Eki 18 2009

Yeni Açılım Projesi ve Dış Politika

Published by at 00:05 under Mehmet ALPEREN

yazdır / print
Başbakan Tayyip Erdoğan’ı fersah fersah geriden  takip  eden  muhalefet ve bizdeki sözde aydınlar, onun açılım projesini başlatmasının  yıllar  öncesine  dayalı olduğunu farkında bile  değiller sanırım.

Tıpkı Ergenekon operasyonlarının aslında basına aksetmesinden iki yıl önce planlandığını anlamadıkları gibi.

Başbakan, partisinin iktidara geldiği 2002’li yılların da düğmeye basmıştı. Ama bu fikir onun zihin aleminde çok daha öncesine dayanır.   

Başbakanın stratejini bir türlü anlamayan rakipleri ve çeteler, gerek O nun dış  politika da  takip ettiği  yolu  gerekse bunun iç politika da ki muhtemel yansımalarını önceden  gördüğünü ve  hesapladığını  bilmeleri gerekti.

Belki şimdi biliyorlardır.

Ama bendeniz 2002 yılında yazdığım bir makalemde “Başbakanın çok farklı  geldiğini ve kısa zamanda ülkenin  çehresinin  değişeceğini söylemiş bir acizim.

Ve sürekli olarak Abdulhamid han ile Tayyip Erdoğan’ı benzetirim.

Ve benzeyen birçok tarafının olduğunu da rahatlıkla ifade edebilirim.

Buradan hareketle gerek orta doğu, gerekse Ortadoğu da çıbanbaşı olan İsrail ile ilgili politikasının ve stratejisi önceden planlanmasına rağmen, bunu İsrail in yıllardır yaptığı saldırgan tutumuna göre ayarlamıştı.

Yani Hükümet in tavrı doğrudan kendi ideolojinin bir yansıması değil, orta doğuda ki dengeleri Türkiye lehine çevirme stratejisidir.

Nitekim daha düne kadar Suriye il e savaş eşiğine gelen bizler bu gün bakanlar kurulunu ortak topladık nerde ise.

Nitekim Amerika’yı arkasında alması da bundaki başarısının en önemli bir ipucudur

Bunu ne MHP anlar ne de CHP.

Aşiret kafası ile Türkiye’nin idare edilmeyeceğini, artık millet de anlıyor. Ama ne MHP’nin ne  de ortağı CHP’nin Hükümet başkanlarının Osmanlı gibi düşünmesi gerektiğini halen daha anlayacaklarını da sanmıyorum.  

Ben demiştim Yahudi işine gelmediği zaman hemen çirkin suratını gösterir

Hükümetin Gazze saldırısından sonra takındığı tavır aslında olması gereken haysiyetli bir duruştur.

Gazze de çoluk çocuk demeden bomba yağdıran Yahudi, Babasının kucağında kızını, kızının yanında babasını vuran Yahudi TRT 1 de yayınlan diziden neden rahatsız olur?

Bunu artık herkes biliyor.

Ama şunu da bilmek gerek.

Hükümetin açılım politikasını incelerken orta doğunun ve Kafkasların tamamında yürüttüğü politik manevraları hesaplayarak anlamak gerek.

Bunun doğrudan bir Yahudi aleyhtarlığı olarak algılamamak gerek.

Ve bunun,  bu günün meselesi olmadığını da anlamak gerek. 

Daha başka ifade ile Tayyip beyi anlamak için önce Abdulhamid hanı anlamak gerek diye düşünüyorum.

Yorumlar

Dünkü Yazıyı yorumlayan arkadaşlarımız özellikle AKP’nin iktidara getirildiği hususunda ısrarlı görüş serdediyorlar. Aslında bu konu ayrı bir inceleme mevzu. Ancak şunu söyleyebilirim.  Adnan menderesin, Rahmetli Turgut Özal’ın ve Tayyip beyin seçimlerden başarı ile çıkmaları üçünün de aynı samimiyetinden kaynaklandığını, önceki iktidarların beceriksizliği ve halkın bunları çok iyi değerlendirmesinden kaynaklanmasındandır.

6 responses so far

6 Responses to “Yeni Açılım Projesi ve Dış Politika”

  1. Halil DAĞon 18 Eki 2009 at 01:19

    açık bir tapınma ritüeli olmuş bu yazınız.
    başbakana muhalefet etmenin çete sayılmaya yettiğini de sayenizde öğrenmiş olduk.

  2. mehmet alperenon 18 Eki 2009 at 01:37

    halil dağ kardeşim ikinci defadır “tapınma” ifadesini kullanıyorsunuz. Bu doğru bir tavır değil. Ben Allahtan başka kimseye kulluk etmedim . Bir liderin yaptıkalrını beğenmek ve bunu anlatmak tapınmak olmamalı. Kaldı ki benim AKP de dahil kimseden bir beklentim yok menfaatimde olmadı. ÖZellikle MHP den beklediğimi görememenin de üzüntüsü içinde olduğumu belirteyim tarih he şeyi kaytıt eder. Gün gelir AKP nin bu ülke için attığı bu adımalr anlaşılır. Bunu bu gün anlamak için üst siyaseti bilmek gerek

  3. Ugur Özaltınon 18 Eki 2009 at 10:18

    AKP yi beğeniyor olabilirsiniz.Buna hiç kimse bir şey demiyor ki.
    Fakat at gözlükleriyle olayları değerlendirmek çok çok farklı bir şeydir.

