kalitesinde marina işletmeleri temel belirleyicilerdendir. Marinalar sadece rekreasyonel faaliyetlerin yapıldığı tekne bağlanan merkezler değildir. Tekne sahiplerinin sosyalleşme alanı olmasının ötesinde bulundukları kente sosyal ve kültürel hizmetler sunmalıdır. Kıyı şeridinin tüm toplumun olmasının yasal dayanağı kıyı kanunudur. Kıyılar tüm vatandaşların ortak malıdır. Kıyıların marina işletmelerine tahsis edilmesi toplumun çıkar ve faydası gözetilerek yapılmaktadır. Marina yerlerinin tespitinde bölge insanın kararları ayrıca önemlidir. Marina işletmesi faaliyetlerine başladıktan sonra bulundukları bölgeye katkı sağlamaktadır. Yat işletmeleri, tedarikçiler, restoranlar, konaklama işletmeleri gibi birçok iş kolu için dışsal ekonomi yaratarak bölge kalkınmasına katkı sunmaktadır. Marina işletmeleri kendi bünyesindeki hizmetleri organize ederken bölge halkının istek ve taleplerini göz önünde bulundurmalıdır. Bölgenin cazibe merkezi haline dönüşmesini sağlayacak kültürel ve sosyal faaliyetleri bünyesinde gerçekleştirmelidir. Gerçekleştirilen aktivitelere sponsor olmalıdır. Bünyesine sinema, tiyatro, kütüphane, konferans salonu gibi tesisleri eklemelidir. Bienal, sergi,  konser, festival gibi aktiviteler ile yaşanabilir kıyı kentleri oluşturacağı gibi ayrıca marina müşterilerinin memnuniyeti de sağlanacaktır.  Marinalarda departmanların işlevsel hale gelmesini sağlayan nitelikli personel istihdam etmelidir. Kültür sanat faaliyetleri ve sosyal faaliyetleri sürekli hale getirecek bölümler organize etmelidir. Tüm çalışanlara marinaların sosyal fonksiyonu olduğu tüm diğer işletmelerden farklı bir misyonu olduğu aktarılmalıdır. Bu doğrultuda kurum vizyonları oluşturulmalıdırlar. Tüm çalışanlarda oluşturdukları vizyonları doğrultusunda bilinç değişimi geliştirilmelidirler. Yaşanabilir kıyı kentlerinin oluşması  için marina yöneticilerinin katkıları oldukça önemlidir.

Anahtar Sözcükler : Deniz İşletmeciliği, Deniz Ekonomisi, Stratejik Yönetim , Yönetim organizasyon, Deniz Turizmi. Continue Reading »

No responses yet

Haz 15 2017

Mega Kentlerde İyileştirme Bahçeleri; Tahran Örneği

Published by under Sima POUYA (Mim.Dr.)

Healing Gardens In The Mega Cities;

Example Of Tehran 

Sima POUYA1

1Peyzaj Mimarı (Dr.) Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi, Peyzaj Mimarlığı Bölümü

sima_pouya2002@yahoo.com

1SimaPOUYA 1984 yılında İran’da doğdu. 2006 senesinde Tebriz Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümden mezun oldu. 2012 senesinde K.T.Ü Fen Bilimleri Enstitüsü Peyzaj Mimarlığı Anabilim Dalı’ndan yüksek lisans ve 2016 Kasım ayında aynı okuldan doktora öğrenimini tamamladı.

Bu çalışmanın amacı, Tahran’daki binaların çatısında iyileştirici bahçeler oluşturmak için gerekli olan bazı faktörlerin ve kriterlerin belirlenmesidir. Bu doğrultuda, çatı bahçeleri ve iyileştirme bahçelerinin entegrasyonu analiz edilip değerlendirilmiştir. Bu çalışma sonucunda, Tahran gibi mega kentlerde, bu tür alanların tasarlanması ileriye dönük bir adım olabilir. Bu alanlar, şehir ve bölge planlamacıları ve peyzaj mimarları için çatı alanlarında iyileştirme bahçelerinin oluşturulmasına yönelik planlama ve tasarım özellikleri sunarak, bir yol gösterici olabilir.

Abstract

Studies showed about healing gardens have confirmed obligation and specific place of these gardens not only in hospitals and health centers, but in urban spaces for various ages of citizens. Research in urban settings indicates that residents of urban settings with more vegetation have higher social contact too. With growing population and building structures especially in Tehran (capital city of Iran), it is less likely to designate open and suitable place for to create the healing gardens. In most cases, as the gardens are designed far from the city centers, the availability and utilization of the healing gardens are limited specially for elderly people and children.  One of the fastest growing tendency in Tehran is the designs of green roofs, or roof gardens, to create peaceful places on otherwise barren rooftop places. Landscape designers used to create the roof of building in order to decrease the lack of green spaces in Tehran. In this research, with regard to benefits and advantages roof garden and healing garden, the integration of these two garden in the rooftop buildings, can contribute to the health problems of the residents as well as providing ecological profits and ecosystem services. The goal of this article is to provide some factors and criteria which are essential to create healing gardens in the roof of the buildings in Tehran. To do so, roof gardens and their integration with healing gardens are analyzed and evaluated. The result of this article can be an initiative step for creating these kinds of spaces in the mega cities such as Tehran. Appropriate characteristics of these spaces planning and designing can be a valuable guide for landscape and urban planners to create roof healing gardens.

