Vatan hainliği nereden başlar?
Vatan hainliği görmemekten başlar!
Vatan hainliği susmaktan başlar!
Vatan hainliği sindirmekten başlar!
Vatan hainliği dünyayı ve olayları bilinçli olarak zeminden görmekten başlar.Peki tembel, üşengeç, sünepe, vurdumduymaz, bir lokma bir hırka yaşayanlar vatan haini olabilir mi. Tabi ki olamaz. Okumaya devam et
Etiket arşivi: toplum
Mesleklerde Kompleksibilite Sendromu
Mesleklerde kompleksibilite sendromunu birçok açıdan açıklayabiliriz. Açıklamasına açıklarız da, kompleksibilite ne demek olabilir acaba. Bu kelimeyi de ben türetmiş olayım. Ekonomide “likidite” kelimesinin yıllar önce türetildiği gibi. Güzel türkçemize Latince kırması bir kelime daha kazandırmış olsak her halde bu ülkede “personna nan grada” ilan edilmem. Bilirsiniz uluslar arası ilişkilerde bir kişi hakkında “personna nangrada” ilan edilmek kötü bir durumdur. Bir kişinin (ataşe, konsolos veya büyükelçi vb.) bulunduğu ülkede “istenmeyen adam” ilan edilmesinde kullanılan bir tabirdir.Kompleksibilite bir mesleğin Okumaya devam et
Bilgi Ötesi Toplumuna Doğru Doludizgin
Dr. Ahmet FİDAN
SATIR BAŞI
Cybersapience (Siber Toplum) konulu yazılarımdan da hatırlarsınız. Bilgi toplumunun bir sonrasını bölük pörçük ortaya koymuştum. Ekonomik ve sosyolojik olarak toplumlar ele alındığında tarım toplumu, sanayi toplumu ve bilgi toplumu olarak ayrımlanmaktadır. 2000 li yıllara kadar özellikle de 1960 lı yıllardan itibaren dijitalin insan ve/veya toplum hayatına girmesiyle “bilgi toplumu” yoğun olarak tartışılmaya başlanmış ve 1995 li yıllardan itibaren de bütün dünyada literatürün en popüler konusu haline gelmiştir.
Kronolojik olarak toplum dönemlerine baktığımızda, her yeni ayrımlanan toplum dönemi bir önceki toplum döneminin en az on katı daha kısa bir zaman aralığını kapsamaktadır. Bu durum en başta bilginin, teknik ve teknolojik gelişmelerin, insan nüfusunun çok hızla artmasından kaynaklanmaktadır. Tarihsel dönemlerdeki bu frekans daralmasını herhangi bir olaylı zaman cetveline baktığınızda görebilirsiniz.
Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş. kabaca 300 yıllık bir zaman aralığını kapsasa da, kuvvetle muhtemel bilgi ötesi toplumu da bilgi toplumunun 30 yıllık bir zaman aralığından sonra özelliğini gösterecektir. Bilgi toplumu zaten doğası gereği bilgiötesi toplumunu hazırlamakta. adete bilgi toplumu doludizgin bilgi ötesi toplumuna doğru koşmaktadır.
Bilgi toplumundaki cam veya plazma ekran, interaktivite, dijitalleşen bilgi ve sistematik bilgilerin sanal hacimsel olarak akılalmaz artışı bu bilgilerin nanoteknolojik gelişmelerle ve mekatronikle organiğin hızlı bileşimi neticesinde bilgiötesi toplumu kendini ortaya çıkarmaktadır. Şu anki bilgi ve gelişmişlik düzeyiyle ifade edecek olursak, bilgi toplumunun zirvelerine doğru yaklaşıldığını görmekteyiz. Her zirve aslında bitişin başlangıcıdır. Bilgi toplumunun bitişi de bilgi ötesi toplumunun başlangıcını oluşturacağından, yeni bir dönemin ayak izlerine doğru yürümekteyiz.