    Tayyip beyin geçen seçimlerde yaptığı söylem hatasını maalesef sizde yapıyorsunuz. Tayyip bey de geçen seçimlerde BUNLAR 1 METRE RAY DÖŞEMEDİLER.ATATÜRK KABİRDEN ÇIKSA BUNLARA HADDİNİ BİLDİRİRDİ demişti bir tren yolu açılışında. Ben düşündüm 1950 yılından beri CHP ne zaman iktidar olmuş da 1 metre ray döşememişti. Ayrıca Tayyip bey seçim meydanlarında çok defalar alay da etmişti BU HALK BİLİYOR DA BUNLARI İKTİDAR YAPMIYOR diye.

    Peki kardeşim sormazlar mı adama 59 yıldır sağ iktidarların hükümet olduğu bir ülkede 1 metre ray yapmadı bunlar deyip milletle kafa bulmak doğru mudur ?

    Ayrıca DP-AP-ANAP-AKP kaç yıl tek başlarına iktidar olmuşlardır bir hesaplayın lütfen.

    Turgut Özal tv de kendi anlatmıştı. ABD de Rüştü Saraçoğlu ile görüştüğünü ve 6 ay sonra iktidar olacağını ve ülkeye dönüp hükümette görev almasını istediğini diye.

    Seçimlerden evvel Turgut bey nasıl yapabiliyor bu konuşmayı peki ?

    Tayyip bey de aynı şekilde daha belediye başkanıyken sanırım ABD başkanıyla görüşmelere başlamıştı kabul görüyordu.

    B.O.P projesi adım adım işliyor bu ortada.
    Konjoktüre hangi adam ve hükümet uygunsa o iktidara getiriliyor.
    Bu hep böyle olmuştur.
    AKP kendisinden istenilenleri yaptıktan sonra yerini başkasına devredecektir.
    Hatta alternatifi şu anda hazırlanıyordur sanırım.

    Biliyorsunuz istenildiğinde DSP dahi iktidara getirilmiştir. MHP bile iktidar edilmiş ve o sayede bitirilmiştir. Bazen iktidara getirilme bitirilme sebebide olabiliyor

  4. SEAMİ SAYGINon 18 Eki 2009 at 10:46

    “Nitekim daha düne kadar Suriye ile savaş eşiğine gelen bizler bu gün bakanlar kurulunu ortak topladık nerde ise.”
    Sn Alperen beyin hoşgörüsünü zorlamadan bu cümlesinin kapsamı akkında bir iki hususa eğinmek istiyorum. Eylül 1998’de dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Hatay’da Suriye sınırında yaptığı konuşmada “Öcalan’ın ve PKK’nın Suriye’de barındırılmasından dolayı sabrımız taştı” demiştir. Türkiye kısa sürede Suriye sınırına kuvvet yığmıştır. Bu durumun vehametini fark eden Hafız Esat Öcalan’ı Ekim 1998’de Suriye’den kovmuştur. Mayıs 2000’de ise Türkiye ile Suriye arasında iki ülkenin istihbarat ve güvenlik yetkililerinin katıldığı bir “Adana Mutabakatı” imzalanmıştır. Suriye bu mutabakatı da gereği olarak Suriye’de PKK’lıların faaliyetlerini engellemiştir ve bazılarını sayıları az da olsa Türkiye’ye teslim etmiştir. Bütün bunlar daha AKP kurulmazdan önce olmuştur. Refik Hariri suikastı sebebiyle oğul Esat’ın suçlanması ve hatta yargılanması gündeme gelmiştir. Uzun yıllar Suriye dış işleri bakanlığını yapmış olan bir şahıs bu dönemde Fransaya gitmiş ve Beşşar Esatı suçlamıştır. İşte bu dönemde AKP Hüküeti ABD’nin telkinlerinin rağmına diktatör Esat iktidarı ile yakın ve iyi ilişkileri sürdürmütür. Daha sonra gelişen olaylar ve muhtemelen Esat diktasının devrilmesi halinde Suriye’de Müslüman Kardeşler benzeri İslami Hassasiyeti yüksek olanların iktidar olacağı ihtimali sebebiyle ABD’de Hariri suikastını ve Esat’ın rolünü unutmuştur. Böylece Esat diktasının da ömrü uzamıştır.
    Özetle Türkiye Suriye ilişkilerinin düzelmesini AKP hükümetine ve Sn Erdoğan’ın Abdülhamit benzeri bir dış siyseti tercih etmesine ve hatta ona benzemesine bağlamak gerçeğin karşılığı olmaktan hayli uzaktır.

  5. Halil DAĞon 18 Eki 2009 at 10:48

    Sayın Alperen;
    Tapınma kelimesinden kasıt elbette ki ileri düzeyde sempatiyi ifade eder bu yorumda, yoksa kimsenin secde ettiğinizi söyeldiği yok, bunu anlamak için ortalama bir edebiyat bilgisi yeter.

    Akepe ya da başkaları arasındaki cedelleşmede kim haklı kim haksıza gelince, en haklısının Allah belasını versin.
    Ancak kalkıp da mevcut iktidarın önde gelenlerine bir “uluhiyyet” atfetmeniz ancak sosyolojik manasıyla tapınmak ve kesin inançlılıkla açıklanır.
    Yoksa kimsenin size kimsenin tarafında olmayın dediği yok.
    Ama aleni bir işbirliğini kutsal bir metin gibi sunmaya da hakkınız yok.

    Akepe’nin bu bölgede birilerinin tasarladığı projelerin adımlarında koltuk değneği olduğunu anlamak için de yüksek siyaset ferasetine ihtiyaç olmasa gerekir.

  6. Halil DAĞon 18 Eki 2009 at 11:23

    Notuma bir ekleme yapmak istiyorum:
    Şahsınız hakkında bir malumatım yok. Ancak Türkiye’de bugün bir alışkanlık var;
    Kötüyü eskiye yıkmak iyiyi şimdikilere maletme.
    Sayın Saygın’ın yukarıdaki yorumu bu konuda güzel bir örnek teşkil ediyor.
    Selamlarla

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.