Eki 30 2009

Din Asker Siyaset

Published by at 00:02 under Uğur ÖZALTIN

yazdır / print
Din, asker ve siyasetçi neden anlaşamıyor ?

Siyaset dine bulaştırılmalı mı ?

Din siyasallaştırılmalı mı ?

Din, asker ve siyasetçi neden satrançta hep yanlış yerdeler, neden yanlış kişilere saldırıyorlar, neden yanlış ittifaklara dalıyorlar ?

Dinin siyaseti, siyasetin dini olur mu ?

Asker siyaset uygulayabilir mi, dinini yaşayabilir mi ?

Buyurun sorularımız bunlar ve bu soruları düşünüp cevaplamaya birlikte başlayalım. 

Bu soruların yanıtlarını bulabilmemiz için hareket noktamız olan bir cümleyle başlayalım bence.

BİR KİŞİ HEM BELEDİYE BAŞKANI, HEM KARAKOL KOMUTANI HEMDE CAMİ İMAMI OLABİLİR Mİ ?

Görünüşe göre bu eşyanın tabiatına aykırı bir iştir olmaz.

Peki, üç kardeş olarak düşünelim bunları. Komutan,başkan ve imam kardeş olsunlar ve aynı evde yaşıyor olsunlar. Ne olur sizce ? Anlaşabilirler mi ? 

Böyle bir evde yaşayan üç kardeş devamlı birbirlerini istismar ederler. Muhabbetleri uyuşmaz, doğru dürüst sohbet bile edemezler. Çoğunlukla da komutan olan çeker silahı, çakar yumruğu oturtur ötekileri. İş döner dolaşır ve yumruk ile silahta biter. 

Halbuki bunlar birbirlerine saygı duysalar ve işlerini dışarıda bırakabilseler, evin eşiğinden içeri mesleklerini katmadan sadece evlerine kardeşliklerini katabilseler o evde sorun olur mu, tabiî ki olmaz. Eğer sorun varsa burada mutlaka istismar var demektir. Belediye başkanı imamlığa soyunursa seçmenine cenneti pazarlamaya kalkışırsa, imam kardeşinin belediyesini Camisinin arka bahçesi yapmaya kalkışırsa, imam da , belediye başkanı da komutan kardeşlerini uşak gibi kullanmaya kalkışırlarsa, karakolu mafya ocağına döndürmeye uğraşırlarsa, işte o zaman sap saman birbirine karışır. İmam ölü soyucuya dönüşür, belediye başkanın siyasi rantiyeci,tefeci,diri soyucuya dönüşür, karakol komutanı da mafya lideri olur çıkar.

Benim hatırladığım kadarıyla dünya da din ve siyaseti birbirine en çok karıştırmış ve cılkını çıkarmış olan kişi Humeyni dir. Hem dini, hem siyasi, hem komutan rütbeleriyle bu misaldeki üç kardeşin tüm rollerini dünyada oynamış ve hatırlayanlar bilir İRAN GATE skandalına imza atmıştır. 

İrangate olayı :

“Büyük bir skandalın ortaya çıkmakta olduğuna ilişkin ilk belirti 3 kasım 1986 da lübnanda ortaya çıktı.

Tanınmamış bir beyrut gazetesi olan eş-şiraada yayımlanan haberde abd hükümetinin İranla silah pazarlığı yaptığı belirtiliyordu. Bu çok önemli bir haberdi. Çünkü iran`ın uluslararası terorizmin başlıca destekçilerinden biri olduğunu savunan ABD, uzun zamandır, komşusu ırakla savaşan irana yardım edilmesine karşı çıkan kararlı bir politika sürdürüyordu.

Ayrıca başkan reagan abdnin müttefiklerini, irana silah satmaktan kaçınmaya çağırarak özellikle dikkatleri çekmişti. bu nedenle, abd yetkilileri eş – şiraadaki haberin esas olarak doğru olduğunu kabul ettiklerinde hem abd`nin müttefikleri hem abd vatandaşları şaşırdılar ve kızdılar..

Skandalın açığa çıkması. bu haberin ardından daha da şaşkınlık uyandıran bir gelişme oldu. 25 kasım`da bir açıklamada bulunan abd başsavcısı edwin meese, irana satılan silahlardan elde edilen milyonlarca doların gizlice, nikaragua`daki solcu hükümeti devirmeye çalışan abd destekli contra gerillalarına gönderdiğini doğruladı..

Bu haber kongre üyelerini özellikle sinirlendirdi. çünkü kongre 1984te , abd, nin contralara dolaylı ya da dolaysız askeri yardımda bulunmasını yasaklayan bolan eki`ni
(tasarıyı hazırlayanlardan massachusetts senatoru edward p. boland`dan ötürü bu adla anılır) kabul etmişti. 1987 başlarında, artık ” iran contra silah skandalı” ya da 1970lerin watergate skandalını çağrıştıran “irangate” olarak adlandırılan olayla ilgili yeni ayrıntılar açığa çıktı.   KAYNAK : EKŞİ SÖZLÜK
 

İşte görüldüğü gibi Humeyni <<şeytan>> dediği ABD den silah satın alıyor. Daha doğrusu sonradan anlaşılmış ki bu olayın ardında esas silahları İran a satan İsrail miş.

 Humeyni nin dindarlığı nerde kaldı, ABD nin demokratlığı nerde…al birini vur ötekine.

Zaten İSLAM DEVRİMİ tabiri bir kere saçmalığın saçmalığıdır. İslam da devrim olur mu ? O esas siyasi bir devrim değil midir ? Siyasi devrim yapanlar nasıl din lideri olur ?  İran halkı Humeyni den önce Hıristiyan değil di ki buna devrim densin. Bu ne garabet bir söylemdir anlamıyorum. Dinin siyasete alet edilmesi bağlamında Muaviye-Humeyni benzerliklerini daha sonra bir makalemde ele alacağım.

 

Burada anlatmak istediğim şu, asla din-asker ve siyaset birbirlerinin işine burunlarını sokmamaları gerektiğidir. Bizdeki radikal dinci partileri İsrail in finanse etmediğini kim garanti edebilir ki ?

Humeyni bile İsrailin yatağına bu kadar rahat atılabildiğine göre.

 

Din ve siyasetin birbirinden ayrı tutulması gerektiği fikrinin en güzel ispatı Humeyni nin kendisi olmuştur bence.

Ülkemizdekilerin kulaklarını da çınlatalım.

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.