Yazar arşivleri: EDİTÖR

Çanakkale Geçilmez!

 Nur ERSEN

www.birharf.net Genel Yayın Yönetmeni
www.beypazarihaber.com

 

1914 yılında Osmanlı Devleti 1. Dünya savaşına Almanya’nın yanında girmişti. Bu savaşta İngiltere ve Fransa Osmanlı Devletini yok etmek ve Rusya ile ticari ve tarımsal bağlantılar kurabilmek için İstanbul’u ele geçirmek istiyorlardı; ancak bunun için de Çanakkale Boğazı’ndan geçmeleri şarttı. 3 Kasım 1914’te Çanakkale Boğazı’ndaki tabyalarımızı top ateşine tutarak cephaneliklerimizi havaya uçurdular, on binlerce askerimizi şehit ettiler. Daha fazla ilerleyemeden Türk tabyaları tarafından bozguna uğratılıp geri püskürtüldüler. Her şeye rağmen ilerlemeye kararlıydılar.

Okumaya devam et

Devlet Yönetiminin Hazımsızlığa Kurban Edilme Çırpınışları Üzerine!

BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ
Şu basit mantık zincirini takip edelim.
Devlet otoritesi belli bir coğrafya üzerinde yaşayan insanların bir araya gelerek oluşturdukları ve diğer dünya devletleri tarafından da tanınmış siyasal bir örgütlenmedir.

Bu basit ve temel mantığa göre, devleti hal oluşturmakta ve kendilerinin dirlik ve düzen içinde yaşamaları için bazı yaptırımlar gerekmekte ve bu yaptırımların neler olacağını da kendi aralarından vekiller seçerek bu vekiller aracılığıyla belirlemekteler. Yani devleti oluşturmakta olan halk kendi yetkilerini siyasal mekanizmayla (oy vererek) ekonomik olarak destekleyerek (vergi ödeyerek) bu otoriteyi gönüllü ve bizzat hür iradesiyle oluşturmak istemektedir.

Beş senede bir bu iradenin nasıl olacağını, kendi üzerinde hangi kararların kimler tarafından alınacağını belirlemektedir. Bunu belirlemek için yine halk iktidar adayı olan siyasal partilerin programlarına bakmakta, bu partinin vekil adaylarına bakmakta ve oy kullanmaktadırlar.

Bu durumda halk siyasal partilere oy verirken öncelikle o partilerin (iktidar/icraat) programlarına bakmakta, bakmasa bile o partiye oy verirken o programı kabul etmiş olmakta. Bunun yanında ilgili partinin bu programlarını hangi kişiler tarafından yerine getirileceğine karar vermektedir. İŞTE BU BASİT MANTIK ZİNCİRİNE BİR DEMOKRATİK CUMHURİYETİN KURUMSAL VE KAVRAMSAL YAPISI DİYEBİLİRİZ.

Durum böyle iken, vatandaşlar, seçtikleri partinin programını ve tüzüğünü üye olurken veya o partiye oy verirken kabul etmiş olmaktadır. Burada şu öğe öne çıkmaktadır. Partilerin icraat programları ve parti tüzükleri nedir, nasıl uygulanacaktır.

Eğer bir parti parti programı ve tüzüğünün dışına çıkıp aksi yönde icraatlarda bulunursa bu durumda o parti halk tarafından cezalandırılır, bir sonraki seçimlerde ilgili partinin ilgili programını kimse tercih etmez, emanetini başkalarına devredir. Bu durumda siyasal parti sınıfta kalmış olur. Bir siyasal partinin icraatları parti programına aykırı ise, veya parti programına uygun hareket etmiyorsa bu siyasal bir durumdur. Siyasal yolla çözülür.

Bir siyasal partinin cezalandırılması, programına açıktan veya aleni olarak aykırı davranması, ve bu aykırılığın halk katmanları arasında çok ciddi sorunlar doğurması durumunda mümkün olabilir. Parti yine de kapatılmamalı, halk iradesini kullanarak bu partiyi mecazen kapatmalıdır. DEMEK Kİ, PARTİLERİN PROGRAMI ÇOK ÖNEMLİ VE SEÇMENLER TARAFINDAN ÖNCELİKLİ OLARAK OKUNMALIDIR.

