Yazar arşivleri: EDİTÖR

Genetik mühendisliğinde gelinen nokta -1

Televizyonlarda izlediğimiz bir konu çevreci örgütlerin ne kadar iyi çalıştığı ve bu örgütlerin desteklenmesi gerektiği fikrini uyandırıyor değil mi? Hani şu genetiği değişmiş ürünlerin saatlerce anlatıldığı programlardan söz ediyorum. Domates’e buzullarda yaşayan bir balığın geni eklenerek Sibirya soğuğunda artık domates yetişebilecek. İşin mantığı ise şu: birim alandan daha çok ürün alınarak dünya artan nüfusunun gıda ihtiyacını daha optimum düzeyde karşılamak. Bu çerçeveden baktığınızda Okumaya devam et

İnovasyon Nedir?: Benim Katma Değerim Seninkini Döver!

İnovasyon, ya da “innovation” Türkçede tek kelimeyle ifade edilemeyecek kadar geniş anlamı olan bir kelimedir. Yenilikçilik, yenileme, yeni yöntemler bulma vb. anlamlar içermektedir. Yeni ve farklı bir buluş, yeni bir tarz yeni bir buluş, yeni bir sektör yeni bir kimlik, yeni bir alan oluşturarak “katma değer oluşturmaktır.

O halde katma değerin ne olduğunu bir cümleyle dile getirmiş olayım. Katma değer, müşteriye veya hizmetten yararlanana oluşturulan faydadır. Ya da müşteri memnuniyetidir. Ekonomik getirisi olan, yeni bir fayda sağlayan yeniliktir.

İnovasyonda, pazarı olan bir ürünün değil de bir mal veya hizmetin yeni bir Pazar aralığı oluşturularak insanlara sunulmasıdır. Sony’nin müzik setlerini küçültüp bunu walkman olarak tasarlayıp pazara sunması bir inovasyondur. Ya da halihazırda koli ile veya tane ile sunulan kabuklu yumurtanın kabuksuz olarak UHT yöntemiyle sterilize edilip likit yumurta olarak gıda sektöründe pazara sunulması inovasyondur.

Bu gün Pazar ve sektör ayrımlaşmış, uzmanlaşmış, kalite bilinci gelişmiştir. 1900 lü yıllardan 2000 li yıllara kadar pazarlar önemli ölçüde bakir olduğundan ve oturmamış olduğundan dolayı üretici PATRON idi. Yani pazara sunulan ürünler nasıl ve ne şekilde sunulursa sunulsun müşteri tarafından alınmaktaydı. 2000 li yıllardan sonra Pazar çok daha karmaşık ve çok daha uzmanlaşmış ve rekabetin gelişmesi, üretim maliyetlerinin hızla düşmesiyle ürünler hem daha ucuz hem daha çeşitli hale gelmiş ve eskiden üreticinin PATRON KİMLİĞİ bu gün için tüketiciye geçmiştir. YANİ ARTIK ÜRETİCİ DEĞİL TÜKETİCİ PATRONDUR.

Bu piyasa koşulları da zorunlu olarak inovasyonu kaçınılmaz hale getirmiştir. Hangi sektörde olursa olsun, pazardan aslan payını alabilmek ancak ve ancak inovasyonlarla mümkündür. Bu da firmaların ARGE birimlerini stratejik konuma geçirmiştir. Kamuda kızak kadro ve sürgün yeri olan ARGE birimleri özel sektörün en stratejik hassas ve gizli departmanları olmuştur.

Bu gün Türkiye dışındaki gelişmiş ülkeler inovasyon oluşturan beyinleri hızla ve fark ettirmeden devşirme sürecine sokup büyük ekonomik bedel veya tekliflerle kendi firmalarına veya kendi ülkelerine transfer etmektedir. Türkiye’nin her bir bölgesi potansiyel olarak İNOVASYON OLUŞTURACAK BEYİNLERLE DOLUDUR.

