Eki 21 2009

Moda ve İdol İnsan!

Published by at 00:03 under Mehmet KALKAN

yazdır / print
Modern toplumun insanı veya diğer bir ifade ile çağımızın insanının aklın sınırlarını aşan bir gücü kabul etmeyen zihniyetinin temellerini kuran Batı’nın aydınlanmacı pozitivist zihniyeti, günümüzde dinden uzak bir hayat anlayışı kurmanın çabasının boşa çıkışının hazin acısı ile kıvranmaktadır. Ve kendini avutmak için kendine yeni, üstün olduğuna inandığı varlık alanı ihdas etmektedir. 20. yüzyılın ortalarına kadar yani ikinci dünya savaşının sonuna kadar modern insan kendisini modernizmin sürüklediği uçurumu görmeden adeta bulutların üzerinde uçtuğunu zannediyordu. Bu hayat anlayışı sarhoş insan tipolojisini birebir yansıtmaktadır. Çünkü modern insan ne yaptığını nereye gittiğini neden bu dünyada var olduğunu sorgulamadan buna gerek duymadan yaşamaya başlamıştı.

Kurumsallaşmış kiliseden kaçış dinden kaçış halini alıp toplumda bu yönde bir temayüle sebep olunca insanlar din olmadan da yaşayabilecekleri zehabına kapıldılar. Hıristiyanlığın ortaçağ düşüncesi etkisini o denli yitirmişti ki artık kiliseler boşalmış insanlar dine hiçbir şekilde itibar etmemektedirler. Bütün bu ayrılışlar kopuşlar modern insanın Ahmet Davudoğlu’nun deyimi ile ben idrakini yok etmiştir. 

Şimdi bu ahvaldeki Avrupa medeniyeti! bu kendi kalıplarını kapitalizm ve sosyalizm adına diğer toplumlara emperyalist bir anlayışla dayatmaktadır. Batının bu bilimsel kesinlikte temellenen hayat anlayışı tanrılaşan insan halinde tezahür etmiş fakat bu tezahürünün çok büyük bir uçurum olduğunu nihayet geçtiğimiz yüzyılın ortalarında ikinci dünya savaşında milyonlarca insanın katledilmesinin ardından fark ettiler. Fakat bu farkındalık belkide bir sonun başlangıcı oldu.

Diğer yandan dini hayatın bireyselleşmesi ile dini temellerinden kopan batılı insan kendine mabudlar aramaya başladı. İşte moda modern insanın bu mabutlarından bir tanesidir. İlginçtir İngiliz dilinde gençlerin kendilerine sanat asıl ifadesi ile modern popüler kültürün yücelttiği insanlar için Idol kelimesi kullanılır. Bu kelimenin etimolojik manasını incelediğimizde kelimenin asıl manası Türkçe ifade ile “put” demektir. Yani gençliğin idolleri derken aslında gençliğin putları dediğimizin idrakinde olmadığımız ne kadar da aşikâr. Fakat bunun Müslüman toplumlarda mesela Türkiye ve Mısır gibi modernleşmede başı çeken ülkelerde kullanılması diniden kopuşu temsil etmektedir. Ki bu tür ifadelerde dinden çıkmak dahi söz konusudur.

Peki, nasıl oluyor da Moda mabut yani özgün Türkçemiz ile ifade edecek olursak Tanrı oluyor yahut tanrılaştırılıyor. Sadece moda mı hayır tabiî ki daha niceleri kapitalizmin en büyük oyuncağı olan parada bu listeye koyulabilir. Siyasi liderleri de ekleyin, mabutlar olunca haliyle mabetlerde olmalı yani yine açıklayacak olursak tapınaklar. Nedir modern insanın tapınakları diye soracak olursanız: modern insan alışveriş merkezlerinde sinemalarda eğlence mekânlarında (leila reina!), stadyumlarda hayatın anlamını aramaktadır. Kur’an’ın ifadesi ile  “biz insanı sonra Esfele safiline (aşağıların aşağısına) indirdik”. Bu makamı kendine makam edinen modern insan artık insani hasletlerinden uzaklaşarak hayvani hasletler ile donanmıştır tanrılık iddiasındayken hayvanlık derekesine düşmüştür.