Key words:  Healing gardens, Roof gardens, Planning, Landscape Architect, Tehran

Makalenin Devamı İçin TIKLAYINIZ!

No responses yet

Haz 15 2017

Isaıah Berlın Düşünüşünde Özgürlüğün Sınırı

The Lımıts Of Freedom

In Isaıah Berlın’s Thoughts

 

Yrd.Doç.Dr. Armağan ÖZTÜRK

 Artvin Çoruh Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü Öğrtim Üyesi

armagan.ozturk1980@gmail.com

 

ÖZ

Bu makalede Berlin’in özgürlük kavramlaştırması tartışmaya açılacaktır. Düşünür özgürlüğün negatif ve pozitif yorumlarını birbirinden ayırt eder. Ona göre negatif özgürlük engellenmeden eylemde bulunma ihtimali, pozitif özgürlük ise kişinin kendi iradesi ya da benliği üzerinde kurduğu hakimiyettir. Berlin için özgürlüğün negatif karakteri pozitif olana göre daha önemlidir. Kadim anlayışa karşı modernlerin özgürlük yorumunu da karakterize eden negatif özgürlük otoriteyi engeller ve kişisel seçimi kolaylaştırır. Pozitif özgürlük ise otorite yaratan karakteriyle totaliter akımlar tarafından kullanılmaya daha müsaittir.

Berlin kavramsal açıdan yanlış, siyasal açıdan ise tehlikeli gördüğü tekçi anlayışla özgürlüğün pozitif yorumu arasında güçlü bir bağlantı öngörür. Ona göre ne tarihin sabit bir yönü ne de tarihsel açıdan kaçınılmaz yasalar vardır. Ayrıca birden fazla birbiriyle çelişen değer ve doğru söz konusudur. Bu nedenle makul ve medeni bir yaşantı için çoğulculuk gerekir. Berlinci düşünüş içerisinde liberalizm çoğulculuğun en önemli garantisini oluşturur. Çoğulcu yaklaşım hiçbir fikri en baştan gerçek özgürlüğe aykırı diye yadsımaz. Dahası çoğulcu yaklaşım demokratik toplum içerisinde müzakereyi destekler. Açık fikirlilik ve esneklik gibi değerler bakımından çoğulculukla demokrasi arasında olumlu bir etkileşim vardır. Çoğulcu yaklaşımdan uzaklaşıldıkça insanı maliyeti yüksek olan sosyal ve siyasal seçenekler ön plana çıkar. Tek bir yüksek iyiye dayanarak tüm çatışmaları çözme iddiası zorunlu olarak bazı iyi tercihlerini dışarıda bırakır. Adil olmaya çalışmak kişiyi merhametten uzak bir davranış kodunu benimsemeye itebilir mesela. Ayrıca çoğulculuğun alternatifi tek bir büyük iyi adına insanları büyük fedakarlıklara sürükleyen ütopyacı ve kapsayıcı çözümleri beraberinde getirir. Bir kez bu yola girildiğinde varılacak yer kaçınılmaz bir şekilde totalitarizmdir. Bu son hatırlatma bağlamında Berlinci düşünüş sadece totalitarizme yönelik bir itirazı değil aynı zamanda ütopyacılığa karşı aşırı temkinli bir tavrı da içerisinde barındırır.

Makalede temel tezleri tartışmaya açılan Berlin düşünüşü için bir dizi eleştiri de dile getirilecektir. Öncelikle Berlin çoğulculuk yanlısı ama görecelik karşıtıdır. Ancak çoğulculukla görecelik arasında çizdiği sınır bir hayli keyfidir. Ahlakilikte evrensel bir asgari boyutun, nesnel bir minumum noktanın veya tüm uluslar bakımından ortak bir ahlaki noktanın olduğunu düşünür Berlin. Neyin yanlış olduğunu asgari ölçülerde bilebilen insanlığın neden tek bir ortak doğruyu bilemediğini rasyonel bir şekilde açıklayamaz. Dahası Berlin çoğulculuğu sadece göreceliğe değil aynı zamanda pragmatizme karşı da savunmasızdır. Çünkü onun dizgesi bakımından evrensel bir reçetenin olmaması rasyonelliği ortadan kaldırmaz. Ayrıca akılcı çözümler için tüm değerleri hizaya sokacak bir üst değere atıfta bulunmak gerekli değildir. Peki, hangi çözümün diğerinden daha rasyonel olduğu veya hangi değerin diğer değere göre daha tercih edilebilir olduğu soruları nasıl yanıtlanır? Berlin doğrunun koşullar tarafından belirlendiği kanaatindedir. Koşullar ve tarihsel durum rasyonel durumu açıklar. Kolaylıkla fark edileceği üzere bu yanıt çoğulculuk, görecelilik ve pragmatizm arasındaki tüm ayrımları keyfi hale getirir. Doğru ve iyi Berlin’in söylediği gibi koşullara bağlıysa doğuyu ve yanlışı birbirinden ayırt eden tüm saptamalar tarihte ve kültürde göreli hale gelir.

