Kas 17 2009

Gerçekler Alarm Veriyor

Published by at 00:03 under Bülent ESİNOĞLU

yazdır / print
 Aşağıda yazacağım hususlar kapitalizm ile yönetilen tüm ülkeleri, özelde de Türkiye’yi ilgilendirir.

Biz bilirdik ki, bankalar halkın tasarruflarını toplar ve toplanan bu tasarrufları üreticiye, hizmet sektörüne verir. Üretici de bu paralarla üretmek için işçi tutar, ona ücret verir. Ücreti alan çalışan da onu ihtiyaçları için harcar ve ekonomide işler.

Sistem şimdilerde böyle çalışmıyor.

Bankalar topladıkları tasarrufları iki kaynağa kredi olarak veriyor. Birincisi ve garantilisi devlete kredi veriyorlar. Devlete kredi verdiğinde, kredi sahibinin güvenilir olup olmadığını, üretken olup olmadığını incelemeye gerek yoktur.

Devlet de aldığı bu kredilerin ana parasını ve faizini ödemek için halktan vergi topluyor.

Bu paraların çoğunluğu kredi faizi yolu ile yabancı bankalara gidiyor.

Başka bir ifade ile söylersek, senin benim tasarruflarım ve verdiğim vergilerim dönüp gelip bizi vuruyor.

Elin oğlu bizden vergi yolu ile veya faiz yolu ile alınanları kendi ülkesine götürüyor. Orada ki insanların refahına kullanıyor. Sonra da biz onlara gıpta ile bakıyoruz.

Kapital market yani para pazarı reel/gerçek ekonomiyi kapitalsizleştiriyor.

Üretim ekonomisinin kapitalsizleştirilmesi, çalışma alanlarında öncelikle emeği ucuzlatıyor. Araştırma ve geliştirmeyi durduruyor. Normal üretim için gereği gibi işçi çalıştıramayan işveren araştırma ve geliştirmeye hiç para ayıramıyor.

Şunu demeye çalışıyorum. Sistem sermayeye ulaşmayı zorlaştırıyor. Yani sermaye pahalılaşırken emek ucuzlatılıyor.

Yerli üretici yeterince kalifiye eleman çalıştıracak güce sahip olmayınca, bilgisiz vebelirsizliklere karşı öngörüsüz kalıyor. Krizlere bu şekilde girmiş oluyor.

Bu durum Amerika’da da böyle oluyor. Ve kalifiye araştırmacılar Çin’e akın ediyor. Bizde ise işsiz kalıyor.

Finans sektörünün bilgi alanında bir diğer negatif işlemi kalifiye elemanları bünyesinde toplayarak, bunları finans sektörünün karlılığını artırmasında kullanıyor. Halkın refahını artırmak için çalışacak kişiler, halk nasıl soyulur sistemine kafa yoruyor.

İkincisi, devlete verdiği kredilerin dışında( eğer verirse) verdiği kredilerin yanlış yönlendirilmesinden kaynaklanan ekonomik felaketler.

Kredilerin toplumun gerçek ihtiyaçlarına göre tanzim edilmesi yerine, sanal olarak yaratılan ihtiyaçlara kredi verilmesi ortamını yaratıyor olmasıdır.

Finans sektörü, tekrarlanan ve yoğunlaşan krizler yaratıyor.

Gelir dağılımını bozuyor.

Toplumda öyle kişilerin elinde sermaye birikimleri oluşuyor ki, bunların aldığı kararlar yalnızca kendisini değil tüm halkı ilgilendiriyor. Yani bir anlamda seçilmemiş kişiler halkı yönetiyor.

Finans sektörünün yapıp ettiklerine de emperyalizm deniyor.

Kapitalizm yeniden üretim ekonomisini hâkim kılamaz ise, kendi yarattığı canavarlar yüzünden yok olur.

Bu yazı emperyalizme, emperyalizm diyemeyenlere atfedilir.

16.11.2009, bulentesinoglu@gmail.com

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.