Eki 08 2009

Müslümana Allah Yeter.. Siz Ne Dersiniz?

Published by at 00:03 under Mahmut Celal ÖZMEN

yazdır / print
Bir kapıyı açmak için anahtarcı olmamız gerekmiyor, bir anahtarımızın olması yeterli.

Önce açmak istediğimiz kapının anahtarını edinelim ve anahtarın açıp açmadığını kontrol edelim, ne olur ne olmaz, fabrika hatası, anahtarcı dalgınlığı, kandırıkçı adamlar vs. açtıysa kilidi, tamamdır vesselam. Mümkünse bir anahtarlığa takalım, neme lazım demeyin, aranınca kolay bulunur ve çabucak ele geçiverir. Sonra anahtarınızı elinizde gezdirmeyi âdet edinmeyin, ya kemere, ya cebe. Çantanız mı var daha iyisiniz ya.

Benim bir arkadaşım var her oturduğu yerde anahtarını bırakıverir, sonra kalkar gider, sonra tekrar gelip anahtarını alır, bir gün de ucuz olsun diye otobüse tercih ettiği trenden indikten 15 dakika sonra taksi tutup 60 km. uzaktaki istasyonda trene yetişmişti de trende unuttuğu anahtarın yerinde yeller esiyordu ve galiba şeytan almış götürmüş bir daha da getirmemişti.. Sonra silgisini kaybettiğinde annesinin bulduğu çözümü uygulayıp, anahtarını boynunda gezdirmeye başladı.

Efendim şimdilerde âdetten sayılır oldu boynu cevşenli bebeler, muskalı gençler, sanki Hrıstiyan’ın haçı olacak da Müslüman’ın boynu boş mu kalacak der gibi…

Boynumuza asardık ama silgiyle yanlışı silerdik, boynumuzun borcu bu.

Haçlının boynundaki çarmıha gerilmiş İsa putunun bir işe yaramaması gibi Müslüman’ın boynundaki muskanın da bir işe yaramayacağını bilmeyen var mı?

Gelelim boyundaki anahtara ya da gelmeyelim, bir selam verip geçelim. Efendim nasılsınız? Haliniz, keyfiniz, sıhhatiniz iyi mi? İşte yalan dünya geldik gidiyoruz, hakikaten gidiyoruz haa şaka maka değil. Amma sıkı mı on dakika öldüğümüz anı, ölüm şeklimizi, kabre konuluşumuzu düşünelim. Hadi var mısınız bırakın okumayı, dalın gidin tefekküre ve dünya tiyatrosunda oynayacağınız son sahneyi gözünüzde canlandırın ve bedeninizde yaşarken ölün.

Bırak kardeşim okuma sonra devam edersin.

Aaa lütfen!

—İmdaaat! Durun götürmeyin! Daha neler yapacaktık. Yav bu nasıl iş! Cidden öldüm mü ben! Abdestli ölseydim bari namazım eksik olmasaydı, az evvelde bir sürü yalan söyledik tüh. Yav essahtan öldüm mü ben şimdi? Yanıma bir şeyler… La havle… Kur’an, seccade şeeyy…

—Şeeyy değil anahtar kardeşim anahtar, var mı anahtarın?

—Ne anahtarı yav? Bu ses de ne?

—Cennetin anahtarı var mı sende?

– Iıı ?…….

—Ha şey mi? Anahtar mı? Iıııııı… Hım hıdı hım hım, hım hıdı hım hım, huuuuuu….Himmet siiydaaaaam!… Yitiş şiyyhıııııııııııımm!… Gavs Nirdesiiiiiiiiiiiinn!…. Beni duyan yok muuuuuuuuuu? Öldümuşaaaaah!….

—Men Rabbuke?

—Annamadım.

—Men Rabbuke?

—Siyada diyom siyydâ, tükce bilmiyon mu?

—Men Rabbuke?

—Gavs yav bizim gavs, böyük şıyh. Beemm de şiyhım olur da az sona himmet idecek. Şefaat da ider. Biraz soona gutuplar nîler hep gelir, yalınız bellemiyin adamı, beem dedemin dedesi de şîyyhıdı, tanıyonuz dee mi? (!)

– …………………………..

Görüyorsunuz ya adam dipsiz kuyuya düşmüş gibi sahipsiz, kimsesiz. Kendisini neyin kurtaracağını şaşırmış vallahi.

Allah’tan başka ilahların ismini geveleyip duruyor, hayattayken yaptığı gibi.

Dili her ne kadar yüz kere, bin kere Allah demeye şartlanmış olsa da, kabir de sorulunca kalbindekilerden cevap veriyor.

Efendim bu yazıyı kendi haline bıraktım ve satır aralarından kitap yazmam için beni çağıran cümlelere kulak tıkadım. Her şey anlaşılıyor zaten, kafa şişirmeyelim dedim. Siz ne dersiniz?