Bir diğer sorunlu nokta liberalizmle ahlaki çoğulculuk arasındaki gerilimde somut bir içeriğe kavuşur. Locke, Mill, Hayek gibi pek çok liberal düşünür ahlaka ve siyasete tekçi bir şekilde bakar. Liberalizm de tekçi olabildiği için düşünür tarafından dile getirilen ve çoğulculuğun garantisini liberalizmde bulan okumaya belli bir ihtiyat payı ile bakmak gerekir. Ayrıca tekçi pozisyonla totalitarizm arasında kurulan neden-sonuç ilişkisi de yeniden kurgulanmalıdır. Çünkü sonuçta hemen tüm ortak iyi/ortak yarar anlayışları ahlaki anlamda tekçi varsayımlara sahiptir. Berlin’in yaptığı üzere tekçi yaklaşımın reddi ortak iyi düşüncesinin reddi anlamına geliyorsa bu pozisyon eleştirilebilir.

ANAHTAR KELİMELER: Isaiah Berlin, Özgürlük, Çoğulculuk, Totalitarizm

ABSTRACT

In this paper, Berlin’s conceptualization of freedom will be discussed. The philosopher distinguishes between negative and positive interpretations of freedom. According to him, negative freedom is the possibility of acting without being interfered with whereas positive freedom is the sovereignty that the individual establishes over his/her will or self. For Berlin, the negative character of freedom is more important than its positive character. Negative freedom which also characterizes the interpretation of freedom of the moderns against the ancient understanding, obstructs authority and facilitates individual choice. Whereas positive freedom is more fit to be used by totalitarian currents due to its authority-generating character.

Berlin predicts a strong connection between the positive interpretation of freedom and monist thinking which he considers conceptually wrong and politically dangerous. According to him, neither history has a constant direction nor there are historically inevitable laws. Besides there are multiple values and truths that contradict each other. Therefore pluralism is required for a decent and civilized life. Liberalism constitutes the most important guarantor of pluralism in the Berlinian thought. The pluralist approach denies no idea from the very beginning because it is against true freedom. Moreover pluralist approach supports deliberation in a democratic society. In terms of values like broad-mindedness and flexibility, there is a positive interaction between pluralism and democracy. As the pluralist approach is left behind, social and political options with high human cost come into prominence. The claim to resolve all conflicts based on a single high good necessarily omits some options of good. For instance, trying to be fair may prompt one to adopt a code of conduct devoid of mercy. Besides, an alternative to pluralism brings along utopian and overarching solutions which drive people to make sacrifices in the name of a single great good. Once this path is taken, destination is indispensably totalitarianism. Within the context of this last reminder, the Berlinian thought contains in itself not only an objection to totalitarianism but also an extremely cautious attitude towards utopianism.

Also a series of critiques will be mentioned regarding the fundamental theses of the Berlinian thought which is opened up for discussion in the paper. To begin with, Berlin is pro-pluralism yet anti-relativism. However, the line he draws between pluralism and relativism is quite arbitrary. Berlin holds that there is a universal minimum aspect to morality, an objective minimum point or a moral point shared by all nations. He cannot explain why the humanity which knows what is wrong on a minimum level fails to recognize a single common truth. Moreover, Berlinian pluralism is vulnerable not only to relativism but also to pragmatism. This is because in terms of his system, not having a universal prescription does not eliminate rationality. Plus, it is not necessary to refer to a meta-value that will make all values shape up for rationalist solutions. But how can we answer the questions like which solution is more rational than the other or which value is more preferable than the other? Berlin is of the opinion that truth is determined by circumstances. Circumstances and historical condition explain the rational condition. As it can be easily seen, this answer renders all distinctions between pluralism, relativism and pragmatism arbitrary. If truth and good depend on circumstances as Berlin says, all determinations that distinguish between right and wrong become relative in history and culture.

Another problematical point gains a concrete content in the tension between liberalism and moral pluralism. Many liberal thinkers like Locke, Mill and Hayek have a monist perspective regarding morality and politics. Since liberalism can also be monistic, the interpretation that is articulated by the philosopher and finds the guarantee of pluralism in liberalism should be approached with some caution. Also, the cause and effect relationship established between monist position and totalitarianism should be reconstructed. This is because ultimately all common good/common benefit understandings have morally monist assumptions. If dismissal of a monist approach comes to mean dismissal of a common good as is the case in Berlin, then this position can be criticized.

KEYWORDS: Isaiah Berlin, Freedom, Pluralism, Totalitarianism

Makalenin Devamı İçin TIKLAYINIZ!

No responses yet

« Prev - Next »