Eki 18 2009

Olmuyorsa Zorlamayacaksın Arkadaş

Published by at 00:04 under Ahmet FİDAN (Yrd.Doç.Dr.)

yazdır / print
İki Elmanın Yarısıymış, Hıh, Olmuyorsa Zorlamayacaksın Arkadaş

Bazen konu komşudan bazen eş dosttan çoğu zaman da yakın akrabalardan zorlarlar sizi. Bir kere yan yana geldiyseniz, yakıştırılmaya başlamışsınızdır. Herkes ezberden manzara koyar, kimi laflarıyla birelma-bilgiagi-netfena dokundurur sizin manzaranızı  yansıtmak için için tuvale, kimi dolaylı aktarımları tercih eder. Adeta hep bir ağızdan sizi yamamaya çalışırlar birbirinize. Tıpkı resimde ki elma gibi. Siz de hııı, sahiden de öyle diye birbirinize bakarak tasdikleşirsiniz. Hoş her ikiniz de bilirsiniz ya, zoraki birlikteliğinizi ve yüreğinizdeki çengelli iğneleri.

Birlikteliğiniz dayatmadır artık, veya isteklerinizin dışındaki her şeyin zorlaması…

Bazen de yenik düşersiniz, acaba bir kez daha denesek olur mu diye, içinizdeki olmazlarla olurların meydan muharebesininin dehşetine mi, bu dehşeti içinizde yaşıyor olmanın bitkinliğine mi desem, ölür ölür dirilir, beyninizin arkaları, boyunlarınızın kökleri ısınrı durur.

 

Hanya – Konya diye bir yer var bilirsiniz.

Kasımpaşa ile Şişhane de yakındır birbirlerine.

Bazıları Çamdan muhabbeti sever, sen ise kavaktan.

Olmuyorsa olmuyordur arkadaş, zorlamayacaksın..

 *  *   *   *  *

Üzüm üzüme baka baka kararırmış derler.

Aynaya baksana kuzum, şaşı olmuşsun naber!

Kervan yolda düzülür hikayesini anlatırlar sana hep.

Düzülürken kervan ne çok üzülür, bilirsin.

Olmuyorsa olmuyordur arkadaş, zorlamayacaksın.

 *  *   *   *  *

Yok öyle aşkın maşkın tanımı, her aşkın ayrı tanımı vardır!

Baktın mı peşinden gidişine sevdiğini sandığının,

Gölgesinin yansıması içinden ondan tez gider.

Sağdan soldan iğdiş edilmiş hayatın vardır bir de, yaşayıp ta hakimi olamadığın,

Kanadı kırık serçe gibi, esen rüzgarlardan hiç  ama hiç tad alamadığın.

Olmuyorsa olmuyordur arkadaş, zorlamayacaksın.

*  *   *   *  *

İki elma getirirler hep karşına, onu ikiye bölerler zevkle.

Hıh işte siz bu iki elmanın yarısısınız derler dayatmacı bakışlarla ve beyhude.

Oysa sizin yüreğiniz kesilmiştir bıçak gibi, her ikinizde cam kırıkları,

Her yeniden bir araya gelme deneyimleri, iğnelenmiş kalbinizi dikmekte.

Kalp yama tutmaz, kırmızı ve sarı elma yarısını  diker gibi.

Olmuyorsa olmuyordur arkadaş, zorlamayacaksın.

Yalama yapmışsa bir ilişki durup durup sayılamayacaksın.

(( yorgun aşık,))  ahmed emin fidani

 

Eh dostlar, bu gün de cam kırıklarını debreştirdik biraz. Hangi anı yaşıyorsanız yaşayın, siz siz olun. Anı yaşayın.

Yok bu fani dünyada, sağlık ve iyilik gibi birşey. Varsa durumunuz bol bol ikram edin. Paylaşın.

Çok sinirli biri varsa yanınızda, önce gözlerinin içine bakın ve ardından kulağına eğilip ve ona, “carpediem” * deyin.

Bol köpüklü gün batımı kahvenizle mutlu pazarlar efendim. Sağlıcakla kalınız.

Yazı Sözlüğü:

carpediem: “Anı yaşa” anlamında bir düşünce sistemi.

Not:

Bu yazı, www.bilgiagi.net, www.bilgievreni.com, www.kamudanhaber.com, www.haberanaliz.net, www.siyasalforum.net, www.gunesgazetesi.net, www.gercekgazete.web.tr, ile, Gerçek Gazete, Balıkesir Demokrat, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

2 responses so far

2 Responses to “Olmuyorsa Zorlamayacaksın Arkadaş”

  1. Ugur Özaltınon 18 Eki 2009 at 09:46

    Geçmişin köklerinden kurtulabilmek kolay mı hocam
    An’ı yaşamak için morfinsiz azı dişi kökler gibi kkölemek herekiyor geçmişi.
    O acıya dayanmak kolay mı?
    Dayanamadığımız için işte geçmişin hataları yakamızı bırakmıyor ve cam kırıkları yeni cam takılmasını önlüyor.
    Kırık ve çatlak camlarla kış geçiriyoruz.

    Doğuda şehid düşmüş asker anasına trilyon verseler acaba el ele tutuşup halay çekebilir mi zılgıtlar eşliğinde o teröristlerle. OLMUYOR OLMUYOR.

  2. DERUNİon 19 Eki 2009 at 12:56

    Suya bir damla düştü yapraktan,

    Buruştu alnı hemen.

    Genişleyip büyüyen dalgalar epey sürdü.

    Suyu bir damla, çok düşündürdü!

    Orhan Seyfi Orhon

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.