Bilgi toplumunda görülen mekansal daralma, insanlardaki inanılmaz rutin hayat, bilgi ötesi toplumunda daha da ilerleyecek, hatta insanlar ışınlanma teknolojisinin gelişimiyle madde ile enerji arasında seyahat edip duracaklardır. Bundan ötesini bu günkü verilerle ve bu günkü sosyopsikolojik şartlarla yazmak ben ve benim gibi futurist tarzda kafa yoranlar için mantıklı olmayacaktır. Çünkü bu düşün sistemimizle ucube veya hayalperest veya çatlak, veya extra egzotik tipoloji olarak adlandırılmaktayız.
Ben bunları yazdım. Bu günkü tarih, 12 Mayıs 2008 dünya miladi yılı. Bu şekilde, 20 yıl sonraki veri tabanlarında bu satırları ilk yazanlar arasında kaydı geçmek beni mutlu eder şahsen. Siz nasıl düşünür veya değerlendirirseniz değerlendirin. Ben bu yazıyı yazmakla çok fazlaca mutlu oldum.
Esenlik dileklerimle.
Yazı Sözlüğü:
Futurist: Gelecek bilimci
Ekstra Egzotik: Aşırı sıradışı, alışılmamış
Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.kamudanhaber.com http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.
Anneler Günü Gelmiş Eyvahhh!
Dr. Ahmet FİDAN
SATIR BAŞI
Sonu, … günü diye biten ve bu günlerin insanlara veya bireylere özgü olanlarına yaklaşımım her zaman klasiktir. TÜKETİM TOPLULUMUN ARA GAZLARI. Babamın tabiriyle para tuzakçıları ve tuzakları… Alışveriş tapınakları, hediyelik eşyacılar, mücevherciler telefon şirketleri birbirinden anneler günü vb. günlerde harcama bütçesinden pasta payı kapmaya çalışmaktadır. Bunların medyada birbirinden ilginç reklamlarını gördükçe parayla ne alınacaksa onu almamak üzere kararım daha da kesinleşmektedir.
Bu gün haftasonu, ve üstelik Pazar günü vee, üstelik anneler günü. İlk paragrafı yazmam analar dahası YÜREKLER gününü yazmama engel değil elbet.
***
Cenneti, yufka yüreği,
titremeyi, can vermeyi,
fedakarlığı, özlemi, paylaşmayı hasılı hiçbir canlıda asla bu denli bulunamayan özellikleri bulduk annede, ana yüreğinde.
***
Anneler günü gelmiş eyvaaahhh!. yine ben suçluyum, yine ben sorgulardayım.
Anneler günü gelmiş eyvaaahhh!, yine ben hesaptayım, bir başka ağlamadayım.
Anneler günü gelmiş eyvaaahhh! Yine ben buruk yine ben rüyalardayım.
***
Sızım sızım sızlarım,
Gözyaşlarında dirilir, iç çekişlerinde eririm anam!
Günahımdasın, sevabımdasın, her şeyimsin her zaman,
Bendesin sendenim, asla ve asla atamayacağın yerlerdeyim anam.
***
Sevgili anacığım, bilirim ben senin asla ve asla büyümeyen, büyüyemeyen yaramaz çocuğun; katlandığın günlerindeyim, elinin ayağının nasırlarındayım, alnının çileyen terlerindeyim, öfkendeyim, hasretindeyim, hevesindeyim mutluluğundayım, umudundayım. Sendeyim hep anacığım, nankörlüğümle, yüzsüzlüğümle vefasızlığımla hep takiplerindeyim anam.
***
AFLARINDAYIM ANACIĞIM, BAĞIŞLAMALIRIN İÇİNE YERLEŞTİM.
SEVGİNİN TAAA İÇİNDEYİM, BİTMEK BİLMEZ TAHAMMÜLÜNÜN NAMÜTENAHİ BOŞLUKLARINDAYIM.
***
Anacığım, sana güller dermek ne ki, hediyeler vermek ne ki,
Küt küt atar kalbim, bilirim sen de hissediyorsun taaa yüreğinde şimdi hemen şimdi benle birlikte yaşıyorsun bu satırları ben yazarken sen parmaklarımın uçlarındasın, gözlerimin bebeklerindesin.
Ben de ordayım anacığım.
