Haz 08 2009

Beklentiler Savaşı

Published by at 00:08 under Serkan PERKMEN (Dr.)

yazdır / print

“İş Yaşamına Uyum Sürecinde Beklentiler” başlıklı makaleme okuyucularımdan çok sayıda pozitif yorum aldım. Bu ise beni çok memnun etti. Bursa’da avukat olarak çalışan bir arkadaşım iş ortamında yaşananların “beklentiler savaşı” olduğunu belirtti. ABD’den bir arkadaşım ise kişilerin beklentilerinin karşılanmaması sonucu hayal kırıklığı ve hüsrana uğradığını söyledi. Bunlar çok doğru ve yerinde tespitler. Şu an okuduğunuzu makaleyi arkadaşlarımın yaptığı tespitlerden esinlenerek beklentiler üzerine yazdım.

Beklenti, gerek insan davranışında gerekse bireyin iş ve aile yaşamında çok önemli bir yer tutar. Beklenti, insanın gelecekte nasıl bir davranış sergileyeceği, iş ve aile yaşamında ne kadar mutlu ve başarılı olacağının çok önemli bir göstergesidir. Bu sebepten beklenti psikoloji dalında çok önemli bir yere sahip olup bu daldaki birçok teorinin temel mekanizmasını oluşturur.      

Beklenti aile yaşamında ve evlilikte çok önemli bir yer tutar. Her birey evlilikten bir şeyler bekler. Kimi insan hayatının daha düzenli olacağını, kimi aradığı sevgi ortamının evlilik ile mümkün olacağını, kimi çocuk sahibi olmayı, kimi ise cinsel haz bekler evlilikten. Bireyin evliliğinde ne kadar mutlu olacağı ve evliliğinin ne kadar süreceği bireyin evlilikten beklentisinin ne düzeyde karşılandığına bağlıdır. Bir kişinin evlilikten en büyük beklentisinin “çocuk sahibi ve anne olmak“ olduğunu düşünelim. Eğer bu beklenti karşılanmazsa kişi çok büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilir, evliliğinde mutlu ve huzurlu olamayabilir. Bunların sonucu ise eşinden ayrılabilir; dolayısı ile evliliği hüsranla sonuçlanabilir. 

Birey evlilikten beklentisinin karşılanması için eşinden sürekli olarak bir şeyler bekler. Bayanlar genelde eşlerinden sevgilerini hissettirmelerini, zaman zaman kendilerine tatlı sürpriz yapmalarını, ev işlerinde yardımcı olmalarını, kendilerini korumalarını, önemli günleri kesinlikle unutulmamalarını, mümkün olduğu kadar kendileri ile fazla vakit geçirmelerini beklerler. Erkekler ise eşlerinden akşam eve geldiklerinde kendilerini güler yüzle karşılamalarını, stresli zamanlarda kendilerine anlayış ve destek göstermelerini; evi temiz ve düzenli yapmalarını beklerler. Çiftlerin evlilikte ne kadar mutlu ve huzurlu olacağı ve de evliliklerinin ne kadar süreceği birbirlerinin beklentilerini karşılama düzeyine bağlıdır. Çiftler birbirlerinin beklentilerini ne kadar karşılayabilirse aile yaşamları o kadar mutlu olur. Bu sebepten evlenmeden önce bireyler birbirlerinden ve evlilikten neler beklediklerini mutlaka birbirlerine sormalı ve karşı tarafın beklentilerini ne düzeyde karşılayabileceklerini ise kendilerine sormalıdır.

Beklenti aile yaşamında olduğu gibi iş yaşamında da çok önemli bir yere sahiptir. Bireyler bulunduğu iş çevresinden sürekli bir şey beklerler. Bir önceki makalemde belirttiğim gibi iş çevresi de bireyden sürekli olarak bir şeyler bekler. İş çevresi ile bireyin birbirlerinin beklentilerini karşılama düzeyi bireyin işindeki performansını ve memnuniyetini belirler. Bu sebepten birey ve iş çevresi (işveren, şef, amir vb.) birbirlerinden beklentilerini çok iyi açıklamalıdırlar. İş çevresi bireyin kişilik ve yeteneklerini çok iyi hesaba katarak bireyden bir şeyler beklemelidir. İş çevresi içe dönük kişiliğe ve insanlarla iletişim yeteneği az olan bir kişiden iş yerinin belli bir bölümünde liderlik (şeflik vb.) yapmasını beklerse birey bu beklentiyi karşılayamaz. Birey de hem sahip olduğu kendi yetenekleri ve kişiliğini hesaba katarak hem de iş çevresindeki insanların kişilik ve iş yeri kültürünü hesaba katarak bir şeyler beklemelidir.     

Bu gerçekleştiği takdirde kanaatimce iş yeri ve evdeki “beklenti savaşları” az hasarla atlatılacaktır.  

One response so far

One Response to “Beklentiler Savaşı”

  1. Hakan KORKMAZon 08 Haz 2009 at 16:57

    Sayın Dr.Serkan PERKMEN, Zaten beklentiler belirttiğiniz gibi uç noktalarda olmadığı sürece herzaman bir tatmin yolu bulunur.Ama insanoğlu doyumsuz beklentileri ile yaşadığı, hep fazlasıyla sahip olma, çok kazanma ama kazandığını hiç paylaşmama,İşverenin çalışanını takdir etmemesi veya çalışanın işverenin yerine kendini koymaması…. hiç anlamaması…Hep savaş halindeyiz,sanırım bu hiçbirzaman bitmez.Güzel yazılarınızla fikirlenizi paylaştığınız için teşekkürler.Saygılarla çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.