Kas 25 2009

Sorunu Çözmezsen Sorun Seni Çözer

Published by at 00:02 under Uğur ÖZALTIN

yazdır / print
Sorunun teşhisi ve çözümü çok önemlidir. Ustalık ister sorunların çözümü. Ustalar iş başına getirilmezse meydan çıraklara kalır. Sorunları çözen bu ustalara Alim denmektedir. Bu bilge Zatlar yaşadıkları devirlerin yıldızlarıdır. Alim şahsiyetler sorunlarını asla kavga ederek çözmezler. Eğer bir kişi Alim sandığınız bir kişi sorunlarını kavga ederek çözüyorsa kesinlikle inanın ki o kişi Alim değildir, usta değildir.

 Kavga sorun çözmez. Yeni sorunlar oluşturur. Ama şu da yanlış anlaşılmasın lütfen. Kavga etmeden sorun çözmek demek sorunları ertelemek demek değildir. Karşı tarafın haksız taleplerine tavizler vermek veya kaptırmak demek değildir. Çocuğunuz kısa boyluysa onu tekme tokat barfiks çektireceğinize onu bir basket maçına götürerek basket oynamaya özendirerek boyunun uzamasını sağlayabilirsiniz. Veya fazla kiloları olan kızınıza hakaretler yağdırarak, başkalarının yanında kalbini rencide ederek onu zayıflatamazsınız. Yemeklerden evvel ona iki elma yemeyi özendirebilirseniz onun iştahını meyva ile keser kilo almasını basitçe önleyebilirsiniz.

 Aile yaşamında, sosyal, ekonomik, dini, sağlık siyasi  konularında olsun aslında her alanda oluşan büyük sorunların basit akılcı yöntemlerle çözülebildiğini bir anlasak. Çözülemeyecek sorun yoktur, çözemeyen çıraklar vardır. Eğer ustaysanız sorunları çözersiniz.

 Çok hoşuma giden bir tane sorun çözme hikayesini sizlere anlatacağım.Zamanın birinde Alim bir şahsiyet kafasını dinlemek için bir kır evine gider yazı orada geçirmek ister. Daha ilk sabah çan sesleriyle zil sesleriyle uyanır. Evin önünden köyün koyun keçi sürüsü geçmekte ve yaylaya doğru gitmektedir. Ertesi sabah yine aynı seslerle uyanır. Sorunu çözmek gerektiğini düşünür ve üçüncü gün sabahı erkenden uyanır çobanı bekler. Çoban sürüsüyle görünür ve Alim Zat çobana selam verir. Çobana, şehirden geldiğini ve köy yaşamını çok sevdiğini anlatır. Koyun keçi sürüsünün oradan her sabah geçirmesini çobana rica eder. Her sabah taşın altına bu yoldan sürüsünü geçirmesinin karşılığında 10 lira koyacağını söyler. Ertesi sabah çoban sürüyü geçirirken taşın altına bakar ve 10 lirasını alır çok hoşuna gider. Ertesi gün sabah sürüsünü yine oradan geçirir ve yine taşın altındaki 10 lirasını alır çoban daha da keyiflenir. Üçüncü gün de aynı durum yaşanır. Dördüncü gün çoban taşın altına bir bakar ki para yok. Parası oraya konmamış. Hiddetlenir çoban. BİR DAHA SÜRÜMÜ GEÇİRİRMİYİM BURDAN SÜRÜ SESİNE HASRET BIRAKACAĞIM SENİ der.

 Alim şahıs çobanla kavga etmeye kalksaydı ne olur du ? Sorun çözülür müydü ? Eğer sorunu çözemiyorsanız sorun büyür büyür çığ gibi olur ve yol kapatır, ev yıkar, köprü yıkar. Sorunu çözemezseniz sorun sizi çözer.

24 Kasım 2009 Salı

UĞUR ÖZALTIN

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.