6 responses so far

6 Responses to “Müslümana Allah Yeter.. Siz Ne Dersiniz?”

  1. Ugur Özaltınon 08 Eki 2009 at 13:37

    Çok güzel bir yazı olmuş kutlarım
    Bu konuda kendini çok yeterli gören çok bilmişlerin aynen yazınızdaki durumlara düşeceğini bende tahmin ediyorum

    Anahtarı boynunda olanlar üzülmeyecekler bunu biliyorum çok şükür

  2. ümmügülsümon 09 Eki 2009 at 20:27

    Allah var, gam yok derler ya… sahiden öyle… dipsiz kuyularda menzilsiz, sahipsiz kalmamak şimdilerde cevabı hasretle beklenen bir dua aslında… yine güzel bir Mahmut Celal Özmen yazısı… tebrikler…

  3. Haluk GÜMÜŞTABAKon 09 Eki 2009 at 20:50

    Yazının konusu çok güzel ve anlamlı. Benim de eklemek ve sormak istediğim bir soru var? Acaba anahtar doğru anahtarmı? Yoksa koynumuzda yıllarca yanlış anahtarımı taşıyoruz? İşte en önemli soru burada. Cevabınıda herkez kendisi verecektir. Sanırım koynunda yanlış anahtar taşıyan okadar müslüman kardeşim varki, ah keşke bir kontrol etseler de, gerçek anahtarımı almışız koynumuza diye. vakit varken doğru anahtarı alırsak, lazım olduğunda kapıyı açmamız daha kolay olacaktır. Doğru anahtarı koynumuzda taşıyabilmek dileklerimle Halukgta

  4. Halil DAĞon 09 Eki 2009 at 21:52

    Boynumuzda anahtarımızı taşımak.
    Kendi içinde derin anlamları olan bir ifade.
    Ama korkarım boyunumuzda anahtarlarımız yenide odunumuzu taşıyoruz.
    Konunun ehli değilim, ancak iman ve itikat söz konusu olunca bedavadan uçan şeyhlerden daha kıdemli mümin olduğum konusunda şüphesizim. Bu yüzden günümüzün kendini bir ayrıcalık içinde gören müslümanlarına gerçekten de anahtarlarını kontrol etmeyi ben de tavsiye ederim.
    Çünkü komşusu açken tok yatmaya cevaz vermeyen bir dinin mensupları olarak kendimizi ayrıcalıklı bir varlık olarak görüyorsak işin rengi değişmiş demektir.
    Sayın yazarı kutlamak gerekiyor.

  5. ilhamion 12 Eki 2009 at 15:13

    Sevgili kardeşim;
    Kabirde soru sorulacağını hangi ayetten çıkardın merak ediyorum.
    yanlış hatırlamıyorsam bir yazında “varlığı iddia edilen kabir hayatı” gibi bir başlık vardı.
    ölen insanlara yapılan günah çıkarma merasimi olarak “iskat-ı salat” gibi bir bidatı sokan emevi islamı, yine uyduruk hadisleri ve bunun da ötesinde şeyh menkıbelerini kaynak göstererek din gününden önce de bir din gününün var olduğunu, hatta cennet ve cehennemin kabirde başladığını bu topluma benimsetti. Bu absurd inanışın sonucu olarak mezarın başına geçip te telkin verme gibi bir maskaralık cenaze merasimlerinin vazgeçilmezi oldu. üstelik mezardaki adam tek kelime arapça bilmemesine rağmen telkini arapça yapıyor hocaefendi. yaa falan binti filan …..
    hiç kimse de kalkıp demiyor ki yahu bu adam hayatta öğrenmediği arapçayı bir anda mezarda mı öğrendi. dahası bir mezarı olmayan faili meçhullar veya cesedine ulaşılamayan insanlar bu kopyadan mahrum kalınca nasıl cevap veriyorlar o münker ve nekir isimli (doğrusu bu isimler de yeterince ele veriyor uydurukçusunu münker: kabul edilmeyen, haram, yasak, nekir: bilinmeyen, anlaşılmayan) kazıkçı hocaların sorularına. sonra mezar ya cennet oluyor ya cehennem, sonra da kıyamet kopunca her şey silbaştan. yeniden sorgu, yeniden hesap, yeniden cennet, yeniden cehennem.
    tabii bu telkin işi, ıskatı selat, mevlid, ramazanda evlerde hatim okuma, ölünün ruhuna parayla hatim okuyup bağışlama gibi bidatlar hocaların nemalanma kapısı olduğu için hoca bazlı dinde bunların yok edilmesi imkansız.

  6. aksakalon 13 Eki 2009 at 19:17

    arkadaş erzurumforumdanda takip ediyoruz malum.ancak anlattığınız doğruların üzerine bir flu örtüyü sürekli çekmenizdeki sebep oldum olası kafama takılır.hakka direk gidenler olduğu gibi bir yol gösterenler vesilesiyle hakkı bulanlar ne olacak?elbetteki mevla,rab,yaratıcı,yoktan varden.ancak o bile zaman zaman kulunu vesilelerle yönlendirir kendine.allah dostlarını silip atamazssınız.onları örnek alanlarıda silip atamazssınız.eğer atarsanız.sünnetide silelim(haşa)sümme haşa peygambere ne gerek!!!tövbe haşa.
    sahabinin yaşantısı bizi ne ilgilendirirki…!!! fe sübhanellah.allah aşkına şu netliklerine üzerindeki minikdelikli tülleri koymayın şeffaf ahalinin anlayacağı şekilde ne net kere net olun net bir üsluplada anlatın.müslümanmısınız?allahı biliyormusunuz?o yetermi? elbetteki eveeeeeet itirazı olan bir müslim olurmu?olmazzzzz.kandil geceleri aman haaaa yok böyle bir şey…yahu olsa ne olurki?müslümanlar bu gece kendileriyle muhasebe yapmıyorlarmı?hidyet her kula.vercek olan mevla zülcelal.ister verir ister vermez.mülk onun.

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.