Eyl 10 2009

Her Kuklanın Ardında Bir Kuklacı Vardır

Published by at 00:02 under Uğur ÖZALTIN

yazdır / print
Toplumlarda dört tip insan yaşar. Kuklalar ve kuklacılar. Kuklaları kuklacısız oynayabiliyor zannedenler ve kuklayı değil de kuklacıları görebilenler.

Tabiî ki o toplumda sayıları en az olanlar kuklacıları görebilenlerdir. Toplumun çoğunluğunu ise kuklaları kendi oynayabiliyor zannedenler oluşturur. Toplumların içinde her zaman bir kişi çıkar ve KRAL ÇIPLAK deme cesaretini gösterir. Toplumlar ne kadar demokratik ise Kralları çıplak kalacak kadar salak olmaz ve kral çıplak diyebilenlerde o toplumda taşlanmaz. Martin Luther olayı mesela.

Martin Luther den mahkeme heyeti kitaplarındaki teoloji fikirlerinden vazgeçmesini istediğinde şunları söylemiştir << “Kutsal Metinler ve akıl yoluyla ikna edilmediğim sürece papalar ve konsillerin otoritesini kabul edemem. Zira bunlar kendi aralarında çelişmekte ve benim vicdanım da sadece Tanrı’nın sözüne bağlıdır. Bu sebeple hiçbir görüşümden dönmüyorum çünkü kişinin vicdanına rağmen yazdıklarını inkar etmesi doğru ve güvenilir olmaz. Tanrı yardımcım olsun”. Bakın ne kadar güzel bir ifada kullanmış KUTSAL METİNLER VE AKIL YOLUYLA İKNA EDİLMEDİĞİM SÜRECE diyor.

Martin Luther daha sonra 1529 senesinde önce Batı medeniyetini İslam tehlikesinden korumak için Türklere karşı savaşmanın her Hıristiyanın üzerine vazife olduğunu bildiren küçük bir eserde yayınlamıştır.

Görüldüğü gibi ilk mücadeleye başladığında KUTSAL METİNLER VE AKIL YOLUYLA İKNA EDİLMEDİĞİM SÜRECE diyen bir kişi sonradan aynı hakkın İslam düşüncesine de tanınması gerektiği dürüstlüğünü sergileyemiyor. İki yüzlülüğe düşüyor. Engizisyon mahkemesi yerine bu sefer kendisi oturuyor ve İslam düşünce sistemine karşı savaş açıyor. Maalesef bizde ki bazı sözde Müslüman takımı veya yobaz takımı desek daha doğru olur bu batının ve AB nin din konusundaki yüzyıllara dayanan ikiyüzlülüğünü görmezden geliyorlar.

Bizim okul kitaplarında Martin Luther göklere çıkartılır ve yobaz engizisyon mahkemelerine karşı yaptığı mücadeleler çocuklara anlatılır da diğer yazdığı TÜRKLERE VE İSLAM ÖĞRETİSİNE karşı savaş çığırtkanlıkları görmezden gelinir. Ve sonra birileri çıkmış ortaya Papa ile el ele DİNLERİN KARDEŞLİĞİ safsatasını kendi Müslüman yandaşlarına pazarlamaya uğraşır.

Mahatma Gandi nin batı düzeni hakkındaki fikir ve sözleri çok ilginçtir.

– Olsa iyi olurdu. ( Batı uygarlığı hakkında ne düşünüyorsunuz? sorusuna verdiği cevap

– Önce önemsemezler, sonra gülerler, sonra kıskanırlar, en sonunda ise yenilirler…

Mahatma Gandi nin şu iki sözü de bizdeki siyasetçilerin aklında bulunmalıdır.

–  Haksızlığa sapıp bütün insanlar seni takip edeceğine, adaletle hareket edip tek başına kal daha iyi.

 

–         Adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız. Alkışlar önüne kansız elle çıkınız.

Siyasetçi ile devlet adamını birbirinden ayıran noktaları sanırım fark etmeye başladık. Vicdanına esir olanlarla cüzdanına esir olanlar gören gözlerce birbirinden ayrılabiliyor. Cüzdanına esir olmuş bir batıyı medeniyetten saymıyor bile Gandi. Cüzdanına esir olmuşların medeniyeti olmaz zaten.

İki  Çin atasözü ile yazımıza devam edelim

“Bir yıllık plan yapıyorsan pirinç ek, on yıllık plan yapıyorsan ağaç dik, yüz yıllık plan yapıyorsan insan yetiştir”

 

“Bir saatlik mutluluk istiyorsan şekerleme uyku çek. Günboyu mutluluk istiyorsan balık tutmağa git. Bir ay boyunca mutluluk istiyorsan evlen. Bir yıl sürecek mutluluk istiyorsan bir kimsenin mirasçısı ol. Yaşamboyu mutluluk arıyorsan insanlara yardım elini uzat.”

Devlet güç ve ilim temeli üzerine inşa edilir. Gücü olmayan devlet devlet değildir, ilmi ve eğitimi olmayan devlette uzun yaşayamaz. Bir toplumu devlet şemsiyesinin altında güvenlik ve bilgi var oldukça o toplum demokrasiyi nefeslenir. Cahil ve korkak insanların demokrasisi de olmaz devleti de olmaz.

Çinliler yüzyıllardan beri aynı yerde ve aynı devlete sahipler. Biz Türkler ise Çin setini yaptırmak zorunda bıraktığımızla öğünürüz fakat o zamandan bu zamana 23 devlet kurup çökertmişiz. Güç ve cesaretimize diyecek lafım yok ama ne zaman ilme ve bilgiye sırtımızı dönmüşüz işte o zaman yıkmışlar bizi. Ne zaman ki Hazerfan Çelebileri sürgüne yollamışız işte o zaman yıkılmışız. Ne zaman ki matbaaya savaş açmışız işte o zaman yıkılmışız.

Artık kuklaları bırakıp kuklacıları görme zamanımız geldi de geçiyor bile.

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.