Oca 02 2010

Ulaşıma’a Zam; Bencillik Ve Halk Düşmanlığı

Published by at 00:04 under Mustafa Nevruz SINACI

yazdır / print
Genel olarak insan hakları, adalet, hukuk ve ahlâk gibi, medeni boyut, norm (tam doğru, orijinal) yaşam ve davranış biçimleri alanında, (doğrudan yaşam, derin deneysel birikim, analiz ve tecrübi metot dediğimiz) toplumsal sentezler ve yoğun “bilinç” çalışmaları yapan (Bilinç Üniversitesi kurucusu) zoraki bilinçolog Galip Baran: “T.C.’ni Değiştirme ve Dönüştürme” başlıklı yazımı okuduktan sonra şöyle yazdı:

“Bu konuda düşüncem: Türkiye’yi bir diğerkâmlar Cumhuriyeti yapmak.

Önerim uygulamada geliştirilmiş “Diğerkâmlık Andı” üzerinde fiilen ve fikren çalışmak ve and’ı hayata geçirmektir. Eğer, bunu başarabilirsek her türlü iç ve dış problemle baş edebilmek kolaylaşacak, adalet sorun olmaktan çıkacak, hukuk kurumsal ve evrensel kimliğine kavuşacak, bu kadar polise, savcıya, hâkime ve büyük bir orduya asla gerek kalmayacaktır. Ne mutlu diğerkâm olabilene…” diyor,

Galip Baran…(İnsan Hakları ve Adalet Ahlakı, 06.12.2009, Anayurt Gazetesi)

DİĞERKAMLIK NE DEMEK?…

Bahusus bilinç üstadı “diğerkâmlık” ı şöylece formüle etmiş veya formatlamış. Daha doğrusu; Yaşamın içinden gelen bir deneyi,m, bilgi ve birikim sonucu kuramlaştırmış. En doğru tanım, açıklama ve anlatım da herhalde “kuram” biçiminde olacak.

DİĞERKAMLIK KURAMI: “Aşırı tüketmemek; Vergi kaçırmamak; Çevreyi kirletmemek; Milli servete zarar vermemek; Trafik kurallarına uymak ve bu kuralları çiğnetmemek; Rüşvet almamak, vermemek;

İmar yasasına aykırı işler yapmamak; Sağlığa aykırı alışkanlıklar edinmemek; İş ahlakının korunması için çaba göstermek ve Her şeyi devletten bekleme alışkanlığını terk etmek…”

Çok kısa ve öz bir deyimle “iyi insan ve iyi vatandaş” manifestosu…

Veya tarihte görülen nadir örneklerine nazaran “çağdaş insanlık kuramı”

TAMAMLAYICI VE BÜTÜNLEYİCİ UNSURLAR
Kırmızı’da durmamak; Eş deyişle “bencil” değil “SENCİL” olmak,

Daha açık bir deyişle, aleni bir yolsuzluk olan “burası Türkiye anlayışı ve bağımlılığı” ile savaşmak; Yani: kırmızı da geçmek isteyen “burası Türkiye bağımlıları” nı Sosyal Yaptırım olarak bilinen yöntemle uyarmak; Uyardıklarına, kendilerinin de kırmızıda geçmeye kalkışan diğer “Burası Türkiye bağımlıları”nı aynı yöntemle uyarmalarını önereceğine dair söz vermek. Kuram’a göre:
Kırmızıda durmak: Bireyi erdeme yönlendiren bir ilkedir.

Sosyal yaptırım: Kırmızıda geçmeğe kalkışanları utanmaktan başka bir tepki gösteremeyecek şekilde uyarmak. Sonuçta: Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı, milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda (okul dışı eğitim çalışmaları)’nda geliştirilen “Diğerkâmlık Andının” yaşama geçmesi halinde, bu kadar polis, savcı ve hâkim’e gerek kalmayacak, adalet, hukuk ve güvenlik sorun olmaktan çıkacak, “yurtta barış” sağlanacaktır. (*)
Şimdi, bütün bu bilgilerden gafil, devletin var oluş hikmetini bilmeyen ve nihayet “insani boyut ve bilinç toplumu” konusunda cahil belediye başkanı, belediye meclisi ve il genel meclisi üyeleri ne yapsın!… Meselâ şu aşamada, ülkemiz geneli ve özellikle Ankara da, hiç yapılmayacak işlerin başında “ulaşım zammı” gelir.

Gerçekte, ulaşım-erişim, yaşamak ve yaşatmak için zaruri ve hayati ihtiyaçların en başında yer alır. Hatta en acil, hayati ve zorunlu ihtiyaçtır. Tıpkı ekmek, su, elektrik, yakıt, hava ve hayati gıdalar gibi…

Bu nedenle “toplu taşım” sektöründe, daimi denetim, kamu adına dengeleyici ve düzenleyici hizmet, ücrette rekabet yasağı, istikrar ve insicam esas olmak zorundadır. Devlet, hükümet ve belediye yöneticileri buna dikkat etmelidir. Evet, toplu taşım birinci derecede bir kamu hizmetidir.

Kâr alanı ve fahiş kazanç kapısı değil!..

