BU YAZI ÖYLESİNE BİR YASAK PROTESTOSUDUR.
BU GÜN SUSUYORUM YASAK KONUŞSUN. BU GÜN KONUŞSUN Kİ İLELEBET SUSSUN
__YASAKLARI YASAKLAMAK YASAKTIR__
Kategori arşivi: Ahmet FİDAN (Yrd.Doç.Dr.)
Türk Demokrasisinde Yasakçılığın Son Noktasını Keşfetme Süreci
YASAKLAR ve YASAKÇILAR ÜZERİNE İVEDİLİKLE YAZILMIŞ BİR ŞAKŞAKLAMA YAZISIDIR.
Türkiye’de yeni bir anayasa yazılması gerekmektedir. Bu anayasanın temel teorik çerçevesi bir iki bölümde nelerin serbest olduğu liste halinde belirtilmelidir. Geri kalan bütün maddeler yasaklamanın mantıksal, sosyal ve ekonomik temelleri üzerine kurgulanmalıdır. Bu gün itibarıyla Türkiye’de gelinen son nokta, yasakçı zihniyetin zirvesinin keşfedilme arayışıdır.
* Sosyal devlet kelimesi yasak. Komünizm propagandasıdır, YASAK!
* Federasyon ve federe yönetim kelimeleri bölücülük propagandasıdır, YASAK!
* Bütün sokaklar meydanlar, caddeler kamusal alandır. Kamusal alanlarda sakallı ve türbanlı dolaşmak din propagandasıdır, YASAK!
* Kaldırımları yeşile boyamak, tamamıyla bölücülüktür. YASAK!
* Parlamentoda bir toplum sınıf veya zümre hakkında tartışma yapmak, fikir beyan etmek bölücülük propagandasıdır, yasak, bu tür tartışmaların veya konuşmaların yapıldığı parlamentoyu yöneten kişi ise vatan hainidir. İvedilikle idamı gerekir.
* Cami, Din, Allah, Şeriat kelimelerini kullanmak yasak. Bu kelimeleri kamu kurumlarında konuşmak toplumsal eşitlik anlayışına aykırıdır, YASAK!.
Yasak bir toplumu sorunsuz olarak yönetmek için vazgeçilmez ve ideal bir araçtır. YASAK kavramı DEVLET kavramının varlığıyla ortaya çıkan bir kelimedir. Devletin bekası için, yasaklar en geniş anlamda yorumlanmalıdır. Varolan diğer bir gerçek te, toplumda özgürlükler veya serbesti her zaman maraz doğurmuştur. Bunu toplumdaki koyun zihniyetli insanlar zaten çoğunlukla bilmektedir.
Bir ülkede, yasak koymak devletin bizzat gerçek sahiplerinin elindedir. O kişilerin gücünü halktan alması tamamıyla bir lükstür. Devletin sahibi olmak, hiç kimsenin elde edemeyeceği, doğuştan kazanılan veraset ile geçen bir haktır. Türk demokrasisinde yasakçılığın son noktası veya zirvesi şimdiye kadar keşfedilememiştir. Bu konuda fevkalade yasak türleri her yeni günde toplumun karşısına çıkmaktadır.
Kim ki bu ve bunun gibi yasak olan eylemleri yaparsa, sorgusuz süalsiz olarak tevkif edilmelidir. Bu kişilerin cezaları müebbed hapis olup bu hükümlülere af vb. ceza artırıcı hükümler getirmek yasaktır. Yasak kapsamındaki sanal veya sanal olmayan suçları işleyen veya ileride işleme ihtimali olan her türkü kurum ve kuruluşlar ivedilikle ve tekrar açılmamak üzere kapatılmalıdır. Bu kurumlardan halkın yüzde 90 ını oluşturan bir parti dahi olsa tereddüt etmeksizin ve tekrar açılmasına imkan vermeksizin kapatılmalıdır.
Sevgili okurlarım, bu yazıyı yazdım ya, artık devşirme dahi olsa belki ben de devletin sahibi olabilirim diye bu şakşaklama yazısını yazdım. Umarım dikkate alırlar!
Yasaksız yarınlar dileğiyle.
Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.
Obez Devletin Kronik Çıkıntıları: Bürokrasideki Dikit ve Sarkıtlar!
Bürokrasi’de Parkinson hastalığı diye bir hastalık vardır. Buna aslında OBEZİTE DİYEBİLİRİZ. Yani bürokrasinin obezleşmesi.