Parti programı eğer devletin genel çerçevesine uymazsa bu durumda ülkedeki cari yargı sistemi bu partinin bu programla seçime girmesine izin vermez. Verilmişse program meşrudur. Meşru programa aykırılık yoksa bu partinin kapatılması olayı mantık olarak tamamıyla sakattır.

Bu sakatlık bir kısım hazımsız kesimleri tarafından hoyratça ortaya konulmakta ve bir takım kurumlarca da vahim bir şekilde desteklenmektedir.

Bu konuya iki gün sonra değiniriz. Yarın Çanakkale şehitlerini anacağız.
ESEN KALIN.

Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Türk Demokrasisinde Yasakçılığın Son Noktasını Keşfetme Süreci

YASAKLAR ve YASAKÇILAR ÜZERİNE İVEDİLİKLE YAZILMIŞ BİR ŞAKŞAKLAMA YAZISIDIR.
Türkiye’de yeni bir anayasa yazılması gerekmektedir. Bu anayasanın temel teorik çerçevesi bir iki bölümde nelerin serbest olduğu liste halinde belirtilmelidir. Geri kalan bütün maddeler yasaklamanın mantıksal, sosyal ve ekonomik temelleri üzerine kurgulanmalıdır. Bu gün itibarıyla Türkiye’de gelinen son nokta, yasakçı zihniyetin zirvesinin keşfedilme arayışıdır.

* Sosyal devlet kelimesi yasak. Komünizm propagandasıdır, YASAK!
* Federasyon ve federe yönetim kelimeleri bölücülük propagandasıdır, YASAK!
* Bütün sokaklar meydanlar, caddeler kamusal alandır. Kamusal alanlarda sakallı ve türbanlı dolaşmak din propagandasıdır, YASAK!
* Kaldırımları yeşile boyamak, tamamıyla bölücülüktür. YASAK!
* Parlamentoda bir toplum sınıf veya zümre hakkında tartışma yapmak, fikir beyan etmek bölücülük propagandasıdır, yasak, bu tür tartışmaların veya konuşmaların yapıldığı parlamentoyu yöneten kişi ise vatan hainidir. İvedilikle idamı gerekir.
* Cami, Din, Allah, Şeriat kelimelerini kullanmak yasak. Bu kelimeleri kamu kurumlarında konuşmak toplumsal eşitlik anlayışına aykırıdır, YASAK!.

Yasak bir toplumu sorunsuz olarak yönetmek için vazgeçilmez ve ideal bir araçtır. YASAK kavramı DEVLET kavramının varlığıyla ortaya çıkan bir kelimedir. Devletin bekası için, yasaklar en geniş anlamda yorumlanmalıdır. Varolan diğer bir gerçek te, toplumda özgürlükler veya serbesti her zaman maraz doğurmuştur. Bunu toplumdaki koyun zihniyetli insanlar zaten çoğunlukla bilmektedir.

Bir ülkede, yasak koymak devletin bizzat gerçek sahiplerinin elindedir. O kişilerin gücünü halktan alması tamamıyla bir lükstür. Devletin sahibi olmak, hiç kimsenin elde edemeyeceği, doğuştan kazanılan veraset ile geçen bir haktır. Türk demokrasisinde yasakçılığın son noktası veya zirvesi şimdiye kadar keşfedilememiştir. Bu konuda fevkalade yasak türleri her yeni günde toplumun karşısına çıkmaktadır.

Kim ki bu ve bunun gibi yasak olan eylemleri yaparsa, sorgusuz süalsiz olarak tevkif edilmelidir. Bu kişilerin cezaları müebbed hapis olup bu hükümlülere af vb. ceza artırıcı hükümler getirmek yasaktır. Yasak kapsamındaki sanal veya sanal olmayan suçları işleyen veya ileride işleme ihtimali olan her türkü kurum ve kuruluşlar ivedilikle ve tekrar açılmamak üzere kapatılmalıdır. Bu kurumlardan halkın yüzde 90 ını oluşturan bir parti dahi olsa tereddüt etmeksizin ve tekrar açılmasına imkan vermeksizin kapatılmalıdır.
Sevgili okurlarım, bu yazıyı yazdım ya, artık devşirme dahi olsa belki ben de devletin sahibi olabilirim diye bu şakşaklama yazısını yazdım. Umarım dikkate alırlar!
Yasaksız yarınlar dileğiyle.

Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.