Eyl 15 2011

Türkiye Birleşik Devletleri / Türk Birleşik Devletleri

Published by at 00:00 under Ahmet FİDAN (Yrd.Doç.Dr.)

yazdır / print

Türk Siyasal Hayatında Bölgesel Siyaset ve Türkiye Birleşik Devletleri Stratejisi

Yrd.Dr. Dr. Ahmet FİDAN

1. Türk Siyasal Hayatında Coğrafi Kısırlık:

Siyasal Partilerin aldıkları oy dağılımını Türkiye haritası üzerine yerleştirdiğimizde yıllardır karşımıza benzeri bir gerçek çıkmaktadır. Ülkenin Sahil kesimleri daha çok liberal veya sosyal demokrat partileri tercih ederken, iç kesimler daha çok muhafazakar partileri ve/veya dinsel eğilimli partileri tercih etmektedir. Böylesi bir dağılım ilk bakışta doğal karşılanabilir. Zira seçmen profilleri açısından önceden kestirilebilir bir siyasal davranış ortaya konmaktadır. Ancak ülke içindeki insan katmanlarının bu anlamda ayrışık yapı içinde olması sorun doğurmazken, bu kitleler üzerine siyaset yapan partilerin biraz da kolaya kaçarak bu kesimler üzerine oynadıklarını görmekteyiz. Bu da Türk Siyasal hayatındaki kurumsal aktörlerin diğer toplum katmanlarına karşı körleşmesini doğurmaktadır. Bu körleşme ise, toplum içindeki kültürel çatışmalar için potansiyel bir risk ortaya çıkarmaktadır.(*)

Bahsini ettiğimiz farklılaşmanın temelinde hem iklimin, hem kent olgusunun, hem gelir etkisinin hem eğitim etkisinin olduğunu bilsek te, bu bağlamda Türk toplumsal yapısını doğrudan değiştirme gereği ve/veya durumu yoktur. Toplumsal örgünün değiştirilmesi veya toplum katmanlarının hayat tarzına müdahale edilmesindense ülke içindeki siyasal partilerin bu katmanları algılayacak ve olduğu gibi kabul edecek şekilde reel politikalarını oluşturmaları daha kolay ve de doğru olacaktır. Böyle bir politik tercih durumunda ise, ülkenin sahil kesimleri ile iç kesimleri arasında yerleşik bir siyasal parti şablonu ortaya çıkmayacaktır. Bir diğer tabirle, ne sahil kesimleri sosyal demokrat veya liberal kesimlerin arka bahçesi, ne de kırsal kesimler muhafazakar veya dinsel eğilimli partilerin arka bahçesi olacaktır.

Siyasal gözlemci ve siyaset bilimciler olarak ileri sürmek istediğimiz konu özetle, toplumun parti politikalarına göre yönlenmesi değil, parti politikalarının toplumsal katmana göre belirlenmesi gereğidir. Zira böylesi bir bakış açısı hem daha kolay, hem daha çoğulcu, hem daha demokratik, hem daha zengin, hem daha renkli ve hatta pragmatik olacaktır. Böylesi zengin fayda dağılım düzleminde siyasal partilerin şabloncu ve dayatmacı politika üretmeleri ise ezici, acıtıcı ve hatta afaki olacaktır.

Toplumun bilinçlendirilmesi , gerekirse yönlendirilmesi konusunda, reel siyasal tabanlı örgütler tarafından değil de siyasal partilere angaje olmamış sivil toplum kuruluşları tarafından öncelikli rol üstlenilmesi ve hatta devletin böylesi bilinçlendirme çalışmaların doğrudan olmasa bile dolaylı destek olması gerekmektedir. Bu destek birincil olarak para aktarmak yerine, en başta engel olmamak, yer, imkan ve fırsat tanımak, ülke geneli toplumsal koordinasyon sağlamak şeklinde olmalıdır.

Bilgi yoğun toplumsal yapıda devletin mümkün olduğu kadar küçültülüp toplumsal katmanlara para dağıtan kimliğini bırakması gerekmektedir. Çünkü devlet belli kesimlere para dağıtmak için belli kesimlerden de ağır vergiler almakta, devlet mekanizmasındaki ajanlar da bu dağıtma işinden hem ekonomik hem siyasal tabanlı komisyon almaktadır. Bir diğer tabirle benim ödediğim vergilerle yine bana karşı bezirganlık yapmaktadır.

İşte bu bezirganlar bir kısım toplum katmanlarına karşı kısır ve angaje oldukça dayatmacı mantıkla ata et ite ot verip ülke kaynaklarını çarçur etmektedir.