Böyle düşünenler ile toplu taşımacılığı “saadet zinciri, oy aracı ve servet avcılığı” olarak görenler; Mutasyona uğramış alt varlıklar ve apaçık insanlık düşmanlarıdırlar. Dolayısıyla “ulaşım hizmet ‘toplu taşım’ ücretleri” konusunda bütün Türkiye insanı için durum aynıdır. Aynı kalmak ve birlikte mütalâa olunmak gerekir. Yani sorun, ağırlıklı Ankara olmakla birlikte, gerçekte tüm ülkeyi kapsar. Yaşanan haksızlık, adaletsizlik ve zulmün birinci derecede zanlısı hükümettir. Şöyle ki: Genel olarak petrol ve petrol ürünlerini “acımasız, insafsız, merhametsiz, haksız, hukuksuz ve adaletsiz bir sömürü aracı” olarak kullanan hükümetin buna hakkı yoktur.

Bir kalemde ilâçta %15 ilâ % 170 arası indirime muktedir olan hükümet;
Sadece “toplu taşım araçlarına”, tükettikleri yakıta KDV muafiyeti sağlamak suretiyle, milyonlarca insanı rahatlatacak, “oh” dedirtip nefes aldıracak, ıstıraplarını dindirecek ve sıkıntılarını azaltacak bir nefes aldırabilir!…

Devletin varlık sebebi, Türkiye’nin kuruluş ilkesi ve Cumhuriyetin takdir (seçim) ve tensip hikmeti, “insan için devlet” esası “idrak edilebilirse eğer” ÖTV’ de bu zorunlu ve hayati kullanımdan kaldırılır. Bu takdirde AKP’nin insani boyut’un farkında olduğu söylenebilir. Aksi halde Melih’le başlayan bu zulüm hız kazanır. İşkencenin boyut ve kapsamı giderek genişler. Halk düşmanlığı kara bir kâbus olarak, masum-mazlum, fakir, fukara ve garip-guraba insanların hayatiyeti üstüne kara-kura gibi çöker.

UTANÇ VERİCİ BİR BAŞARISIZLIK
Bakınız: Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Başkanı Ali Çetin, Ankara da ulaşım ücretlerine yapılan zammı hakkında, “Ankara’da 15 yılda, tam bilet 350, öğrenci bileti ücreti 400 kat artırıldı. Ankara halkı ülkemizin en pahalı toplu ulaşım aracını kullanmaktadır; Yapılan zamla tek binişlik kartlarda tam bilet 1,69 TL’den 1,85 TL’ye, çok binişli kartlarda tek biniş 1,39’dan 1,50’ye yükseltildi. 45 dakika içinde yapılan transferler de paralı hale getirildi, her transferden 50 kuruş alınacak.”

Bu halka zulüm ve insanlık dışı bir uygulamadır. Genelde ulaşım ücretleri mesafe ve miktar bazında mukayese edildiğinde Ankara halkının Türkiye’nin en pahalı (fahiş) toplu taşım aracını kullandığı görülür. Özellikle bu son zam, adaletsizliğin, haksızlığın, kamu vicdanı ve kamu yararına meydan okuma ve aykırılığın katmerlenmiş halidir. Esas olarak toplu taşım ve ulaşımın yukarda açıkladığım ve önerdiğim şekilde teşvik edilmesi gerekirken; Özellikle Ankara ve İstanbul gibi kentlerimizde tersine işleyen adeta bir soygun aracına dönüşmüştür. Kaldı ki: Türkiye geneline göre Ankara’da öğrenci ücreti yüksektir. Buna göre Öğrenci biletleri tam biletin yarısı kadar olmak zorundadır. Yine bu verilere göre, normal şartlarda, namuslu-dürüst, insanca bir uygulama ile; Hiç bir destek ve muafiyet olmaksızın Ankara da otobüs-dolmuş ve metro ücretinin MAX: “Tam 150 ve Öğrenciye 50 kuruş” olması makul, kabil ve mümkündür.

Bunu akıl edemeyenler, belediye başkanlığını da hak edememiş halk düşmanları demektir!… Bu takdirde halkın bir şeyler yapması, sorumluluk alması, haksızlık ve yolsuzluklara “DUR” demek suretiyle tepkilerini açıkça göstermesi gerekmektedir.”
(*) Diğerkamlık (özgecilik): Başkalarının iyiliği için elinden geleni esirgememe durumu., fels. Başkalarının iyiliğine çalışmayı yaşam ve ahlak ilkesi yapan görüş., ruhb. Bencillik ve ben tutkusu yerine sevginin başkalarına yönelmesi durumu., Diğerkam (özgeci) : Kendi yararından çok başkalarını düşünen, başkalarına yararlı olmaya çalışan, başkalarının iyiliği için elinden geleni esirgemeyen..

Erdem: Ahlâkın övdüğü ve ahlâklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik, ölçülülük gibi niteliklerin ortak adı. İnsanın ahlaksal olarak iyiye yönelmesi, ruhsal yetkinlik.

İlke: Her türlü tartışmanın dışında, üstünde sayılan, ana düşünce ve inanış, baş kural., Temel bilgi, temel kural., Uyulması gerekli davranış kuralı., Fels: Kendisinden başka bir şeyin çıktığı temel, köken; ilk neden.

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.