Kamu kurumlarında bir hizmetin sunulması için bir personel çalışır. Bu personel Okumaya devam et
Teknoloji Zaman Bağışlar, Peki Ya Onca Yoğunluk Niye?!
Yoğunum, yoğunum, stresliyim, meşgulum, programım dolu. Bu nedir anlamıyorum. Bunun üzerine iki yazı yazmıştım daha önce. Yoğunluk psikozu ve sendromu ile ilgili. Teknoloji denilen nane bütün insanlara her açıdan zaman bahşediyor veya hediye ediyor. Her bir bireye teknoloji günde en az üç saat ortalama zaman bağışlamakta. Sırayla bunları sorgulamak istiyorum.
– Çamaşır makinesinden bir saat, mektubun yerini alan cep telefonunda iki saat. (Eskiden vasat özenli bir mektuba en az bir saat harcanırdı.)
– Otomobilden büyük kentlerde yaşayanlar için iki, küçük yerlerde yaşayanlar için yarım saat,
– Elektirik süpürgesinden yarım saat, basit bir mikserden onbeş dakika,
-Evlerde kullandığımız kalöriferden en az iki saat, (sobaya göre) zaman armağanı oluyor.
Bu veriler ışığında, bayları bir ölçüde anlarız. Yoğunsalar yoğundurlar. Çalışan bayanları da anlarız. Ancak ev hanımlarının yoğunluğunu işleri yetiştirememesini anlamamız mümkün değil. En ilginç olanı da yine ev hanımlarımızın temizliği teknolojiye yaptırması, eknolojiye yaptıramadığı işi hizmetçiye yaptırmasıdır. İlginçlik burada değil tabi. İlginçlik, öncelikle hizmetçi temizlik yaparken bir şeye elini sürmeden çalışan kişinin başında durup dır dır ederek vücudunu çalıştıranı seyrederken çenesini çalıştırmasıdır. Aynı kişi evinde temizlik yapmazken, tabi doğal olarak tembellikten top top et olup yağ bağlamakta, bu yağları eritmek için binbir türlü rejim hikayeleri okuyup yazmakta, lakırdı etmekte, akşam üstü de güzellik merkezi veya fitnees salonlarında, jimnastik salonlarında bu yağlarını harcamak için hem çaba harcamakta hem para harcamakta.
Ne komik bir paradoks. Evde bir ton iş varken temizliği temizlikçiye yaptırırken, tembellik nedeniyle bağlamış olduğu yağları eritmek için hem zaman hem de para harcamakta. OYSA Kİ, EVDE İŞ SPOR AMAÇLI YAPILMIŞ OLSA, NE TEMİZLİKÇİYE GEREK KALACAK NE DE CİMNASTİK SALONLARINI ARŞINLAMAYA. Yoo amaç kocaya para harcatmak olduğu için bunlar yapılmamalıdır.(!)
Şu örneği iyi belleyin ev hanımları. Mevsimlerden kış mevsimi. Soba yakıyorsunuz. Evde ahşap bir eşya kırıldı, kullanılmaz oldu. Bu durumda ahşap parçasını ne yaparsınız. Cevap çöpe atarsınız. Peki doğru mu. Sonuna kadar yanlış. Neden? Çünkü o ahşap parçasını çöpe değil de sobaya atmış olsaydınız, öncelikle ısınmak için daha az enerji tüketecektiniz, yani yakıttan tasarruf sağlayacaktınız, Çop boş yere dolmayacak, çöpü boşaltma işi ortaya çıkmayacak, gereksiz bu çöpten öncelikle kurtulmuş olacaktınız. Kısaca, çöpün hızlı dolması boşaltımı için zaman kaybınız vb. olumsuz durumlar, ters bir etkiyle olumluya dönecektir. Bir taşla dör kuş vurulmuş olacaktı.
Zaman ne oluyormuş demek ki. Teknoloji önce bize hediye ediyor, sonra boş yere çerez gibi ziyan ediyoruz.
Esenlikle.
Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.
Gündem Dışı: Şiir Üzerine Bir Deneme
Sevgili okurlarım. Beni bağışlayın. Bu gün işlerimin yoğunluğu nedeniyle yazımı yazamadım. Gündemimde konuların birikmesi de cabası. Ancak sizlere 1991 yılında kaleme aldığım ve 1996 senesinde Okumaya devam et
