Ara 26 2009

Susan Kürtler ve Küfreden Kürtler…

Published by at 00:01 under Tamer AVCI

yazdır / print
Susan Kürtlerin Sessiz Çığlığını Bastıran, Küfreden Kürtlerin Sesli Çığlığı

Baydemir PKK ‘nin şehir yapılanması olarak adlandırılan KCK operasyonları sonrası siyaset erbabından çok alışık olmadığımız bir çıkışla karşımıza çıktı.

Son operasyonla Aralarında iki il belediye başkanının da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Bunun üzerine Baydemir öfke patlamaları arasında küfürler etti.

Bundan öncede eşkıya başının cezaevi koşullarını anlatırken benzer bir yöntem kullanmış,toplumun hassas damarlarını tahriş etmek suretiyle sonuç almayı denemişti.

Kürtlerin büyük bir kısmı bu siyasi tavrın dışında ve oylarıyla bu siyasi harekete destek vermiyorlar.

DTP ve kapatıldıktan sonra şimdi BDP siyasette çözüm olabilecek çıkışlardan daha çok terörü adres gösteren ,terörü destekleyen bir yolu denediler.

Kürtler bu ülkede son yüzyılda büyük yıkımlar büyük acılar yaşadılar.

Resmi ideolojinin dayatmacı ,kuşatmacı ve dışlayıcı bir çok hamlesine muhatap oldular.

En önemlisi muhatap bulamadılar.

Türkiye’nin sahibi olduğunu iddia eden zevahir burada çok büyük kıyımlara ,çok anlamsız kaoslara eşine az rastlanır acılara sürükledi onları.

Onlara siz bu ülkede bizim istediğimiz şekilde yaşamalısınız dediler.

Ana dillerini konuşmalarını istemediler.

Terör ve güvenlik bahanesiyle bir çok insanını faili meçhullerle ortadan kaldırdılar.

Dışlayıcı ve tahrik edici bir resmi yöntem denediler.

Köylerini yaktılar.

Evlerini bastılar.

Cezaevlerinde işkencelerden geçirdiler.

Dışkı yedirdiler.

Maktalarına jop giydirdiler.

Sen bizim biz senin gibi olamayız dediler.

Bir asıra yakın süren bunca şeyi değiştirip ,muhatap alma ,acıları dindirme ve bütün halleriyle bağrına basma konusundaki somut adımların ortaya çıktığı son birkaç yıldır Kürtlerin bu kucaklayıcı tavır karşısında çözümü hızlandıracak onların ifadesiyle barışı getirecek hamlelere karşı cevapları koskocaman adamların çok konuşarak ,kötü konuşarak ,ağır ve tahrik edici konuşarak,çocuklarının ölümünde sorumluluk sahibi olan bir caninin ağzıyla konuşarak,onun koğuşunda ki bir karışlık küçülmeyi yirmi milyon bireyin yaşam koşullarından önemli görerek ,onların geleceğini bir caninin geleceğine bağlayarak işi zorlaştırmanın ötesine gitmedi.

Evet Kürt yöneticiler çok konuşuyorlar.

Emine Ayna gibi konuşanlar tahrik ve provakasyondan başka anlamı olmayan bir üsluba tenezzül etmiyorlar.

Çabuk öfkeleniyorlar.

Şehitleri anlamak için onların ailelerinin acılarına ortak olduklarını söylemek için ufak bir empati çabaları yok.

Siyasette bir çözüm olacağını sanarak şimdide küfürler etmeğe başladılar.

Tehditle şantajla ,yıkmak yakmakla kanla dolu şantajlarla beslenen küfürler.

Kürtlerin dili ,Kürt siyasetinin dili Kürt elitinin dili bu asla olamaz.

Kürtçe konuşsan da ,Türkçe konuşsan da ne konuştuğun önemli çünkü.

Yirmi milyon Kürtlerin içinde terörist olmayanlar,terörü desteklemeyenler,bölücü başını onaylamayanlar büyük çoğunlukta.

Kendilerini temsil etmeyi başaramayanlara dur demeleri,onları engellemeleri,onlara sus demeleri gerekiyor.

Açılımın başarıya ulaşması Kürtlerin Etiler diye gördüğü en elit kentlerinin belediye başkanın dilini elitize etmesiyle çok ilişkili çünkü.

Kürt elitleri de konuşmalı.

Kürtlerin Kandilden ,İmralıdan ibaret olmadığını anlatmalılar.

Küfür etmeden konuşulabileceğini ,öfkelenmeden siyaset yapılması gerektiğini göstermeliler.

Demokrasi ve barışı ağızlara sakız edip öte yandan küfür ,tehdit ,şantaj ve meydan okumayla bir mesafe alınamayacağını bilmeliler.

Acilen bunu yapıp çok ve boş konuşan ırkdaşlarını ‘normalleşme’ ve itidal ile tanıştırmalılar.

5 responses so far

5 Responses to “Susan Kürtler ve Küfreden Kürtler…”

  1. Halil DAĞon 26 Ara 2009 at 01:39

    Tekrarlamaktan bıkmayacağım şeyi yazınızın ekine de iliştireyim:
    Kürtler kendilerini sömüren kendi kemirgenlerinden kurtulamadıkça iflah olamazlar…

    Çünkü Kürtlerin asıl sorunu devletin kendilerine yaptıklarından ziyade devlet içindeki bir kısımla işbirliğinden nemalanan kendi komprador faşist kemirgen sömürgen feodal ağalarıdır…

    Bir de Kürtler kendi adlarına konuşanların gerçekten Kürt olup olmadığına biraz baksa iyi olur fikrindeyim.
    Benim daha düne kadar tanıdığım Kürtlerle şimdiki meydanlarda dolaşan Kürtlerin ne tipolojik ne de sosyo kültürel bir bağını göremiyorum ben…

  2. Uğur ÖZALTINon 26 Ara 2009 at 16:39

    Halil beye tamamen katılıyorum.

