Ara 12 2008

Mevlana ve Nasrettin Hoca!

Published by at 01:01 under Nur ERSEN

yazdır / print
İlim ve düşünce alanında Anadolu’muzda bir kültür mozaiğinin var olduğunu, bu mozaiğin yüzyıllar önce oluştuğunu hepimiz biliyoruz. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Nasrettin Hoca ve daha nice ilim ve düşünce adamının bizlere bıraktığı değerler var ve bizler bu değerlere sahip çıkmayı bir borç biliyoruz kendimize. Onların verdiği hayat derslerinden kendimize pay çıkarıyoruz. 2007 yılında Mevlana’nın doğumunun 800. yıl dönümünü kutlamıştık.  Mevlana’dan bir yıl sonra yani 1208 yılında dünyaya gelen Nasrettin Hoca’nın doğumunun 800. yılını kutladık.

Dün internet sayfalarını dolaşırken bir yarışma haberi dikkatimi çekti. Haber NASRETTİN HOCA KARİKATÜR YARIŞMASI ile ilgiliydi.

Bu yarışma Ankara Pursaklar Belediye Başkanlığı tarafından geçmişimize sahip çıkmak adına başlatılan bir etkinlik olarak, oldukça ilgi çekiciydi.

Yarışmaya son katilim tarihi 26 Aralık 2008, sonuçların açıklanacağı tarih ise 1 Ocak 2009 olarak ilan edilmiş.

Karikatür alanında başarılı olanların ve bu konuya ilgi duyanların kaçırmaması gereken bir etkinlik diye düşünüyorum. Yarışma herkese açık ve Türkiye’nin her tarafından, dileyen herkes çizimleriyle katılabilecek. Yarışma sonunda katılımcıların eserlerinin bir kitap haline getirileceği, gelecek nesillerin yararlanacağı bir belge niteliği de taşıyacağı bildiriliyor.

Bizler Nasrettin Hocayı “Eşeğe ters binen, göle maya çalan, bindiği dalı kesen, ipe un seren, kazanların bile doğurduğuna inandıran” ve daha birçok özelliğe sahip biri olarak tanıdık. Deyim yerindeyse doğduğumuz günden beri, bize Nasrettin Hoca fıkraları anlatıldı. Nasrettin Hoca çevresindekileri sadece güldürmek, eğlendirmek için değil,  toplum bilincine yönelik doğru yolu gösterirken ince, alaylı bir üslup kullanarak dersler veren, iyiyi kötüyü edep kuralları çerçevesinde anlatarak güldüren, güldürürken de düşündüren bir halk kahramanı olarak bilinir.

Onun bu özelliği fıkralarına tamamen yansımış olduğunu ancak fıkralarını dinlediğimizde ya da okuduğumuzda anlarız.         

Nasrettin Hoca’nın her ne kadar Akşehirli olduğu iddia edilse de yapılan araştırmalar sonucu Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine bağlı olan Hortu (bugünkü adıyla Nasreddin Hoca) köyünde doğmuş,  sonra Konya’ya oradan Konya’nın ilçesi Akşehir’e yerleşmiş, ömrünün sonuna kadar da burada yaşamış olduğu kesinleşmiştir.

Bir gün Hoca, eşeğine binerek, arkasına takılan bir kısım insanlarla birlikte, camiden eve dönerken birdenbire durur, hayvandan iner ve yüzü insanlara dönük olarak eşeğe ters biner, yani semere ters oturur. Bunu görenler yaptığı hareketin nedenini sorarlar. Hoca şöyle der:

-Düşündüm taşındım, eşeğime böyle binmeye karar verdim, çünkü saygısızlığı hiç sevmem. Siz önüme düşseniz, arkanızı bana dönmüş olacaksınız; usulsüzlük saygısızlık olur. Ben önde gitsem, size arkamı çevirmiş olacağım ki bu da doğru değildir. Böyle ters bindiğim zaman ise hem ben önünüzden giderim, siz de ardımdan gelmiş olursunuz; hem de karşı karşıya bulunuruz!

Nasrettin Hoca şenlikleri Konya’nın Akşehir ilçesinde Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un da katılımı ile temsili olarak göle maya çalınarak başladı. Bu da yüzyıllar öncesinden gelen, Nasrettin Hocanın, göle maya çalmanın insanlığa vermek istediği mesajın öneminden kaynaklanmaktadır.

 ***

Bu günlerde Konya’ya binlerce insan akın ediyor. Çünkü her yıl Aralık ayının 2. haftası Mevlana’yı anma törenleri başlıyor. Şeb-i Aruz denen bu törenlerde Sema gösterileri yapılıyor. Türbedeki manevi havanın verdiği huzur yüreklerde hissediliyor.  Mevlana Müzesi ziyaretçilerle dolup taşıyor. Onun Türbesi şu anda renk, dil, din, ırk ayırımı olmaksızın her çeşit insan tarafından sarılmış durumda. Mevlana o kocaman sevgi dolu yüreğiyle ve manevi zenginliğiyle bütün insanları kucaklayan bir yapıya sahip. Sevgi, hoşgörü, kardeşlik duyguları çok önemlidir onun için.

Ne olursan ol yine gel demesi onun bu özelliğinin en büyük göstergesidir. Hoşgörü insanı Mevlana’nın yedi öğüdünü yeniden hatırlayalım ve hatırlatalım.

  1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
  2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
  3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
  4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
  5. Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol.
  6. Hoşgörürlükte deniz gibi ol.
  7. Ya olduğun gibi ya göründüğün gibi ol.

İkisi de Konya’dan…

İkisi de düşüncelerini, duygularını, kendi usulleri ile insanlığa çeşitli mesajlarla ulaştırmaya çalışmış…

Yollarından gitmeyi görev, hatıralarına sahip çıkmayı borç bilelim.

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.