***
Cennet sana helaldir. Cehennem ne ki, gözyaşların söndürür bir çırpıda alevleri.
Aramızdaki onca uzaklık ne ki, nabzımın atışlarında, kalbimin ritmindesin.
***
Canım anacığım, yine bir anneler günü, yine sensizim, yine sen bensizsin. Her sensiz oluşumda her bu günde ben eyvahlardayım!.
Darda kalma emi!, çok ta başarılı olmasam da anacığım, HAKK tayım.
***
Bütün analar anneler, çilekeş insanlar, bu gün sizin demek ne kadar basit ne kadar sığ ne kadar cılız. Ama ben bu gününüzü değil yüreğinizi kutluyorum. Saygılarımı sunuyorum.
Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.kamudanhaber.com http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.
Toplum Mühendisliği Üzerine Bir Değerlendirme
Dr. Ahmet FİDAN
SATIR BAŞI
Eski yazılarımdan birinin konusu “Sosyal Bilimlerde Sona Doğru” idi. Bu konuda yazımın yayınlandığı bütün kağıt baskı ve elektronik yayınların hemen hepsinde ciddi tepkiler aldım. “Tepki” kelimesiyle, genelin tahmin edeceği anlamı kast etmedim. Çünkü “tepki” kelimesi yaygın olarak yanlış kullanılmaktadır. Tepki almak tabiriyle olumlu ve olumsuz tepkiden bahsediyorum. Çünkü bir olay veya olguya karşı yapılan geri dönüş (olumlu olsun olumsuz olsun) tepki kelimesiyle ifade edilir. Burada ikinci cümlemde “… hemen hepsinde ciddi sonuçlar aldım” desem olmazdı. Çünkü sonuç almamıştım. Parça parça farklı açılardan değerlendirmeler almıştım. Bu değerlendirmelere göre belki sonucu ben çıkaracaktım.
“Sosyal bilimlerde sona doğru” yazımda, sosyal bilimlerin giderek sayısal veya fen bilimlere doğru açıldığını dile getirmiştim. Bu konuda Türkiye’de OSYM nin alan tercih katsayı ve yüzdeliklerindeki bir eğilimi de örnek vermiştim. Bu gelişmenin belki bir başka boyutu da “Toplum Mühendisliği” kavramıdır.
Tamam, sosyal bilimlerde şu ya da bu bilim dalının sayısala veya fen bilimlerine açılımını belli ölçülerde hazmedebiliriz bir sosyal bilimci olarak. Ancak bu kadarına da pes veya hayır diye bir avami çıkşla olayı sorgulamak istiyorum.
Çoğumuz hatırlar, önceden Çalışma ekonomisi ve Endüstri İlişkileri vardı, (gerçi hala var) bu bölümlerin etkinliği azaldıkça bu alanı tercih etmeyi düşünen gençlere “Endüstri Mühendisliği” okuyun demeye başladık. Niye peki!. Çünkü sayısala doğru gidiş veya kaymanın önüne geçemeyeceğimizden dolayı gençlerin işe atılmaları konusunda istihdam sorunu yaşamalarını istememekteyiz. Çalışma Ekonomisinden Endüstri Mühendisliğine, Toplum Bilimden Toplum Mühendisliğine, çok yakında çok daha fazla örnekleriyle eski sosyal bilimlerin sayısala kaymakta olduğunu ve bilim dalının sonuna birer mühendislik kelimesi gelmeye başladığını göreceksiniz, görmektesiniz.
Hala ilk cümlemde bahsettiğim yazıma üzülerek yeniden atıf yapmak istiyorum. Yeni nesil, size sesleniyorum. Artık matematiği sevmek zorundasınız. Evet bunu bir matematik özürlüsü birisi olarak ben söylüyorum. Zira ilk tercihlerimden olan Siyasal Bilgiler Fakültesini sıfır matematik puanıyla kazanmıştım. Bu yıllar sınava girmiş olsaydım halim nice olurdu bilmiyorum artık.