Siyasal partilerimizin topluma dayatmacı yaklaşmaması önyargısız ve hoşgörülü bakışları, başta kendi politik çıkarına uygun düşecek dolaylı olarak ta ülke içindeki çoğulcu yapı daha sağlıklı korunmuş ve hatta geliştirilmiş olacaktır.

2. Türkiye Birleşik Devletleri mi Yoksa Türk Birleşik Devletleri mi?

“Alışırlar alışırlar” demişti bir zamanlar merhum eski Cumhurbaşkanımız Turgut ÖZAL Aradan onyıllar geçti. Türkiye hala 82 nin Asker anayasasını değiştiremedi. Asker anayasasına alıştı, alışmakla kalmadı neredeyse o anayasaya taptı iman etti. 1930 lu yıllardan kalan onlarca kanun yenilendi, AB standardına getirildi fakat 82 Asker anayasasına kimse dokunamadı. İnsanlarımız alışmaya son derece yatkındır. Bu yatkınlık beni çok ciddi derecede ürkütmektedir.

Zira Türk Vatandaşlığı yerine “Türkiye Vatandaşlığı” kavramı sürekli önümüze getirilmekte. Yavaş yavaş TÜRKİYE BİRLEŞİK DEVLETLERİ kelimesine doğru gitmekteyiz. Geçenlerde daha yeni bu konuya benzer bir yazı yazmıştım. “Türk Siyasal Hayatında Coğrafi Kısırlık” başlıklı ve “Türk Siyasal Hayatında “Bölgesel Siyaset” Kavramına Doğru” (**)  alt başlığını taşıyan yazımda da kısaca değindiğim gibi, bile bile doğu ve güneydoğu da özerk yönetime Türk insanları alıştırılmak isteniyor. Bunun için en üst düzeyden birileri çok yakında “Türkiye Birleşik Devletleri” ismini kullanacaktır. Bu ismin kullanılmasıyla psikolojik alt yapı hazırlanacaktır.

SONUÇ:

Bir taraftan Türk Birleşik Devletleri rüyası görülürken, öte taraftan Türkiye Birleşik Devletleri tabirine hazır olmamız oldukça rahatsız edici ve bir o kadar da manidar bir durumdur. “Türkiye Birleşik Devletleri” tabiriyle Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kurulması düşünülen birden fazla özerk yönetimler kasdedilirken, Türk Birleşik Devletleri söylemiyle ise, dünya üzerindeki bütün Türk Devletlerinin bir çatı altında konfederal yapıda toplanması kasdedilmektedir. Her iki tabir kafiye olarak birbirine oldukça yakın görülse bile, içerik olarak birbiriyle taban tabana zıt anlam ortaya çıkarmaktadır.

Birincisi ülkenin bölünmesine alıştırma söylevi iken, diğeri ise Türk dünyasının birleştirilmesi ülküsüdür. Bu durmda büyük düşünüp konfederal bazda yeni Türk İmparatorluğu rüyası görülürken içten içe Türkiye Birleşik Devletleriyle çözülme tuzağına düşmemek gerek. Hani bir söz vardır. Boynuz umdum kulaktan ayrıldım. Başka bir söz daha vardır. Tosya’ya pirince giderken evdeki bulgurdan olmak. Taktiklere dikkat etmek ve de yakın tarihi unutmamak gerek. Hafızaları güçlü tutmak gerek. Dosta güç verip düşmana fırsat vermemek gerek. Çünkü düşman bizim en zayıf olduğumuz zamanda başını kaldırıp bizi güçlü Türkiye rüyalarından uyandırabilir.

Siyasal partilerimizin topluma dayatmacı yaklaşmaması önyargısız ve hoşgörülü bakışları, başta kendi politik çıkarına uygun düşecek dolaylı olarak ta ülke içindeki çoğulcu yapı daha sağlıklı korunmuş ve hatta geliştirilmiş olacaktır.

____________________

KAYNAKÇA:

(*) FİDAN Ahmet; “Türk Siyasal Hayatında Coğrafi Kısırlık”, Timeturk Dünya Haber Portali, 3.4.2009,

http://www.timeturk.com/tr/makale/dr-ahmet-fidan/turk-siyasal-hayatinda-cografi-kisirlik.html

Bilgi Ağı, İnteraktif Köşe Yazarı Gazetesi, 3 Nisan 2009, http://www.bilgiagi.net/turk-siyasal-hayatinda-cografi-kisirlik/1786/

(**) FİDAN Ahmet, Time Türk Haber Portali, 24.04.2009.

http://www.timeturk.com/tr/makale/dr-ahmet-fidan/,

http://www.bilgiagi.net/turkiye-birlesik-devletleri-mi-turk-birlesik-devletleri-mi/1963/

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.