Eki 21 2009

Köşe Yazarlığında Amatör-Profesyonel Farkı

Published by at 00:03 under Beril DİLSİZ

yazdır / print
Yazmış olmak için yazmaya karşı olanlardanım. İlhami (İlham perim) ansızın kapımı çalarsa yazmışım demektir. Gecenin köründe bile pat diye bir seziyle, yataktan fırlayabilirim ben. Bazen günlerce “İlhami nerede?..” diye dolanırım etrafta, konu çıkarmaya çalışırım gazete sütunlarından, incik cincikten, anlamsız suallerden, zımbırtı filmlerden, abuk sabuk hikayelerden, kapı gıcırtısından, komşunun aile içi problemlerinden, arkadaş fiskoslarından, hane gündeminden blablabla… Ama geleceği yoksa ilham perimin, hatim indireyim yine de çalmaz kapımı…

Sonra başlarım yoklamaya, bilindik gazetelerin bilindik köşe yazarlarının esintilerini, onlara uğramış mı ilham perisi diye… Onlar da bir yazar, iki yazar sonra bayarlar… Onlara gelen abidik gubidik acitasyon maillerinin arasından evirip çevirip kakalarlar okurlarına  iletileri çoğu zaman… Her yeni gün, başka bir okurunun hikayesiyle bezerler sayfalarını, “yeni yazımı bekleyin, pek yakında” şeklinde reklam kokan ifadelerle geçiştirirler ilhamsızlıklarını, eğer hali hazırda yazıları yoksa… 

Onlar şanslıdır baya, amatör takımındakilere göre… Onların golleri geçerli sayılır ve sonunda kaymağı onlar yalar…  Bu arada amatör yazarların ilgi odağıdırlar “onları, onlar yapan nedir de, o tahtlara kurulmuşlardır?!” diye..  Amatör yazarlar ise; halen farkındalık yaratma gayesiyle kendi hallerinde takılırlar, meçhule giden gemi misali…

Amatör takımının misyonu bellidir, “iyi bir yazar olmak, kendisini okurlarına ispat etmek, o bilindik gazetelerin bilindik köşelerine bir gün yerleşmek” gibi… Profesyonel takımın ise;  bu tür amaçları geride kalalı çok olmuştur…  Şimdilerde iki kahve molası, üç beş sohbet, kahkaha hoş beş şeklinde geçen lakırdılar arasında bir paragraf yazı döşenilir ve altına çakılan imza zaten,  “yazıyı yazan o olsun yeter be” diyen okura, öyle ya da böyle okutur o paragrafı.  Okuyucu; içeriğinde ne olursa olsun, o gazeteyi o yazar için mutlaka alır ve yazısını okur. Böylece onun (meşhur yazarın) zamanında döşediği mükemmel bir makalesi, aylarca karaladığı çızdırık yazılara bedel olur ve okurun kalbinde taht kurmasını sağlar.

Amatördeyse durum farklıdır. Okuyucu, yorum köşesine bir alaycı tebessümle “peh” der ve yeri gelir misafir adı altında sarf edebilir en insafsız sözleri… Oysa ki bay-bayan bilindik yazarlara da gelir argo cümlecikler arada; ama yüzlerce mailin arasından onlar devede kulak kalır… Olumsuz eleştiriler tuzu biberi olur, renkli yazı yaşamlarının…

İşte böyle, ben amatörlük ile profesyonellik arasında yürüdüğüm ince çizgide yazar olamayanları, olma yolunda ilerleyenleri ve bu yolda kaşarlanmışları bu şekilde tanımlıyorum. Peki ya sizler nasıl tanımlarsınız?

Kendinizi eğer yazarsanız, nerede görüyorsunuz?

Yazmış olmak için yazanlardan mısınız yoksa?

Gerçek bir yazar mısınız haa?

Yazarken kendinizi buluyor musunuz? Yazdıkça derinlere dalıyor musunuz?..

Blablabla…

Ha lafı gelmişken, benim İlhami bu ara seyahate çıktı. Ben de baktım yolculuğu biraz daha sürecek, onun adına buraya bir iki cümle sıkıştırayım dedim. İlham perimin gelmesi dileğiyle.  Eğer yolda falan benim İlhamiyi görürseniz de, bi zahmet söyleyiverin bi alo desin bana, meraklandım bi hayli bu ara…

Nerdesin İlhami?!…Poffff

15 responses so far

15 Responses to “Köşe Yazarlığında Amatör-Profesyonel Farkı”

  1. ahmet fidanon 21 Eki 2009 at 00:24

    Beril hanım, tam olarak duygularıma tercüman olmuşsun.

    Ben bu düşünceler içinde olduğum için işte Türkiye’de bir ilk ve tek olan interaktif köşe yazarı gazetesini, yazı bankasını yazar portalini oluşturma gayreti içine girdim ve çok kısa zaman dilimi içinde güçlü yazarlarımızla bu kaleyi örerek bu hale getirdik.

    Bu gün için onlar kağıt basıda yazadursunlar. Yarın (on sene sonra) ne kadar kağıt bası gazete kalacak sormak isterim. Gelecek internet gazeteciliğindedir. Bunu şu an o medyanın patronları da bilmektedir.

    Bizim buradaki yazarlarımızın yarısından çok fazlası o malum gazetelerin şu ya da bu şekilde köşeyi tutmuş yazarlarından çok çok daha iyi yazmaktalar. Arada bir fark var, onlar orada yazıyor, bizler burada.