Toplum mühendisliğine gelince. Pek tabi ki bu kavrama ani olarak refleks tepkisi vermek istemiyorum. Öyle bir tepki versem kuracağım cümle, “yok daha neler” olurdu. Ancak bazı olay veya olgularda, bizim vereceğimiz tepki hiçbir anlam ifade etmemektedir. Tıpkı çok büyük bir nehirde, akıntının tersi istikametinde kibrit çöpüyle yüzmeye çalışmak gibi. Ya da yeldeğirmenleriyle savaşmak gibi. Ama peşinen şunu söylemeliyim ki, bu kaymayı kendi mantığımda reddetmiş olsaydım yine de yeldeğirmenleriyle savaşır veya akıntının tersi istikametinde kibrit çöpüyle gayret ederdim. Tıpkı, Türkçemizin “Turkche” olmamasında vermekte olduğumuz gayret gibi.
Toplum mühendisliği, seçkinci / elitist, planlamacı, müdahaleci bir kavramdır. Toplum bilim, diğer tabiriyle sosyoloji toplumun fotoğrafını çekip yer yer yargılamalarda değerlendirmelerde bulunan bir bilim dalıdır. Ancak toplum mühendisliği kavramında toplum planlaması daha belirgin veya ön plandadır. Buna karşın belki sunu da söyleyebilirsiniz. İyi işte, toplum planlansın yönlendirilsin, bunun neyi kötü!. Elbette ki böylesi bir çıkışı reddetmiyor hatta önemli ölçüde haklı buluyoruz. Ancak nereye kadar. Yani bireylerin kendi iradeleri ve yaşam biçimleri vardır ve buna doğrudan müdahale etmek ne derece yanlış olursa, toplumun da genel bir yaşam biçimi veya kalıbı vardır, buna müdahale de o derece yanlış olur.
Toplum mühendisliğine olan kayma konusunda başka yazıma atıfta bulunmak istiyorum. Cybersapience (Cyber Sapience / Siber Toplum) içerikli yazılarımda hep çok yakın gelecekte beyninde çip taşıyan insanlar olacağımızdan bahsetmişimdir. İşte yakın gelecekte böylesi homojen ve duygulardan münezzehleştirilmiş (uzaklaştırılmış) insan topluluğunda toplum mühendisliği kaçınılmaz olarak görülmektedir. Ancak bu gün için bu kelime (toplum mühendisliği) fazlasıyla itici ve ezici gelmektedir. Çünkü henüz o kadar da rutinleşip duygusuzlaşıp elektronik hale gelmedik. Gidişatımızın ister kabul edelim ister etmeyelim bu yönde olduğunu söylemem gerekse bile bu gün için en azından bana “toplum mühendisliği” kavramı batıcı gelmektedir.
Büyük veya gizli bir el tarafından veya siyasal otorite tarafından insanların genel yaşayışlarına baskıcı, dayatmacı yönlendirmelerle etkide hatta yönlendirmelerde bulunulmasına karşı çıkarız. Ama pek tabi ki bu karşı çıkmamız, toplumun geleceğinin planlanmamasını, makro planlamayı savunmamamızı öngörmez. Makro planlamanın çok daha dar tutulup yönlendirmelerin daha fazla bireyselleştirilmeye başlaması (mikroya girmesi) bizim refleks alanımızı oluşturur. Yalılardan veya sırça köşklerden avam / halk şöyle olsun böyle olsun, şuraya gitsin, şunu alsın, bunu beğensin, şunu kullansın gibi dayatmalar ve bu dayatmalara bileşke (bütünsel güç) oluşturacak toplum mühendisliğine karşı “o kadar da değil” itirazında bulunuruz. Örneğin, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Türk insanına batılı şablon ve görünüm giydirilmeye çalışılmış fakat başarılı olunamamıştır. Bu konu askercil kumandayla, “Dikkaaat!… Batılı olunacaaaaak… Oool!” komutu burada sökmemektedir.
Bu konulardaki ayrıntılı değerlendirmeyi “Bilgi Ötesi Toplumuna Doğru Doludizgin” konulu yazımda ele almak üzere esen kalın efendim.
Sevgili okurlarım, yarına söz, rahat bir pazar yazısı olacak. “Analar Günü Gelmiş Yine, Eyvahh!”
Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.kamudanhaber.com http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.
