Nis 20 2009

Demokrasikon

Published by at 00:00 under Dilek GAPPİ

yazdır / print
Toplumsal dönüşümde nereye varmak istiyorsunuz, Yolunuzdaki engel nedir ? Çok zor, imkansız hedef mi .Peki öyleyse o yolu nasıl aşarsınız? 

Karşı çıktıklarınız hangi araçları kullanıyorsa onunla, aynı araçlarla.

Modernlik, eğitim, demokrasi…

Bir süre sonra her şey karışır, zihinler bulanıklaşır, siz de bu karmaşık ortamdan hedefe varabilirsiniz.

******

Evet pek gizemli oldu, biraz daha somutlaştıralım, hatta iyice anlaşılır kılmak için kolay bir örnek verelim…Mesala, Afrika tantancıları diyor ki ülke yönetiminde “Tantanizm” geri gelsin.

Oysa dinle ya da geleneksel motiflerle yapılan yönetimler bitmiş laik, çağdaş bir düzen kurulmuş, mücadeleler verilmiş, kadınların üzerinden tantalalar çıkartılmış, tantanca tarihe gömülmüş, zamanın üzerinden sular akmış vs. vs.

‘Olsun özümüze dönelim’ diyorlar.

Sonuçta toplumun yeniden tüm dinamikleri bozuluyor.

Kimi ‘biz tantanlığımızı unutur olduk, bizi beyaz adamların ülkesine benzetecekler’ diyor. Kimisi ‘ne ilgisi var istediğiniz gibi yaşayın, inançlarınızı yerine getirin, danslarınızı yapın, kültürünüzü kaybetmeyin ancak artık devlet ve yönetim biçimi laik olsun’ diye diretiyor.

Ancak karşı taraf kararlı, “Tantalizm demokratik hakkımız, söke söke alırız” yolunda ilerliyor.

Ve ülkede bir demokrasi savaşı başlıyor. Oysa “tantalizme” karşı tüm mücadeleler de demokrasi adına verilmiş.

Demokratik ortam doğsun, en güzel dans eden, en töresel olan, ailesi daha önce kabile reisi olanlar değil halkını refaha modernliğe ve özgürlüğe kavuşturabileceklerden oluşan bir yönetim için değişimler yapılmış.

Ama hayır deniyor, halkın çoğu tantalizm istiyor.

******

Güzel bir sözcüktür demokrasi. O yüzden her kesime cazip gelir.Kendi içlerinde katı kurallara bağlı, oturup kalkmanın, kıyafetlerin bile kategorize edildiği, kadınların başörtüsü hakkını savunurken, küçük kızların başlarını onlara sorma hakkı tanımadan örtenler de demokrasi aşığıdırlar.

Üstelik, gerçek demokrasi savunucularında da zihin bulanıklığı çoktan başlamıştır.

Demokrasi adına en tedirgin dönemler yaşanır, demokrasi adına konuşmalarınız dinlenir, demokrasi adına en kişisel bilgileriniz emniyet güçlerinin eline geçer, demokrasi adına demokratik nesiller yetişsin diye çaba harcayanların önü kesilir. Demokrasi adına kuşku yargıyı şekillendirmeye başlar.

Yapılması gereken haklı toplumsal-siyasi temizlikler de kullanılır, kirler yok edilmek istenenlerin üzerine süpürülür.

******

Türk siyasal düzeninde siyaset dışı hamleler, hatta darbeler bile hemen her zaman kendi meşruiyetlerini aramış, bunu üretmeye çalışmışlar ve başarılı olmuşlardır ama bu kez demokrasinin bizzat kendi zemininin araç haline gelme kuşkusu doğmaktadır.Din—töre- dogma ilişkisi, her unsuruyla ilerlemenin ve ilerlemeciliğin karşı kutbunu oluştururken, yaşananlara bir de “demokrasi adına” denilmesi acıtıcıdır ancak imkansız denilen amaca ulaşabilmek için zekicedir.

Takdir edilmesi gerekir !…

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.