Nis 23 2009

Anayasa Mahkemesi ve Kısa Tarihçesi Üzerine (II)

Published by at 00:00 under Av. Turgut İNAL

yazdır / print

Biz bu Başkanların, hemen hemen hepsini tanıyıp,  görüşmüş ve konuşmuşuzdur. Ancak, Ahmet Hamdi BOYACIOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Ahmet Necdet SEZER, Mustafa BUMİN, Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ’ la biz ismen, cismen konuşmuş birlikte çalışmalarımız olmuş, çok defa yıllar içinde yayılmış, birçok hukuk kongrelerinde, toplantılarında, dinleyici, konuşmacı ve tebliğ sunucusu olmuşuzdur. Yekta Güngör ÖZDEN’ in Başkanlığında Anayasa Mahkemesinin yaptığı bir hafta süren etkinliklerde, Hatay’ da bizde bu mahkeme heyetiyle birlikte bulunmuş ve konuşmacı olmuştuk. Bize de ödül sunulmuştu.

Bir zamanları Demokratik Barış Hareketinin aleyhine açıldığı kapatma davasında, bu partinin Genel Başkanı olarak, partiyi mahkeme huzurunda savunmuş, bin sayfayı aşan ve 4 –  5 saati geçen savunmamızla 1 oy lehte farkla partimizin kapatılma davası red edilmişti. O yıllardan beri partiler, sık sık Anayasa mahkemesince kapatılırken, bizim son derece hummalı çalışmalarımız, Ülke hukukçularıyla birlikte, yabancı hukukçu, bilim adamları ve siyasetçilerinin görüşlerini mahkeme huzuruna getirmemiz, onlara dair çok sayıda dosya, doküman, kitap ve makaleleri Yüksek mahkemeye sunmamız ve bilimsel görüşleri açıklamamız nedeniyle,  parti kapatılmaktan kurtulmuştu. Burada yeri gelmişken açıklamak isteriz. Demokratik Barış Hareketi aleyhine açılan kapatılma davası, “parti programında bulunan Diyanet İşleri Başkanlığının, devlet çarkı içerisinden çıkarılmasını istiyorduk. Yüz bini aşan Diyanet personelinin devlet bütçesinden almış olduğu paranın iki katrilyonu çoktan aştığını, bunun devlet bütçesine çok büyük yükler getirdiğini, Eski Türklerde itibaren Osmanlı döneminde 600 yıl süren süre içinde, diyanetin ve onun hocası, imamı, hatibi ve tüm personelinin fahri çalıştığını veya cemaatler,  vakıflar marifetiyle ihtiyaçların giderildiğini ve diyanete lazım gelen bir cümle cami, mescit ve ibadethanelerin bu kanallarla yapıldığını ve devlet bütçesine yük olmadığını açıklamış ve bununda dinler arasında eşitliği ve adaletin hakkaniyetin getirdiğini açıklamıştık. Neden Cumhuriyet döneminde de bu yol takip edilmesin,  neden diyanete dair hükümler Anayasanın içine konularak,  bir nevi tartışma dışına çıkarılsın bunu doğru bulmuyor ve onaylamıyoruz ve keza , “Devlet Çarkı İçinde Diyanetin Bulunmasını Laiklikle Bağdaştıramıyoruz” demiştik.

Şimdi bu fikirlerimizin ve parti programında bulunan hükümlerin daha çok gündeme geldiğini ve su yüzüne çıktığını görmekteyiz.

Sırası gelmişken küçük ve kısa bilgilerle bu parti hakkında açıklamalar yapmak istiyoruz. Biz Demokratik Barış Hareketinin Genel Başkanlığını yaptığımız ve onu Genel Başkan olarak temsil ettiğimiz yıllarda, Anadolu’ da çok sayıda toplantılar, kongreler,  mitingler ve basın toplantıları yapmıştık.  Stadyumları ve meydanları, hele hele Ankara’ da ki 19 Mayıs Stadyumunda toplanan binlerce insan türbinleri değil, sahayı tıklım tıklım doldurmuştu.

Ünlü spiker Tuna HUŞ ve Hüsniye ÇINAR ile birlikte, onbinlerce insana parti tanıtılıyor, programı okunuyor, bildiriler, tebliğler açıklanırken gökte uçan uçaklar ve helikopterler onbinlerin üzerine karanfiller yağdırmıştı. .Bu mitinglerden birini Balıkesir’ de yapmıştık.  Bu parti de kurucusu,  örgütçüsü ve ilk Genel Başkanı Ali Haydar VEZİROĞLU  ile  çok  sayıda  alevi babaları ve dedeleri  ve Aleviler bulunuyordu.  Ünlü sanatçı Arif SAĞ ve oğlu Tolga ve bugünkü AKP Millet vekili Reha ÇAMUROĞLU’ na değin, Serpil AKILLIOĞLU ( TV. Yapımcısı) Hüsniye ÇINAR( Sunucu) Ayten ALAGÖZ( Sanatçı) Ekrem ALTUN, Hıdır YILDIZ, Selahattin GÜLER, Doğan GÖK, Ali SARIGÜL, İbrahim KURTULMAZ, Veli AYTAÇ gibi, eski parlamenterler, yazarlar, sanatçılar, hukukçular ve gazetecilerin hâkim olduğu bir kadroyla çalışmalarını sürdürüyordu. Başlangıçta Alevilerin çoğunlukta  olduğu bu parti için, Alevi partisi deniliyordu. Parti aleyhine kapatma davası açılınca ben ve yukarıda bir kısmını sayabildiğim arkadaşlarımız Genel Başkan, Genel Başkan Yardımcısı, Merkez Yürütme Kurulu Üyeliklerine seçilerek Demokratik Barış Hareketinde kalmış, kapatma davasını önlemek ve tesirsiz kılmak görevini üstlenmiştik. Ana Parti olarak da,  bizim dışımızda Barış Partisi kurulmuştu.

No responses yet

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.