Peki, sonuç nedir. Sonuç taklit ile tüketen insan olan modernleşme yolcularının trenini idare eden kapitalist batı her istasyonda yolculara gülümsemektedir ve yolculuk esnasında düşün(e)memesi için güler yüz ile servis yapar yolculara. Evet, modernleşme yolcusu olan bu doğulu insan artık düşünememektedir. Düşünmek düşen ile düş ile başlar. Fakat insan nefsi ile çatışmaya girmeden düşünemez. Bunun en basit örneği aç kalmaktır. İnsan eğer tok ise nefisinin diğer arzularına yönelir. Aç ise eğer düşünemeye başlar. Ki bu bilimsel olarak ta böyledir. İnsan aç iken beyine giden kan miktarı daha fazladır. Tok olduğu vakitlerde uyumak veyahut nefsi hazlara yönelir. Bu nedenle dünyanın her yerinde Doğu (doğu ile doğru arasında hep bir mütekabiliyet olduğunu düşünürüm) bütün kadim dini geleneklerde açık (oruç) çok önemli bir ritüel (ibadet)’dir.

Düşünmek kısmından devam edersek modern insan düşünememektedir. Çünkü çok fazla yemek yemektedir. Bunu en güzel Amerikan toplumunda (McDonanld’s) müşahede ederiz. Amerikan toplumu yemek için harcadıklarının yaklaşık üçte ikisini israf etmektedir yani çöpe dökmektedir. Ve refah (mide refahı) içerisindedir. Bu nedenle amerikan toplumu düşünmeyi beceremeyen bir toplumdur. Nefs’in zorlanmasından bahsetmiştim aynı konu azınlıklar ve göçmen insanlar içinde böyledir. Çünkü bu ister bireysel anlamda olsun ister toplumsal anlamda her zaman bir etki-tepki (cause-effect) söz konusudur.

Düşünmek için ikinci bir şart daha vardır. Durmak ve durmayan insan düşünemez. Modern insanı bir an zihninizde canlandırırsanız söylemek istediğimi daha iyi anlayacağınızı ümit ediyorum. Öncelikle mesela modern insan sessiz kalmaktan hiç hoşlanmaz karanlıktan nefret eder. Devamlı bir yerlere yetişmesi bir şeyler ile uğraşması gerekir. Yani tamamen dünya için yaşayan bir insandır. Düşünmek ise ilahi emre tabi bir eylemdir. Kur’an’da pek çok ayet “insanoğlu çok cahildir, düşünmüyorlar mı, akletmiyorlar mı, fehmetmiyorlar mı nazar etmiyorlar mı” şeklinde bitmektedir. Yani düşünmek ruhi özelliklerimiz üzerine bina olmuş bir duruştur. Akıl ve kalbin istişaresidir. Modern insanın düşünmediğini söylerken onun düşünmek istemediğini söylemek istemiyoruz fakat onun aldanmışlığını ifade etmek istiyorum. İşte batı modern insanı tüketim oyununun oyuncakları haline getirmiştir. Bu bize putperest paganist toplumların dini tabularını Tanrılık atfettikleri canlıları, tabiatı hatırlatmalıdır. Çünkü çağımız insanı yukarıda belirttiğim Batılı anlayışa o kadar bağlanmıştır ki örneğin Paris’te bu yılın moda rengi kırmızı diyorlar bütün dünya kırmızı yahut bu yıl şapka modası var diyorlar bütün dünya şapka giyiyor ve böyle davranmayan insanlarda toplumda marjinalleşiyor. Hz Meryem’in ve Hz. İsa’nın Yahudi toplumunda kötü insan olarak görülmesine benzetmekte mümkündür. İşte burada Moda toplumu yönlendiren bir put olmaktadır. Yani artık referans noktamız hayatımızın yönünü çizdiğimiz Allah’ın iradesi onun Sünnetullaha riayet değil Efendimizin Sünneti değil Paris’teki modacılar olmuştur. Bu Allah muhafaza şirke dahi varabilmektedir.

Protestanlık ve sinema ile devam edeceğiz vesselam

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.