    AĞALARIN KÖLELERİ DEVLETİN BİREYİ OLAMAYACAKLAR MI adlı makalem de buna işaretttir

    HIRANT DİNK in cenazesinde Kürtçe pankartlar çok dikkatimi çekmişti

    HEPİMİZ ERMENİYİZ diyen kürtler bence yalan söylemiyorlardı

  3. serhat doğanon 26 Ara 2009 at 21:08

    tamer bey, okuduğum en isabetli ve insanlar tarafından kabul edilebilir yazınızdı bu. çözüme katkı için fikirlerinizi çok yerinde. hastane şartlarını ne kadar iyileştirirseniz iyileştirin eğer psikolojik rahatsızlığından muazdarip olan hasta şahıs sorumlu, ciddi ve sakin bir duruş sergilemezse bu yeterli gelmez ve sorunlar bitmez.

  4. Hazal Seyitoğluon 27 Ara 2009 at 14:07

    Burada iki durum söz konusu. Birincisi: “Kürtlerin Kandilden ,İmralıdan ibaret olmadığını anlatma”ya çalışan insanların son tutuklamanın muhatabı olmaları. İkincisi insanımızın küfür etme geleneğine sahip olması. Birincisini biraz daha açalım, bu tutuklamalar olmadan daha birkaç gün önce yapılan toplantıda, DTP’lilere “yahu kardeşim, sizin hiç mi fikriniz yok, kendi derdinizi kendi kelimelerinizle anlatamıyor musunuz?” diyen insanların tutuklanması demokratik açılım için muhatap bırakmamak olacak şey değildir. Kürt diye herkesi PKK’lı KCK’lı mı ilan edeceğiz? Hiç mi muhatap alınacak insan yok içlerinde? Olayların sorumlularını bulup, onları cezalandırmak yerine topluca içeri tıkmayı, parti kapatamayı tercih ediyoruz.
    İkinci konuya gelince, biz küfür eden bir toplumumuz! Bunun en son örneğini Ercan Saatçi ve diğer müzisyen arkadaşının (isini unuttuğum için bağışlayın)karşı tarafın futbol takımı için ettikleri poşetlik küfürlere bakınız. Kendi aramızda küfrederken iyi, başka biri duyunca tu kaka!
    Baydemir’in ne büyük bir caresizlik ve sinir harbi içinde ha..ktir dediğini anlıyorum. Gelişen olaylara bakın, Reşadiye’de kuzularımızın kurban edilmesi, DTP’nin kapatılması… Milletvekillerinin sine-i Millete gideceklerinin ilanı… vazgeçip, yeni bir başka parti çatısı altında yeniden demokrasinin ölmediğini siyasetle mücadele devam edileceğinin ilamı…. vee… yaklaşık 10 küsürü belediye başkanı 80 kişinin tutuklanması…
    İyi birşeyler olurken, akabinde gelen negatif olaylar insanları kendinden bezdirme noktasına getiriyor ve hiç de büyütülmeyecek küfürler ettirebiliryor. Söyleyin hayatınızda böylesi çıkılmaz durumların kaçında küfür etmediniz!?

  5. serhat doğanon 30 Ara 2009 at 08:25

    hazal hanım, subjektif duygusallık uğruna objektif doğruları, evrensel hukuk değerlerini, evrensel demokratik tepki yöntemlerini bir kenara atamayız.
    sormalıyım;
    atatürk “geldikleri gibi giderler demeyip de has…sinler deseydi bu millet onu bağrıa bu kadar basar mıydı?
    neden a. gül, t.erdoğan’dan çok daha sıcak ve güvenli bir liman olarak görülüyor.
    özal, süikast girişimnden sonra “has…sinler” deseydi bu kadar sevilir miydi. PKK’nın güyya siyasete sızmaya çılşan kanadı olan KCK’nın provokatif ve boyundurukçu üyelerinin (kürt halkının istibdattan kurtulması ve suçluların yakalanması için) içeri alınması mı daha acıtıcı yoksa fatim rüştü zorlu’nun asılması mı ya da vs vs bir çok örnek vermek mümkün.
    dava adamı ilk önce adam olacak. bunu baydemir için değil herkes için söylüyorum. dava adamı milletinin selameti için subjektif duygusallığını kenarda tutabilen adamdır. özal diyor ki suikast girişiminde sonra “eğer bu işin kimlerle ilgili olduğunu açıklarsam önemli 2 kurum işleyeez hale gelir” diyor ve millet adamı ve dava adamı olduğunu gösteriyor.
    kürtler kendi içinden şahin de olsa da sorumlu ve duyarlı ve hukuka cidden inanan adamı çıkardıça bu sorunu çözmek kolaylaşacak.
    yerinizi böyle evrensel ve objektif duruşla belirlemek yerine konektrün, tarafgir hissiyatın ve spontanın altında ezilerek de belirleyebilirsiniz. ama pascal’ın dediği gibi her tercih bir diğer seçeneği kaybediştir. tercih sizin.

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.