Kas 25 2009

Domuz Giribi Aşısına Evet Mi Hayır Mı?

yazdır / print
Grip aşılarının kahraman savunucusu Selim Badur görüşlerine çok değer verdiğim tutarlı bir bilim adamı. Ülkemizde mutad grip bakımından risk altında bulunan 10 milyon insandan aşı olmayan 9 milyonu ondan başka kendine dert edineni görmedim, duymadım.

Buna uygun olarak da şiddetli bir domuz gribi aşısı taraftarı. Bu aşının okullarda ‘ailenin iznine tabi olmadan ve zorunlu olarak’ yapılması gerektiğini ve kendisi ve ailesi için skualenli aşıyı tercih edeceğini de söylüyor.

Sağlık bakanlığı ve Bilim Kurulu ise domuz gribi aşısı konusunda DSÖ’ nün her söylediğini emir telâkki edip bire bir uygulamaya kalkışıyor ama DSÖ’ nün her sene birkaç bin insanımızın ölümüne sebep olan mutad grip aşısı konusundaki uyarılarını duymazdan geliyor. Kafaları karıştıran da bu çifte standart!

DOMUZ GRİBİ AŞISINA KARŞI MIYIM?

Grip aşısına da domuz gribi aşısına elbette karşı değilim. Bu aşılar grip bakımından ölüm riski yüksek olan kişilerin bir kısmında tabii ki işe yarıyor ama bunların kızamık, çocuk felci, çiçek, kuduz, hepatit gibi mucize aşılar olmadığının da bilinmesi lâzım.

Grip aşısının genç ve sağlıklı insanlardaki koruyuculuğu yüzde 70-80 kadar. Aşının etkili olabilmesi için aşıda bulunan virüslerle salgın yapan virüslerin aynı veya çok benzer olmaları gerekiyor. Uyum azsa aşının koruyuculuğu da azalıyor veya hiç de olmayabiliyor.

Bir diğer mühim nokta da aşının grip bakımından ölüm riski taşıyanlardaki etkinliğinin genç ve sağlıklı insanlardaki kadar yüksek olmaması. İroniye bakar mısınız: Gripten zarar görme ihtimali ne kadar fazla ise aşının etkinliği de o nispette az oluyor.

GRİP AŞILARININ ETKİNLİĞİ TARTIŞMALI

Gözleme dayalı araştırmalar grip aşılarının yaşlılarda hastaneye yatışları yüzde 30 ve ölümleri yüzde 50 nispetinde azalttığını gösteriyor. Ancak Amerika’ da son 20 yılda grip aşısı olan yaşlıların oranı yüzde 15’ den yüzde 65’ e çıkmasına rağmen yaşlıların hastaneye yatış ve ölüm oranlarında buna uygun bir azalma olmaması bu sonuçları şüpheli hâle getiriyor.

Nitekim son senelerde yapılan plasebo kontrollü randomize çalışmalar grip aşılarının etkinliğinin ‘abartıldığını’ ortaya koyan sonuçlar veriyor. İnsanların grip aşısı oldukları için değil sağlıklarına önem veren, sigara alkol kullanmayan, doktor kontrolünde olan, düzenli egzersiz yapan… kişiler oldukları için gripten daha az etkilenmiş olabilecekleri ileri sürülüyor.

Ben de kesin koruma sağlamadığını bildiğim hâlde, 65 yaşın üzerinde olan ve kronik hastalığı bulunan hastalarıma senelerdir ‘Kısmen etkili aşı hiç aşı olmamaktan daha iyi olmalı’ düşüncesiyle grip aşısı yaptırmalarını tavsiye ediyorum. Ama şu espriyi de mutlaka yapıyorum: ‘’Prospektüsünde yazmıyor, ama aşı yaptırırken ‘Ya tutarsa’ diye iyi dilekte bulunun. Çünkü ‘iyimser olmanın bağışıklığı kuvvetlendirdiğini’ gösteren araştırma sayısı, grip aşılarının etkin olduğunu gösteren araştırma sayısından çok daha fazla.’’

GELELİM NETİCEYE

Grip aşılarının grip yüzünden ölüm riski yüksek olanları tam korumadığı ortada. Bunu sağlamak için bağışıklığı daha kuvvetli uyaran aşıların geliştirilmesi, aşı dozlarının artırılması, canlı ve ölü virüs aşılarının birlikte kullanılması… gibi çalışmalar var. Ama bu işin çaresi, grip virüsünün yüzeyinde bulunan ve sürekli olarak yapısal değişikliklere uğrayan proteinler yerine, virüsün iç kısmında bulunan ve tüm grip virüslerinde aynı olan proteinleri hedef alan aşılar geliştirmekte.

Etkinliği daha yüksek ve kalıcı aşılar geliştirilinceye kadar grip aşıları üzerindeki tartışmaların bitmesi mümkün olmayacak.

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.