Kas 28 2008

Değişim ve Yenilik

Published by at 01:02 under Muhammet YÜRÜK

yazdır / print

Bazılarımızın, belki de yaratılışın getirdiği, var olma sürecimizin başlıca unsuru olarak gördüğü ve düşüncelerimizi sürekli olarak canlı tutmamıza yarayan ve bizleri olgunlaştıran, hayattaki tecrübelerimizle harmanlayarak bizleri geleceğe taşıyan bir kavram vardır. Bu kavrama kısaca “Yenilik” diyebiliriz. Yenilik, bizlere çok genel bir kavram olarak görünüyor olsa da aslında özelde hayatımızın her evresinde yanı başımızda olan ve bazen de varlığıyla bir bütün olduğumuz için olsa gerek farkını bile göz ardı edebildiğimiz bir soyutluktur belki de. Günümüzden geçmiş tarihlere dönüpte baktığımızda aslında birçok değişimi, daha doğrusu yeniliği görebilmek olanaklıdır.

Aklınıza gelebilecek her şeyde, gerek nesnel gerekse soyut olarak gördüğümüz kavramlarda az yada çok, yeniliğe giden bu değişim macerasını gözlemleyebiliriz. Örneğin kendinize güzel bir cep telefonu aldığınızı düşününüz, aradan bir iki ay ya geçer ya geçmez hemen gözünüz başka bir telefona takılıverir. Neden? Çünkü o gördüğümüz telefon bize daha yeni ve daha güzel gelir, gerek özellikleri olsun, gerekse görünüşündeki yenilikler dikkatimizden kaçmaz. Bu yüzdendir ki, o telefon şirketleri için bile hayat serüvenlerinin devamlılığında kaçınılmaz değişim “yeniliktir”.

Yenilik denildiğinde aklımıza bin bir türlü farklı değişim süreçleri gelebilir. Her ne kadar, her değişim süreci yenilik kelimesiyle ifade edilemeyecek olsa da, genel olarak tüm değişimler çağın getirdiği yeniliklerin paralelinde ortaya çıkan farklılaşma isteği ve arzusudur. Bu arzu insanın yaratışında da bilhassa mevcuttur. İnsanoğlu sürekli aynı şeylerden, yani monotonluklardan sıkılabilir. Bu da hem insanın verimliliğini, hem de yaşam kalitesini olumsuz bir şekilde etkiler. Günümüzde, özellikle büyük şirketler bu durumun üstesinden gelmeyi, değişik sosyal faaliyetlerle ve benzeri bazı uygulamalarla başarmışlardır. Yani kısaca yenilik yabana atılamayacak kadar önemli bir olgudur aslında. 

Az öncede belirttiğim gibi yenilik insanın verimliliğini arttırır. Bu durum hakkında Amerikalı Profesör Matt Lewis’in “ 100 sorun 100 çözüm” adlı çalışmasında bahsedilen bir konuya değinelim. Profesöre göre;
”İş yerinizde yaşadığınız problemlerden biri de iş sıkıntısıdır. Her gün aynı şeyleri tekrarlamak, kısa bir süre sonra sıkılganlığa ve dolayısıyla mutsuzluğa neden olur. Bu gibi durumlarda yapmanız gereken, çalışma şeklinizi değiştirin. İşinizi rahatlatacak formüller bulun. Bunları yapmanızın farkını birkaç gün içinde anlayacaksınız.”Bu çalışmada da gördüğümüz gibi profesörün öğütlerinin başında çalışma şeklinin değiştirilmesi, bize yenilik kelimesine götüren bir başka sonuçtur. Dünya üzerinde bu ve buna benzer birçok çalışmada da yeniliğin insan üzerindeki etkileri araştırılmaktadır. Bulunan sonuçlarda ise insanların hayatında yer yer yeniliğe yer vererek değişim süreçlerine girmesinin, insanda olumlu bir değişime neden olduğu saptanmıştır. 

Yenilik denildiği zaman elbette sadece insan, çevre ve nesnel eşyaların yeniliğinden bahsedemeyiz. Eğitim ve Öğretimde de pek tabi yenilikten söz edilebilir. Örneğin her ders saatinin aynı şekilde ve aynı metotlar kullanılarak işlendiği bir sınıf düşünelim, bu sınıftaki öğrencilerde bir işyeri çalışanı gibi, sınıfın birer bireyleri olduğu muhakkaktır. Yani tek tip, monoton bir ders tıpkı çalışanlarda olduğu gibi öğrencilerde de verim düşüklülüğüne neden olacaktır. Yani eğitimde yenilik ve yenilikçilik günlük hayatımızdaki tüm yenilik çalışmaları kadar özenle üzerinde durulması gereken bir gerçektir.

Günümüzde her ne kadar yeniliğe itinayla yaklaşılmaya başlanılsa da maalesef bu yenilik çabalarını eğitimimize de taşıma konusunda pekte fazla bir çaba görülmemektedir. Fakat aksine yenilik denildiği zaman akla gelen ilk yerin,  gerek eğitimde kullanılan araç ve gereçler, gerekse teknik ve metotlar üzerine olsun eğitim ve öğretim olması gerekir. Çünkü herkes takdir eder ki hayatta en hakiki mürşit ilimdir ve ilimde bilimle bir bütün olduğu düşünülürse ve yenilik olmadan bilimin ilerleyemeyeceği de bir başka gerçek olduğuna göre asla unutmamak gerekir ki, yenilikçi uluslar ancak varlığını sürdürebilirler. 

 

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.