Haz 06 2009

1-2 Yıl Sonra Ekonomik Durum

Published by at 00:02 under Halit SUİÇMEZ (Dr.)

yazdır / print
Bir-iki yıl sonra Dünyada ve Türkiye’de temel eğilimler ne olabilir?
Bu sorunun yanıtını bugüne ve gidişata bakarak bulmaya çalışalım:
Bugün küresel çapta temel uygulamalar 1960-70’lerin dünyasına benzemektedir.
Yani, kamusal ekonomi yeniden öne geçmekte, düzenlemeler, yönlendirmeler, piyasa başarısızlıklarına çözüm getirmeler yönündedir.

Büyük bütçe harcamaları, kurtarma paketleri, borç ertelemeleri öne geçmiştir.
Bu durum yakın gelecekte ve orta vadede devlet bütçelerinde yeniden büyük açıkların oluşmasını getirecektir.
Örneğin bizde bütçe açığı bu yıl sonuna doğru hedefleneni çok çok aşacaktır.

Bu açığı kapatmak için bugün yüzde 10-12′ lerde seyreden faiz oranları yeniden yüzde15-20′ lere doğru tırmanabilir.
Artan tüketim ve talebe ağlı olarak da enflasyon bir miktar yükselebilir.
2009’da negatif olması beklenen büyüme hızı(% – 5), 2010’da da negatif ya da sıfır(% 0)civarında olabilir.
Döviz kurunun düşük kalması halinde, eğer bono faizleri yüzde 20’ler seviyesine ulaşırsa yeniden “sıcak para”(yani kısa vadeli dış portföy yatırımı)ülkemize yönelebilir.
Bu beklentiler zaten düşük kapasite ile çalışan yerli üretimi harakete geçirmeye yetmeyecektir.

Açıklanan teşvik paketi de olumlu olmakla beraber oldukça yetersizdir.
Çünkü işsizliği gerçek anlamda azaltmak ancak, büyük kamusal ve özel sabit sermaye yatırımlarıyla mümkündür.
Ama hepsinden önemlisi hep önerdiğim verimlilik odaklı büyüme politikasını her düzeyde uygulamalıyız.
Bu, dinamik verimlilik modelidir. Özü; istihdamın, üretimin, tüketimin, ihracatın ve ücretlerin hep birlikte artmasıdır.

Hem teknolojiye, hem eğitime, hem de temel sağlık ve altyapıya, yöresel patansiyellere kapsamlı yatırımlar yapılmasını gerektirir.

Ekonomi çok yönlü dengeleri birlikte kurabilme sanatıdır aynı zamanda.
Ama özünde halkın geniş kesimlerinin yaşam standardını yükseltmek vardır.
O nedenle bugünkü uygulamaları tasarlarken (faizi, dövizi, enflasyonu,bütçe açıklarını yani kısaca makro dengeleri) insanı unutmayalım..

Çünkü kişilere birer üretici, tüketici diye değil de her şeyden önce insan olarak yaklaşmalıyız..

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.