Haz 09 2009

AK Parti İl Kongreleri

Published by at 00:03 under Mehmet Ali KULAT

yazdır / print

İl ve ilçe teşkilatları siyasi partilerin en önemli hayat damarlarıdır. Özellikle bizim gibi coğrafyası çok geniş, nüfusu kalabalık ve genç, iş aş ve hak hukuk sıkıntısının çok belirgin olduğu demokrasisi çok fazla oturmamış ülkelerde parti teşkilatlarının halkın değer ve ilgi alanlarıyla buluştukları ölçüde de başarılı olurlar. Bu geçmişten günümüze hep böyle oldu.

Ancak genel geçer bir kural olarak iktidar süreçleri partileri yıpratır. Zira vatandaşın talebi iktidardandır ve devletin aksayan her yönü iktidara fatura edilir. Meşhur bir deyişle iktidarlar ağlama duvarı değil çözüm merkezleridir. Teşkilatlar iktidarla vatandaş arasındaki buluşma mekanizmasının koordinatörü oldukları oranda sıkıntılar aşılır ve ahenkli bir yapı oluşur. Adalet ve Kalkınma Partisi de; liderinden il ilçe belde teşkilatına kadar vatandaşla buluşabildiği oranda başarılı olmuştur. Özellikle ilk 2 seçimde bu anlamda diğer partilere fark atıldığını gözlemlemek için çok da konunun uzmanı olmaya gerek yok ama özellikle son zamanlarda teşkilatların aşırı düşük profilli görünümü ya da yorgunluk emareleri dikkatlerden kaçmıyor. İşte tam bu aşamada olağan kongrelerin zamanı geldi.

Biz bu yazımızda özellikle İstanbul ve Ankara’ya bu iki önemli şehrimizin il başkanlığı yarışına dikkat çekmek istiyoruz. Dahası bu iki şehirde potansiyel iki isme dikkat çekmek istiyoruz. Bu iki isim Başbakanımızın hemşerisi ve az sayıda siyasinin kendilerine rakip görüp rahatsızlık beyanları olsa da, hemen her partilinin çok sevdiği iki kişi İstanbul’da Sayın Metin KÜLÜNK, Ankara’dan Sayın Dr. İsmail SAFİ… Bu iki isimle ilgili sadece şu kadarını söyleyelim ki bu kişilerin il başkanı olması durumunda parti teşkilatlarının çok ciddi sıçrama fırsatı olur. Bu iki ismin zaten teşkilatlar bünyesinde ciddi bir alt yapıları bulunmaktadır. Her iki isim konusunda da hiç kimse bu işi iyi yapamaz diyemiyor. Belki tek sorun; düşük profil bazı vekillerin gölgede kalma endişesi… Diğer endişe ise maalesef mevcut yapının nimetlerinden beklentisi olanlar… Biraz felsefe yapacak olursak; bu yaklaşım tarzının sahipleri “conformist” ve “royalist” anlayışın direncini gösteriyorlar.

Sayın Başbakanımız son kabine revizyonuyla sahaya kendi öz düşünce dünyasının temsilcilerini önemli ölçüde sahaya sürdü. Bu zaten olmazsa olmaz bir sonuçtu. Zira tabana sunulacak mazeret de kalmamıştı. İşte tam bu noktada düşük profil il yöneticileri yerine çok daha aksiyoner, yaşadıkları şehrin lüks şatolarından gecekondularına kadar hepsine aşina, teşkilatların kılcal damarlarına nüfuz edebilecek yeni bir heyecan kaynağına ihtiyaç var ki bu isimler gibi isimler bu anlamda çok önemli…

Demokrasimizin köklü hale gelmesinde il ve ilçe teşkilatları çok önemli… Bakalım Ak Parti yöneticileri bu hassasiyetin neresindeler…

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.