Kas 03 2009

Domuz Gribinin Sosyo-psikolojik Savaşı

Published by at 00:03 under Beril DİLSİZ

yazdır / print
Bildiğimiz bütün güzellikler, çirkinliklerin ardına gizlenir oldu. Bir dönem Türk lezzeti dönere küsmüştük her birimiz “deli dana salgını” yüzünden. Tavuklara hücum ettik, kırmızı etler reyonlarda kaldı. Sonra “kuş gribi” ile bu sefer de tavuklara küsesimiz geldi. Tavukları teker teker itlaf ettik, hadiii böylece kene sorununu çıkardık başımıza. Kenelerden kaçmak uğruna, güzelim yaz günlerinde çayır çimenlerden uzak kaldık. Dertleri başımıza bizler sardık, şimdi kurtuluş yolu arıyoruz. Bu böyle başladı, devamı da gelecek.

Domuz gribi revaçta şimdilerde de. Domuz aşağı- domuz yukarı… Gazetelerin manşetinde… Televizyonda haberlerin ilk konusu… Medya öylesine büyüttü ki bu salgını, psikolojik olarak yeniliyoruz her birimiz, savaşa başlamadan daha… Meksika’da başlayan salgınla hepimiz hop oturduk, hop kalktık izledikçe olan biteni geçen aylarda. Şimdi ise; kış mevsimi bizim kapımızı çalmaya hazırlanıyor, hatta çoğu yerde çaldı bile. Hapşi hapşular, takır tukurlar ve ardından hızla artan vakalar…

Dün gece rüyamı da “domuz gribi” sardı. Rüyamda baktım bütün millet olmuş illeti… Ölen ölene, buram buram hastalık kokan bir kabus. Gözümü açtım, hastalık konuşuluyor televizyonda, hane gündeminde. Gazeteyi açtım domuz… Akşam haberleri domuz… Ve içimi sardı domuz, daha gribe on kala adeta domuz gribi olmuş gibi çöktüm. İçim çöktü arkadaş, elimde portakal sularıyla geziniyorum. Kendime sokağa çıkma yasağı koydum, nereye kadar sürer bilinmez… Sonra her hasta arkadaşıma “yoksa domuz musun hahaha” şeklinde iğrenç espriler yapar oldum, yani espri kalitem de bunalımda! Aile bireyleri her eve girişte şöyle bir çekintili bakış, “aman ha domuz kapıp gelmiş olmayın” ifadesinde…

Ya sokağa çıkmalar, onu hiç sormayın! Geçenlerde İstanbul’da bir ilke imza attım sanıyorum. Eczaneden aldığım maskeyle, sokaklarda gezinince herkesin gözü bana takıldı, biran “vay be ünlü olmak bu olsa gerek” falan diyorsun içinden. Tabii toplu taşıma araçlarında da herkes sende hastalık var sanıp yanına yanaşamıyor. Böylece biraz olsun gripten yırtıyorsun birkaç saatçik. Sonunda baktım maske deneyimi de fiyasko (havasızlıktan boğulunca), vazgeçtim o sevdadan da. (oldu olacak peçe tak daha iyi valla)

Evet sonunda beklenen aşılamalar başladı ülkemizde, öncelikle  sağlık çalışanlarına. Mart ayına kadar aşılamalar devam edecek deniliyor. Ne olduğu belirsiz, hala tartışmalarla dolu bir aşıdan medet umar olduk yani toplumca. “Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” hesabı “Bindik  bir alamete gidiyoruz kıyamete”…

Hadi diyelim aşı kurtaracak bizi, peki napacağız aşı bize ulaşana kadar?

Aşı olana kadar aşağıda sayacağım işlemleri tatbik edebilirsiniz.

1) Aşılanma gününü iple çekmek, olmazsa halat da kullanabilirsiniz. (bayat espri ıykk)

2) Dua etmek,  (Fatiha suresi şart) her gece yatmadan ve her sabah kalkarken!

3) Mecbur kalmadıkça sokağa çıkmamak, mümkünse kendinize sokağa çıkma yasağı koyun.

4) “Heyttt be domuz gribi beni değil, ben onu yerim ulenn” şeklinde naralar atmak etrafta, herkese de aynı heyt tarzında hastalığı yeneriz gazı vermek.

5) Etrafta, hasta numarası yapıp hapşırarak, mümkün olduğunca milleti etrafınızdan uzaklaştırmak. Ve arkadaşlara sürekli hastayım bahanesiyle onların olası hastalıklarından kaçmak hehe.

6) Elinizde meyve suyu şişesiyle gezinmek, evde dahil.

7) Toplu alanlarda, maske, peçe, ağzı burnu kapatan bulduğunuz herhangi bir nesneyle bütünleşmek, etrafı umursamaksızın.

8) Hastane ortamlarından uzak durmak, gidiciler hep önce hastanelerden çıkıyor malum. (Bence bu en mühim madde)

Her neyse onu bunu ben bilmem de, neredeyse vasiyet hazırlayacak aşamaya yaklaşmış bulunuyorum. Sıyırmaya beş kala, medyaya küfür etmek ve yeter demek istiyorum! Hayatında her hastalığa “hastalık benden korksun” diye yaklaşan biri olarak, şimdiden psikolojik hastayım arkadaş, sizin yüzünüzden hem de! Ben bu maddeleri de yazacak hale geldiysem durum kritik. Bakın uyarmadı demeyin eğer beni domuza yem ederseniz, ben de hasta halde mendilsiz sokağa fırlar tüm Türkiye’yi domuz ederim bilesiniz hahahah

5 responses so far

5 Responses to “Domuz Gribinin Sosyo-psikolojik Savaşı”

  1. ahmet fidanon 03 Kas 2009 at 00:46

    ……..
    sıralamaları görünce, kuş gribi tavuk etinden, deli dana, kırmızı etten, kene, çayır çimenden korkuttu daaa, domuz gribi de domuz etinden diycektin… Zaten bu eti tüketmeyen milletiz. Ama sevmediğimiz belki de ıyk dediğimiz hayvana karşı biraz daha antipatik olduk milletçe.
    Gerçi griple domuzun isim benzerliğinden başka bir benzerliği olmasa da sıradaki hayvanı merak ediyorum doğrusu.

    Tahmini grip hayvanı adayı olanlar varsa söylesin.)))???

  2. BERİL DİLSİZon 03 Kas 2009 at 11:32

    H1N1 virüsünden daha çekici geldiği kanısındayım domuzun:) domuz gribi yaşamaktan korkuttu daha ne olsun..
    Vall hocam bir tahminim var açıkçası, “at gribi” söylentisi vardı son zamanlarda ama atları çok severim, onun da gribine tahammülüm yok haaa!

  3. adminon 03 Kas 2009 at 11:48

    Hani eşşek gribi olsa ne ala deriz ama. )))

  4. beril.dilsizon 03 Kas 2009 at 12:30

    🙂 şaka gibi grip deriz

  5. Emre ÇAKIRon 03 Kas 2009 at 13:05

    Öküz gribi olabilir 🙂 Malum hayvandan daha iyidir.

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.