Siyasal iktidar bunu yer yer görmemekte, yer yer göremEmekte, yer yer de bu beyinlere TAKOZ KOYARAK YOK ETMEKTEDİR. Bu son cümlem de devletin ekonomik sahadaki dramatik tablosudur.

Bütün bu gelişmeler ışığında ülkemizdeki potansiyel İNOVASYON BEYİNLERİ keşfedilmeyi beklemektedir. Devletin acilen bu tür beyinleri özenle veya titizlikle ortaya çıkarıp ayrı bir birim teşekkül ettirerek değerlendirmesi gerekmektedir. Ancak bu tercihi yapan kişiye daha büyük gizli güçler engel olmaktadır. Sütü bozuk imza sahipleri gerek imzalarını satarak gerekse safça kandırılarak BU PARLAK ZEKALI VATAN EVLATLARINI susturmakta hatta konuşmasına fırsat bile verdirmemektedir.

Er geç bu beyinler yarın ortaya çıkacak ve CANIMI FEDA EDECEĞİM ÜLKEME DÖRT BİR YANDAN HİZMET ETMEYE BAŞLAYACAKLARDIR. Bu beyinlerin ortaya çıktığı anda, Türkiye gelişmiş ülkelere karşı ekonomik olarak ve siyasal olarak dinamik genç beyinleriyle seslenecektir. Sözü de şu olacaktır.

BENİM İNOVASYONUM SENİNKİNİ DÖVER! BENİM KATMA DEĞERİM SENİNKİNE BİN BASAR!

İnovasyon konusuna ileride daha ayrıntılı olarak gireriz. Şimdilik Mevlana’nın şu sözüyle yazımı bitirmek istiyorum. “Dün dünde kaldı cancığazım. Bu gün yeni şeyler söylemek lazım” Kalın sağlıcakla…

Aydınlık yarınlar temennisiyle.

Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com , http://www.gunesgazetesi.net http://www.kamudanhaber.com http://www.bilgievreni.com , http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr www.radyobrt.net ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Siyaset Kurumu-4

Bir gün ülkenin layık olmadığı şekilde kötü yönetildiğini bu kötü gidişatı değiştirmek için de örgütlü mücadele edilmesi gerektiğine karar verdiğinizi düşünün. Ne yaparsınız?
Yapmanız gereken, sizin gibi düşünen insanlarla dayanışma içinde olacağınız ve bu insanlarla ortak çalışma yapabileceğiniz bir siyasi partiye gidip, kayıt yaptırıp çalışmaktır. Peki, Türkiye’de bir siyasi partiye kaydolmak ve birlikte çalışmak kolay mıdır? Okumaya devam et

Siyaset Kurumu III

Siyasi partilerin kurumsallaşamaması ve sevgisizlik nedeniyle korku imparatorluğuna dönüşmesi sürecinde gözden kaçmaması gereken diğer konular ise şunlardır;
Parti içinde iktidarı demokratik veya antidemokratik yollarla ele geçiren kişiler, bir süre sonra partiyi sanki kendilerine verasetten intikal etmiş bir memalik gibi görüyor ve o şekilde davranmaya başlıyorlar. Okumaya devam et

Sigara Yasağına Karşı Sosyopsikolojik Bir Yaklaşım

Artık başımızın dumanını sigaranın dumanıyla dağıtamayacak mıyız?Dün bir kafe-pastaneye gittim. Taze, saydam fincanda bir çay istedim. Çay ne kadar taze dense de gelen çay çoğunlukla taze olmaz ya bu sefer sahiden de taze bir çay geldi. Tam sigaramı yakacakken kafenin sahibi, yoooo, birader, toplu kapalı mekanlarda sigara yasağı var, burada sigara kullanamazsınız dedi. Evet sahiden Mayıs Ayının 19 u olmuştu. Yasak bu gün başlamıştı. Okumaya devam et