Etiket arşivi: yaşam

Teknoloji Zaman Bağışlar, Peki Ya Onca Yoğunluk Niye?!

Yoğunum, yoğunum, stresliyim, meşgulum, programım dolu. Bu nedir anlamıyorum. Bunun üzerine iki yazı yazmıştım daha önce. Yoğunluk psikozu ve sendromu ile ilgili. Teknoloji denilen nane bütün insanlara her açıdan zaman bahşediyor veya hediye ediyor. Her bir bireye teknoloji günde en az üç saat ortalama zaman bağışlamakta. Sırayla bunları sorgulamak istiyorum.

– Çamaşır makinesinden bir saat, mektubun yerini alan cep telefonunda iki saat. (Eskiden vasat özenli bir mektuba en az bir saat harcanırdı.)

– Otomobilden büyük kentlerde yaşayanlar için iki, küçük yerlerde yaşayanlar için yarım saat,

– Elektirik süpürgesinden yarım saat, basit bir mikserden onbeş dakika,

-Evlerde kullandığımız kalöriferden en az iki saat, (sobaya göre) zaman armağanı oluyor.

Bu veriler ışığında, bayları bir ölçüde anlarız. Yoğunsalar yoğundurlar. Çalışan bayanları da anlarız. Ancak ev hanımlarının yoğunluğunu işleri yetiştirememesini anlamamız mümkün değil. En ilginç olanı da yine ev hanımlarımızın temizliği teknolojiye yaptırması, eknolojiye yaptıramadığı işi hizmetçiye yaptırmasıdır. İlginçlik burada değil tabi. İlginçlik, öncelikle hizmetçi temizlik yaparken bir şeye elini sürmeden çalışan kişinin başında durup dır dır ederek vücudunu çalıştıranı seyrederken çenesini çalıştırmasıdır. Aynı kişi evinde temizlik yapmazken, tabi doğal olarak tembellikten top top et olup yağ bağlamakta, bu yağları eritmek için binbir türlü rejim hikayeleri okuyup yazmakta, lakırdı etmekte, akşam üstü de güzellik merkezi veya fitnees salonlarında, jimnastik salonlarında bu yağlarını harcamak için hem çaba harcamakta hem para harcamakta.

Ne komik bir paradoks. Evde bir ton iş varken temizliği temizlikçiye yaptırırken, tembellik nedeniyle bağlamış olduğu yağları eritmek için hem zaman hem de para harcamakta. OYSA Kİ, EVDE İŞ SPOR AMAÇLI YAPILMIŞ OLSA, NE TEMİZLİKÇİYE GEREK KALACAK NE DE CİMNASTİK SALONLARINI ARŞINLAMAYA. Yoo amaç kocaya para harcatmak olduğu için bunlar yapılmamalıdır.(!)
Şu örneği iyi belleyin ev hanımları. Mevsimlerden kış mevsimi. Soba yakıyorsunuz. Evde ahşap bir eşya kırıldı, kullanılmaz oldu. Bu durumda ahşap parçasını ne yaparsınız. Cevap çöpe atarsınız. Peki doğru mu. Sonuna kadar yanlış. Neden? Çünkü o ahşap parçasını çöpe değil de sobaya atmış olsaydınız, öncelikle ısınmak için daha az enerji tüketecektiniz, yani yakıttan tasarruf sağlayacaktınız, Çop boş yere dolmayacak, çöpü boşaltma işi ortaya çıkmayacak, gereksiz bu çöpten öncelikle kurtulmuş olacaktınız. Kısaca, çöpün hızlı dolması boşaltımı için zaman kaybınız vb. olumsuz durumlar, ters bir etkiyle olumluya dönecektir. Bir taşla dör kuş vurulmuş olacaktı.
Zaman ne oluyormuş demek ki. Teknoloji önce bize hediye ediyor, sonra boş yere çerez gibi ziyan ediyoruz.
Esenlikle.

Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Büyüyoruz Amaaa, Nece Büyüyoruz?

Şöyle bir çevremize bakarsak, Rusya’nın 2006’da yüzde 7,4, 2007’de yüzde 8,1 büyüdüğünü görürüz. Peki Rusya bu oranları yakaladı da ne değişti? Onlar büyümenin etkisiyle ceplerine giren paranın artmasından hemen büyümeyi hissetti. Bu durumda kişi başına düşen gelir kağıt üstünde kalmadı, gelir bölüşümü de adil olduğundan bireysel olarak kişilerin refahı reel olarak yükseldi, ücretler arttı. Ev kadınlarına emeklilik hakkı tanındı. Yabancıların elindeki madenler tek tek millileştirildi. Işsizlik azalırken enflasyon düşmeye başladı. Vergi oranları düşürüldü.

En düşük gelirin 2000 dolar seviyesine çıkarılması konuşuluyor bu günlerde. Doğum yapan her anneye 9 bin dolar para verilmekte. Bizde ise, sosyal güvenlik sistemiyle, AB uyum süreciyle her bir tarafımızdan biraz daha kırpılmakta, buna karşın vergi ve zam konusuna gelince eklenmeye yer aranmakta. Ne gariptir ki, maaşlara zam yapılacakken enflasyon oranları mikrobik boyutlara iniverir, toptan eşya veya hizmet giderlerine zam yapılacağı zaman enflasyon yükseliverir. Bizler büyümeyi cebimize giren paranın azalmasıyla hissettik. İşsizlik gititkçe arttı. İşsizliği azaltmak için, üniversiteler artırıldı. Sınavsız geçişler hızlandı. Yine işsizlik dağlarını eritmeye çare olmadı. İç ve dış borçlar artama devam etmekte. Dış ticaret açığı zirveye koşmakta. Kemal Zamakıtan her bir değişimden gözle görülür şeyden vergi almak için tepemizde akbaba gibi durmakta. Allah onu bizim başımızdan ekisk etisin. Millet git gide borçlanmakta.
Maden sahaları ve milli kuruluşlar “babalar gibi” satıldı. Satın alma gücünde kalıcı düşüşler yaşanmaya devam ediliyor.

Bütün bunları hükümet görmüyor, görmek istemiyor. Aldıkları oya güveniyorlar. MUHALEFETSİZLİKTE II. SEÇİMDE KENDİLERİNE KERHEN VERİLMİŞ OLAN OLYARA GÜVENİYORLAR. NEREYE KADAR??

Peki bunca gelişmişlik ve büyüme rakamına rağmen neden ama neden benin gelirim reel bazda geriye doğru gitmekte. Neden ben hala yerimde sayıyorum. Bir kamu çalışanı olmak mı bütün suçum. Bizim de hesabımız olur bir gün diyoruz ve bu şikayet ve sitayiş yazısını burada noktalıyorum. Rahat olun siz ey hükmedenler…

Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Evliliği Geciktirici veya Öteleyici Faktörler II

1. Çekirdek aile yapısının yaygın temel aile yapısı haline gelmesi:
Bu tür ailelerde çocuk sayısı az olduğundan dolayı, kız çocuğu evde fazlalık olarak görülmemekte, odaların paylaşımı ve evdeki odalara sığamama diye bir faktör olmamakta, Okumaya devam et

Cemreler Havaya, Suya Toprağa Düşer, Ya Kalbe Düşerse…!?

Dün ve bu gün toprağa CEMRE düştü.
Her mevsimin kendine göre güzellikleri vardır da bahar bir başkadır. İçinde yaşarken çiçeğiyle, aydınlık yüzüyle, her gün içimize doğan güneşiyle sıcak bir anne kucağı gibi sarar bizi bahar. Okumaya devam et