Şub 08 2010

Savaşa Hayır!

Published by at 00:04 under Ahmet AY

yazdır / print
SAVAŞA HAYIR!

Hangi şey çocukların gülücüklerinden daha güzel?
Hangi şey annelerin mutluluğundan daha önemli?
Hangi şey kuşların cıvıltısından daha sevimli olabilir? Ve hangi şey bir kuru-kıvranmış yaprak kadar güzel olabilir?


Sizi bilmem savaşçıe ey (en!) büyükler! ama bizce hiçbir şey insan kadar, insanın onuru ve mutluluğu kadar değerli değildir.

Doğrusu hep merak etmişimdir. Savaşlar gerçekten kaçınılmaz mı? Acaba asırlarca geriye gidip yapılan tüm savaşları yakından inceleme imkânını elde edebilseydik iyi ki şu savaş olmuş diyebileceğimiz bir tek savaş bile var mıdır? Var mı insanın razı olabileceği bir savaş? Buna evet demenin çok kolay olmadığını biliyorum elbette… O halde vicdanınız hala yerinde duruyorsa insandan daha değerli bir şey var mı? “İnsanların mutluluğu için! savaş çıkarıp” yine insanları öldürmek ne demek oluyor, bizdeki cevabı biliyor musunuz..?

Ey (en) büyükler!

Sizlere insanlık adına diyorum ki:

Biz savaş istemiyoruz, yaşayıp sonra da ecelimizle ölmek istiyoruz, bunu bize çok görürseniz sizin için de yarın çok geç olacak biliyor musunuz?

Ey (en!) büyükler!

Sizin kadar petrolün, yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarının ne kadar önemli (değerli değil) olduğunu bilmeyebiliriz. Sizin kadar uzay teknolojisinin yararlarını bilmeyebiliriz. Ancak şu bir gerçek ki yeryüzünün tüm petrol ve madenleri bir tek insanın canından daha değerli (önemli demiyorum) olmadığını pekala sizden iyi biliyoruz. Değerli ile önemli oluşun/olmanın farklılığının altını çizmekistiyorum. Zira değerlilik önemlilikten ölçülemeyecek kadar farklıdır. Önemliler değerlilere feda edilebilirken, değerlilerin korunması gerekmektedir.

Evet, yer altı ve yer üstü hiçbir zenginlik kaynağı bir insanın canından daha değerli değildir.

Ey (en!) büyükler! sizin canınız bizce çok ama çok değerlidir. Hem sizin ne/nasıl düşündüğünüzü çıkarmış olduğunuz savaşlardan anladığımız halde.

Ey (en!) büyükler!

Anlattıklarıma inanmıyor musunuz?

En çarpıcı olanı anlatayım o zaman:

Her zaman yaşana ve gelişi güzel evleri basılan Iraklı 6 – 9 yaşlarındaki üç kardeşin o minnacık, esmer, okşanası ve titreyen ellerini (teslim olmak için) havaya kaldırdıklarını gördünüz mü? Gördüyseniz kendinizi nasıl hissetiniz? Bu çocukların yerinde sizin çocuklarınız olsaydı neler hissedecektiniz? Yine böyle gamsız olacak mıydınız, bu durumu “yürek taşıyorsanız” kabul edebilir miydiniz? Gazze’de taş atan çocukların İsrail tanklarının üstüne üstüne yürürken nasıl bir asalet ve şecaat gösterdiklerini görebiliyor musunuz? Evet ise cevabınız bu çocuklar nasıl bu hale geldi biliyor musunuz? Kime soruyorum ben? (Hayretim ya)

 Ne olur sanki biraz empati yapsanız?

Ey (en!) büyükler!

Yeryüzünde çıkardığınız aptalca savaşlardan dolayı insanların ne kadar zayıf ve kendinizin ne kadar güçlü ve de büyyyük! olduğunuzu fark ettiniz değil mi? Babalarını öldürdüğünüz çocukların insan sevgisini yok ettiniz, onların güzel duygularını bombaladınız, yarınlara dönük tüm hayallerinin üzerinden tanklarınızla geçtiniz. Bunu başarmak gerçekten de çok güçtü. Söyleyin bakalım bunu başarırken! çok sevindiniz mi? Akıl denen melekeyi kullanma gereği duydunuz mu hiç?

Ey (en!) büyükler !

Sizden kaç kişinin çocuğu o cephelerde vuruldu? Evlat acısı hissettiniz mi hiç? Gerçi siz -Allah bilir ya kendi çocuklarınızı da sevmiyorsunuz. Yoksa çocuğunuzun hak ettiği hayat hakkını başkalarının çocukları hak etmiyorlar mı?

Ey (en) büyükler!

Analarımızın gözyaşları ateş gibi yer küreyi dolaşmakta, her an birilerini yakacak gibi, gelinlik kızlarımızın bedduaları dağ-bayır demeden gelmekte, karabasan gibi, eli kınalı taze gelinlerin lavlar gibi kıpkırmızı kınaları cehennem çağırmakta yutacak gibi, babaların kardeşlerin öfkeleri tsunami gibi üstünüze gelmekte, siz bunu görmüyor musunuz ve bunu görmeyecek kadar kör müsünüz? Bunların gücünün en korkunç silahlarınızdan daha güçlü olduğunu ne zaman anlayacaksınız ne zaman?

Ey (en!) büyükler !

Biz sizleri asla affetmeyeceğiz, açtığınız onmaz yaraları asla unutmayacağız, aldığınız çocuklarımızın anılarını ve acılarını asla yerde bırakmayacağız ve sizin için de korkunç o sabah gelmeden önce hepinize son bir fırsat tanıyoruz:

Çığlığımızı duyuyorsanız ses verin. ‘Henüz insanlık ölmedi’ demeyi çok görmeyin bize. Sizin silahlarınıza karşın onur ve insanlık var bizlerde.. Sizin de çocuklarınızın huzur ve mutluluğu için; her türlü savaşa H A Y I R !..

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.