    Şunu unutmayalım ki, bu kaleyi biz ördükçe büyüttükçe, er geç onlardan çok daha etkin ve görülür ve de okunur olacağız. Bundan emin olun.
    Şunu biliyoruz ki, azimliyiz, inançlıyız, ümitliyiz.

    Güzel analizin için teşekkür ederim.

  2. Halil DAĞon 21 Eki 2009 at 00:41

    Amatör takımının misyonu bellidir…
    Buraya kadar okudum. Ama bu cümle devamını getirmeme engel oldu.
    Sanki ayak takımı der gibi.
    Üstüme alınmadım ama aynı sitede böyle bir bakış açısını -varsa- yadırgadım.

    Yazmak için değil düşündüklerini disipline etmek ve varsa birşeyler almak için yazanlardanım kendi adıma…

  3. BERİL DİLSİZon 21 Eki 2009 at 00:50

    Amatör takımını “futbol takımı” olarak da düşünebilirsiniz, “ayak takımı” olarak ifade etmek profesyonel yazarlar grubunda (büyük gazetelerde) yer almadığıma göre herşeyden öte kendime de haksızlık olur:) takımdan kastım ekip anlamındadır, kinayeli ifade kullanmadım tam aksine net bir yazıdır. Kendi yazarlık misyonunuzu açıklamanız son derece tatmin edici, teşekkür ederim…

  4. Halil DAĞon 21 Eki 2009 at 01:03

    Yok zaten ben yazar değilim, sadece iyi bir okurum.

  5. beril.dilsizon 21 Eki 2009 at 01:09

    Eğer kendinizi yazar olarak değil, okur olarak tanımlıyorsanız ne ala.. İnsan kendisini nasıl görür-tanımlarsa çevresi de öyle bilir.. Öyleyse iyi bir okur olarak eleştiri bombalarına devam:)

  6. Halil DAĞon 21 Eki 2009 at 01:25

    Ne olduğum dururken kimin ne ya da nasıl bildiğinin ne önemi var ki?
    Eleştiri bombası için iyi bir yazı gerek değil mi?
    Sonuçta marifet iltifata tabidir…

  7. BERİL DİLSİZon 21 Eki 2009 at 11:04

    Siz yazı iyi olsun-olmasın eleştiren birine benziyor gibisiniz.. Ha eğer eleştirilerinizi iyi yazılara gönderiyorsanız da bana yorumlar yazmanız iyi olduğumu düşündüğünüzü gösterir, öyleyse ne ala… Şu da bir gerçek ki marifet iltifata tabiidir tabii ki ancak; eleştiri=olumlu-olumsuz olabilir. Yalnızca olumlu algılanmasına gerek yoktur. Bir yazar her türlü eleştiriyi sırtlanacak kadar güçlüdür:)
    O halde sözümü “eleştiri bombası” geri alıyorum yorum bombalarına devam:)

  8. Halil DAĞon 21 Eki 2009 at 12:32

    Siz yazı iyi olsun-olmasın eleştiren birine benziyor gibisiniz…
    Çok çabuk benzetiyorsunuz.
    Devam meselesine gelince, o kadar vaktim yok maalesef.

  9. BERİL DİLSİZon 21 Eki 2009 at 12:38

    4 Eylül 2009 ilk eleştiri gününüz, yaklaşık bir buçuk ay olmuş ilk eleştiriden bu zamana…Demek ki bu kadar zamanda yeterince vaktiniz olmuş, bundan sonra olur mu bilemem…Ben de çok çabuk sizi benzetmemişim malum:) İyi çalışmalar

  10. Halil DAĞon 21 Eki 2009 at 13:17

    kusura bakmayın, işlerimin yoğunluğundan unutmuşum… bi daha bu kadar ara vermem…

  11. adminon 21 Eki 2009 at 14:05

    Düşüncelerine yürekten katılıyoruz Beril Hanım.
    Amacımız, üretken olup ta imkan bulamayanlara güç birliği ve sinerji oluşturma fırsatı sunarak destek olmaktır.

    Hep birlikte bunu rahatlıkla başaracağımıza inanıyoruz.

  12. BERİL DİLSİZon 21 Eki 2009 at 14:09

    Teşekkür ederim saygıdeğer hocam.. Ben de gayet inançlıyım bu konuda sizler gibi..

  13. Aslı BABADAĞLIon 21 Eki 2009 at 19:05

    Beril Hanım;
    Amatör takım oyuncusu olarak bu konuya değindiğiniz için teşekkür ederim. Benim İlhami de kayıplara karıştı, sizinki gelince bana da yollar mısınız? Ona galiba ihtiyacım var.

  14. BERİL DİLSİZon 21 Eki 2009 at 21:37

    Ben teşekkür ederim Aslı Hanım, benim İlhami demincekkk gelir gibi oldu, hemen söyleyim ona size de bi uğrayıversin:)

  15. Ibrahim Bilginon 27 Eki 2009 at 12:28

    Yazı yazabilmek ve bir yazar sıfatı taşıyabilmek çok ayrı birşey olsa gerek.

    O zaman işin gücün sadece ‘yazmak’ olacak.
    Sadece birşeyler üretebilmek.
    Düşünmek gerekecek.Belki saatlerce…Yılmadan.
    ***
    Aslında,yazmış olmak için dahi her insan birşeyler yazmalıdır.

    Francis Bacon’ un şu güzel sözünü her zaman hatırlarım:

    ”Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, YAZMAK İSE OLGUNLAŞTIRIR.”

    ***

    Sevgili Beril ellerine sağlık.Umarım ilham perin çabucak geliverir:)

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.