May 09 2009

KGF nin Bahtı Krizle Açıldı

Published by at 00:00 under Dilek GAPPİ

yazdır / print

Değdik, değemedik, az kaldı teğet geçeceğiz derken krize karşı sağlam kroşeler yedik. İktidar ise nihayet Ocak ayından sonra ayağa kalktı ve bir gayret arka arkaya 6 paket açıkladı.

Türkiye; işsizlik oranı, kapasite kullanımı, dış ticaret açığı gibi birçok ekonomik veride tarihi rekorlar kırarken, açıklanan paketlerden de çoğunlukla bonibon tadında teşvikler çıktı.

Ekonomik kriz olmasa da getirilmesi gereken önlem ya da teşvikler, bu paketlerin renkli kurdelalarına sarılıydı.
Artık yargılamak bile geçmişte kaldı aslında. Kabine değişikliği bizlere hediye sunan pratik noel babalardan ikisini değiştirdi.
Asıl konuya dönüyorum ama birçok ülkenin gerekirse para basmayı da göze alarak eko- radikal tavırlar sergilediği bir dönemde bonibon şekerlerini görmenin kırgınlığı kolay geçmiyor.

Ancak bu teşviklerin içinde hakkı yenmemesi gereken birkaç uygulama var…
Daha önceden vaad edilmiş bir icraat iken, son anda ilk paket haline getirilen 18-29 yaş arası gençlerin ve kadınların prim desteği, kısa çalışma ödeneği ile Kredi Garanti Fonu’na 1 katrilyon TL ödenekle daha çok işlerlik kazandırılmasının; bu üç uygulamanın bana göre yeri ayrı…
Özellikle KGF yani Kredi Garanti Fonu. İlk kurulduğundan beri KOBİ’lerin teminat sorununu gidermek ve banka kredilerine daha kolay ulaşmalarını sağlamak amacıyla kurulan KGF’nin önemi büyük, daha doğrusu 1 katrilyon TL’lik fon eklenince önemi büyük olacak.
6. ve son paketin en iddialı maddesiydi KGF.

Krizin de etkisiyle krediye ihtiyacı artan KOBİ’lerin büyük sorunu teminat eksikliği, ipotektir. Türk sanayisinin yüzde 95’i uluslararası ölçülerde KOBİ tanımının içinde.

Başbakan “Kısa zamanda başlatacağız” diyor, Bakan Çağlayan “fon yakında aktarılır açıklaması yapıyor, ana muhalefet lideri Deniz Baykal “başlatmak için daha ne bekliyorsunuz” diye soruyor.
Peki bu aniden gündeme oturan KGF şu an ne aşamada, zamanı 1 katrilyon liralık ek fonu bekleyerek mi geçiriyorlar ?

******

İzmir’de Halk Bankası Bölge Müdürlüğü’nün ikinci katında koridorun en sonunda küçük bir oda.
Küçük oda, küçük bölümlere ayrılmış, köşede sorumluluk alanında 5 kent bulunan KGF İzmir Şube Müdürü Fahri Gülbudak oturuyor.
Odalarını görünce Fahri Bey’e “şimdi buradasınız ama herhalde 1 katrilyonluk fon KGF’ye eklenince size en azından bir kat ayırırlar” diyorum, gülüşüyoruz.
Öncelikle şunu belirtmek lazım. Kredi Garanti Fonu’nun mazisi eski.
1993 yılında Alman ZDF kuruluşu Türkiye’de bir kefalet kurumun kurulmasını öneriyor, sermaye koyarak yüzde 50’sine ortak oluyor. Kalan kısmı TOBB’la birlikte 6 kuruluş paylaşıyor.

Ancak KGF’ye bir türlü yeterli işlerlik kazandırılamıyor. 2002 yılında ZDF koyduğu sermayeyi de Türk hazinesine hibe ederek ayrılıyor. ( bu da enterasan tabii, ZDF’yi artık nasıl bıktırdıysak!..)

Bunun üzerine 2006’da sermaye artırımına gidiliyor. TOBB artırılan kısmın tamamını üstelenerek yüzde 51’lik paya sahip oluyor. KOSGEB de payını yüzde 48’ e yükseltiyor. Diğer yüzde 1’in ise dört ortağı var.
Fahri Bey, konusuna oldukça hakim olmanın etkisiyle net ve açıklayıcı bilgiler veriyor.
“Gözünüz aydın 1 katrilyon liranız geliyor” diye başlıyorum söze ama anladığım kadarıyla bu yeni fon KGF’de büyük beklentiler yaratmamış.
******
Son zamanlarda KGF çalışmalarını durdurdu, çok az sayıda firmaya yanıt verebiliyor gibi bir izlenimimiz vardı nedense…
Öyle değilmiş, çalışmalarını sürdürdüklerini hatta şu anda taleplere yetişmekte zorlandıklarını anlatıyor Fahri Gülbudak.
Önce genel bilgiler alıyoruz Gülbudak’tan:

♦ KGF’nin 75 trilyon lira özkaynağı var. 31.12. 2008 itibarıyla KGF’nin verdiği kefalet tutarı 178 trilyonu bulmuş. İzmir ise sorumluluğundaki diğer dört il ile bugüne kadar 22 trilyonluk kefalet kullanmış.

♦ Bu arada KGF Türkiye genelinde 18 şubeye ulaşmış.

♦ Kefalet sıkıntısı çeken firmaların KGF’ye başvurularını kesinlikle bankalar eliyle yapması gerekiyor. Özünde amaç şu; bankalar nezdinde güvenirliği bulunan ancak gerekli teminatı olmayan kuruluşlara destek verilmesi. Bunun için önce bir bankanın süzgecinden geçmek şart.

