Haz 30 2009

Merhem Yaranın Üzerinde Değilse Yara Kurur mu ?

Published by at 00:01 under Dilek GAPPİ

yazdır / print
Yıl sanırım 2005…

O dönemin Maliye Bakanı bütçe denkliği hakkında bilgi veriyor, bütçeyi hangi başarılarla, nasıl denk getirdiklerini anlatıyordu. Bu açıklamalar basında da ilgi görmüş, kimi gazetelerde ipin ucunu kaçıran, “Söyledikleri gerçekleşirse Maliye Bakanı’nın heykeli dikilir” diye abartılı yorumlar dahi yer almıştı.

Bütçe denk getirilirken, pratikliği ile meşhur Bakan’ın öncelikli üzerinde durduğu konu ise vergi tahsilatıydı. KDV, ÖTV gibi vergi oranlarının yükseltilmesiyle vergide geçmiş yıllara göre daha fazla tahakkuk beklendiğini gururla anlatıyordu.

******

KDV ve ÖTV oranları, zengini için de fakiri için de her üründe aynıdır. Halktan ve özellikle fakir halktan her gün daha fazla vergi almak ve de bu vergi gelirleriyle “faizlerimi ödüyorum, bütçemi denk getiriyorum” demek işte o dönemde heykeli dikilecek başarıydı;

Bırakın kutsamayı, bu vergi oranlarını düzenleyenler aslında bu halka, ülkeye büyük zarar veriyorlar” diyenlerin tarafındaydık.

******

Bugün bu krizin bedelini KDV’si, ÖTV’siyle halk yiyecek alırken de ödüyor, sigarasını, rakısını içerken de benzin alırken de ödüyor. Bu oranlar tüketicilerin boynunu büktüğü oranda üretim daralıyor. Üretim daralınca üretici kesimi de aynı kısırdöngünün içinde kalıyor. Özellikle krizde her geçen gün halk biraz daha eziliyor, biraz daha işsiz kalıyor biraz daha sosyal patlamaların içinde eriyor.

Üstelik vergi gelirleri yıllardır halka da dönmüyor. Kamu yatırımlarına ayrılan para bu kez küresel kriz gerekçesiyle çok az.

Tarıma ayrılan pay yetersiz ve üreticiye dönük değil.

******

İftihar ettikleri ÖTV ve KDV’nin yüksekliği bugün üretimin başında Demokles’in kılıcı gibi. Oysa vergi oranları düştükçe gelirlerin düşmeyeceğini son olarak 15 Mart -15 Haziran arası uygulanan vergi indirimleri gösterdi. Otomotiv, beyaz eşya gibi tüketime dayalı sektörlerdeki vergi tahsilatı krize rağmen neredeyse geçen yılın aynı dönemine yaklaştı. İndirim olduğu için bu rakamlar tahsil edilebildi, yoksa o da tahsil edilemeyecekti.

******

Küresel krizle birlikte nihayet birçok tedbir ortaya atıldı. Ama bu tedbirler arasında ÖTV, KDV, SSK prim yükü oranlarının düşürülmesi yok. Sadece belli dönemlerde belli ürünlere indirim getirildi ki onlar da sınırlı. Bu oranlar bu halka yüksek geliyor, madem bütçe açığını mecburen veriyorsunuz, o zaman çeşit çeşit hayata geçmeyen, yönetmelikleri çıkmamış önlemler yerine doğrudan vergi indirimleri ile piyasalara canlılık getirin.

İşin trajikomik yanlarından biri, önlem olarak getirilen birçok teşvikten ödenmeyen KDV’leri, ÖTV’leri nedeniyle ayakta durmakta zorlanan firmalar zaten yararlanamıyor. Borcunu ödeyemeyen firmaların yeni teşviklerden yararlanması için önce temiz kağıdı isteniyor.

******

Bu halk, bu ülkede sadece ve sadece KDV ve ÖTV ödemek için yaşamıyor. Para basmadan, borçları inkar etmeden doğru dürüst planlamayla yükümlülükleri yeniden yapılandırarak hizmetlere kaynak ayırmak imkanını artık Hükümet yaratmalı.

Yoksa kalan önlemler geçici…

Geçici işçi

Geçici indirim

Geçici teşvik

Ve yalnızca yeni yatırmalara destek ama o da bu durgunlukta, elemanlarını bulunduğu kente bırakıp işletmesini yeni kente taşıyanlara ya da varsa büyük ölçekli yatırım yapabilecek gücü ve cesareti olanlara….

Şu merhemi artık bir de yaranın üzerine sürebilsek…

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.