Kas 11 2009

Motivasyon

Published by at 00:03 under Serkan PERKMEN (Dr.)

yazdır / print
Motivasyonla ilgili çok çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Bu teorilerden en önemlilerinden biri Albert Bandura’nın ortaya atmış olduğu Kendine Güven teorisidir. Bu teoride iki önemli kavram vardır: (1) Kendine Güven, (2) Beklenti. Tanım itibariyle, kendine güven, bireyin bir hedefi gerçekleşip gerçekleştiremeyeceğine ilişkin beslediği inanç; beklenti ise bireyin bir davranışın yol açabileceği muhtemel sonuçlarına ilişkin beslediği inançtır. Görüleceği gibi gerek kendine güven gerekse beklenti inançtır. Bir 100 metre koşucusunun 100 metreyi 10 saniyenin altında koşarak birinci olacağına inanması kendine güven’e, birinci olarak insanların kendisini alkışlayacağını ve iyi para ödülü kazanacağına inanması ise beklentiye örnektir. Kendine güven “ben bu işi başarabilir miyim?” sorusuna yoğunlaşırken, beklenti ise “bu işi yaparsam, ne gibi sonuçlar doğabilir?” sorusuna yoğunlaşır. Matematiksel olarak kendine güven “A’yı yapabilir miyim?” sorusuna yoğunlaşırken, beklenti ise “A yı yaparsam, B ve diğer sonuçlar ortaya çıkabilir” sorusuna yoğunlaşır.

Kendine güven ile beklenti arasında genellikle pozitif bir ilişki vardır. Bir başka deyişle çoğu durumda kendine güven artarsa beklenti artar, düşerse beklentide düşer. Örneğin, bir matematik dersinden iyi not alamayacağınıza inanın (düşük kendine güven). Dolayısıyla o matematik dersini almakla kalabileceğinize inanırsınız (negatif beklenti). Eğer iyi bir not alacağınıza inansaydınız (yüksek kendine güven), o dersten geçebileceğinize inanırdınız (pozitif beklenti). Görüleceği gibi bireyin kendine güveni o kişinin matematik dersinden beklentisine etki etmiştir.

Peki, kendine güven ile beklenti her zaman ilişkili midir? Ya da kendine güvenin artması demek, beklentinin otomatik olarak artması mı demektir? Bandura’ya göre kendine güven ile beklenti genellikle ilişkilidir ancak aralarında otomatik ilişki yoktur. Kendine güven ile beklenti arasında ilişki olup olmayacağını kişinin performansı ile yapacağı işin sonucu arasındaki ilişki belirler.

Derin suda yüzmekle kendinize güvenmediğinizi düşünün (düşük kendine güven). Yüzmenin sizin adınıza ne gibi sonuçlar doğuracağına inanırsınız? Tabii ki boğulacağınıza inanırsınız (negatif beklenti). Eğer yüzmek üzerine kendinize güvenseydiniz (yüksek kendine güven), boğulmayacağınız veya yüzmekten zevk alacağınıza inanırdınız (pozitif beklenti). Bu örnekte kendine güven arasında ilişki vardır. İlişki olmasının sebebi ise kişinin boğulup boğulmayacağı (sonuç) yüzme üzerine olan performansına bağlıdır. Eğer kişinin yüzme performansı iyi ise iyi yüzeceğine inanır (pozitif beklenti), eğer yüzme performansı kötü ise boğulacağına inanır (negatif beklenti).

Bir başka örnek verelim. Matematik üzerine iyi olduğunuzu ve dolayısıyla bir matematik dersinden çok rahat geçebileceğinizi düşünün (yüksek kendine güven). Normalde bu dersten çok yüksek not almayı beklersiniz (pozitif beklenti). Çünkü bu derste alacağınız not (sonuç) sınavlarınızdaki performansınıza bağlıdır. Ancak bu derste alacağınızın notun (sonuç) , sınavlardaki performansınıza bağlı değil de öğretmenin öğrencilerin kişiliğine bakarak not vermesine bağlı olduğunu düşünün. Bu durumda alınacak not kişinin performansına bağlı olmayacağından, kendine güven ile beklenti arasında ilişki yoktur. Öğrenci istediği kadar kendine güvensin, bu onun yüksek beklentiye sahip olacağı anlamına gelmez. Çünkü performans ile sonuç arasında hiçbir ilişki yoktur. Bir başka deyişle öğretmen kişinin performansına bakarak not vermemektedir (sonuç).

 İleri ki yazılarımda motivasyonun iş yaşamındaki önemine değineceğim.

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.