♦ Şubelerde yapılan incelemeler, hazırlanan raporlar Ankara’daki genel merkeze gidiyor. 125 bin TL’nin altındaki talepler genel müdürlük yetkisindeyken, bu rakamın üstündeki taleplerin Kredi Onay Komisyonu’ndan geçmesi gerekiyor.

♦ KOBİ denilince, çalışan sayısı 250’yi, yıllık cirosu 25 trilyonu aşmayan firmalar hedef alınıyor. Alt limit yok. KOSGEB kaynaklı krediler gibi bankaların kendi kaynakları için de kefalet veriliyor. KOSGEB dışındaki krediler için 25 trilyonluk limit dikkate alınmıyor .

♦ KGF kullanacak kredinin yüzde 80’e kadar kefalet verirken, kefalet tutarı 750 bin lirayı aşamıyor.

♦ Şu anda KOSGEB kredileri açısından yoğun talep olduğundan talebe yetişmekte zorlanıyorlar. Yakın zamana kadar talepler 15 gün içinde sonuçlanırken şimdi çalışmaların tamamlanması 1 ayı bulabiliyormuş.

******

Yıllardır süren ve özünde KOBİ’lerin en çok ihtiyaç duyduğu konuda hizmet veren KGF açıkçası bana göre bugüne kadar biraz da sessiz sedasız gidiyordu.

Sanki ne kadar çok duyulursa o kadar işin içinden çıkamayız kaygısı vardı.

Fahri Gülbudak’a göre ise asıl gerekçe, konunun yeterince bilinmemesi.

Kendilerini tanıtan kampanyalar yaptıklarını, ticaret ve sanayi odalarında seminerler düzenlediklerini belirten Gülbudak “ Açıkçası katılım oranları o kadar düşük oluyor ki seminerlere 30-35 kişi geliyor” diyor.
Neyse şimdi artık gündemdeler, iktidarından muhalefetine yetkililerin dillerindeler. Gerçi o 1 milyar TL’nin ne zaman geleceği belli değil, ama dikkatler üzerlerinde.

Fahri Gülbudak kendi kaynaklarıyla da zaten faaliyetlerini sürdürdüklerinin altını çiziyor. Üstelik şu anda kredilerin yüzde 80’nine kefalet veriyorlar oysa yeni kaynakla birlikte bu oranın yüzde 60’a ineceğine dair sinyaller var.
Peki kendileri hiç mi garanti istemiyorlar ya da firmalarda hangi koşulları arıyorlar.
Şöyle anlatıyor Gülbudak:

“Bankalar için gerekli olan bazı hususlar bizim için de olumluluk göstergesi. Karşılıksız çek senet protesto sayısı, icra kaydı, vergi borçlarının olmaması ya da yapılandırılmış olması gibi kriterlere bakıyoruz. Ancak KGF ağırlıklı olarak, teminat da istiyor”

Burası enteresan, ortada bir çelişki yok mu ? Teminat vermek için devreye giren bir kuruluş neden teminat ister ya da firmanın teminatı varsa neden KGF’ye gelsin?

Yanıt şöyle:
“Bankaların kabul etmedikleri 2.-3. dereceden ipotekleri kabul edebiliyoruz. İmar durumuna bakmaksızın, bağ, bahçe, tarla alabiliyoruz, bitmeyen inşaatları da kabul edebiliyoruz ya da ticari işletme rehini, araç rehini alabiliyoruz. Organizelerde OSB müdürlüklerinin KGF lehine şerh koyması bile yeterli olabiliyor. Bazen firmanın durumuna bağlı olarak sadece ortakların imzalarıyla da yetinebiliyoruz. Ancak bizim esas aradığımız firmanın projesi. “Yeni siparişleri, işleri var mı” bu unsurlar kararlarımızda etkili oluyor. Yeni kurulan firmalara da destek verebiliyoruz Yani biz firmanın projesine ya da yöneticilerine güvendiğimizde teminat konusunu ikinci plana alan bir kurumuz. Bizde mümkün olduğunca verilen kredinin geri dönmesi sorgulanır”

******

KGF bankaların da kullanmayı arzu ettikleri bir finansal enstrüman. Çünkü verilen kefaletin yüzde 20’lik kısmı bankaya bloke ediliyor. Böylece likit teminat bankanın kasasına girmiş oluyor. Firma kapanırsa banka verdiği kredinin yüzde 80’inini garanti olarak görüyor .
Yaklaşık 7-8 ay önce KGF’nin Eximbank ihracatçı kredilerinin teminatı olarak kefalet vermeye başlaması da önemli.

İhracatçı firmalalar KGF’den kefalet garantisini alarak ucuz kaynaklı kredilerden yararlanabiliyorlar. Bu arada kredi limitini artırmak için de başvurular artmaya başlamış. Bankalardan “Firmanızın limitini ancak KGF olursa artırabiliz” yaklaşımları da yoğunlaşmış.

“Misyonumuz olmamasına rağmen bu konuya da hayır demiyoruz” diyor Gülbudak.

2000’li yıllara kadar Halk Bankası ile çalışan KGF artık neredeyse tüm bankalarla çalışıyor.

Masraflarının az, işletme giderlerinin düşük olmasına hassasiyet gösteriyorlar.

Bunun için bazen bankalarda, bazen çeşitli oda ve borsalarda buldukları odalarda, 2-3 kişilik çekirdek ekiplerle konuşlanıyorlar.

Sonuçta önemli bir işlev yürütüyorlar ama yine de KGF’nin Türk reel sektörü için global krize karşı en önemli çözüm kaynaklarından biri olarak görüleceği sanırım çalışanlarının bile akıllarından geçmezdi….

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.