Etiket arşivi: anı

Benim Ankara’m…

İnsanın yaşadığı yere benzediğini söylerler.

Yaşadığın yerin iklimi, coğrafyası, rüzgârı, yeli, seli, tarihi seni biçimlendirir. Peki ya doğduğu yer için ne demeli? Kişinin doğduğu yerin tarihi- coğrafyası da çok önemlidir. Belki daha önemlisi çocukluğun o unutulmaz Okumaya devam et

Her Yıl Yeni Bir Fotokopi 18 Martlarımız

Bir destan yazılmış, bir kader çizilmiş,

Yüreği patlatan iman dolu insanlar, alevden tufanlar…

Kan fışkırmış yerden, ölüm dökülmüş gökten.

Günler geçmiş üstünden, yıllar kurutmuş destanın yapraklarını, asırlar beklemekte duygusuzlaşmaları… Okumaya devam et

Balıkçıda Öğle Yemeği

Erdal İZGİ

ESİNTİ

Birinci resim;

Bakışlar karşılıklı, parmaklar yarı havada, hararetli konuşma.

İkinci resim;

Çift bastona yüklenerek atılan adım, kola girilerek verilen destek.

Restoranın dip masası ve kapısındaki pozlar, sevecenlik-içtenlik süslemesi içinde.

Medeni, bazılarına göre ‘gizli’ buluşmanın kahramanları, İzmir’in biri yeni, diğeri mevcut Büyükşehir Belediye Başkanları… Okumaya devam et

Kaçın Gidin İstanbul’dan… – I

Mehmet BALLI

İSTANBUL GÜNLÜĞÜ

1988 yılında bir arkadaşım beni İstanbul Gaziosmanpaşa semtindeki babasının lahmacun dükkânına davet etti. Bizde icabet ettik ve bir yandan yiyip içerken dükkânın Anadolu kültürüyle tasarlanmış halini hayranlıkla süzüyordum. Yemek sonunda çaylarımızı yudumlarken arkadaşım dikkatimi çeken bu dükkânın açılış hikâyesini anlattı. Tabi o an orada olmadığı için muhterem babası ile tanışamadık ama, anlatılan o hikayenin bende 20 yıl sonraki derinden etkilemesiyle Okumaya devam et

Öğretmenler Odası

Hazal SEYİTOĞLU

BEYİN RİTMİ

Geçtiğimiz cuma, ablamla birlikte öğretmenlik yaptığı okula gittik.

Ablam bir ilköğretim okulunda 6, 7 ve 8. sınıflarda Türkçe öğretmeni. Okulu varoş bir beldede. Okul bahçesinden, öğretmen odasına kadar bir yığın öğrenci eşliğinde gittik. “Günaydın öğretmenim! Bugün çok güzelsiniz öğretmenim! İkiziniz mi öğretmenim! Ne kadar benziyorsunuz öğretmenim! Öğretmenim, bugün matematik dersimiz boş, eve gidebilir miyiz? Öğretmenim, Hasan bana tekme attı! Öğretmenim paso parasını Okumaya devam et

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Nur ERSEN

HADDİNCE

TÜRKÇEM BENİM  SES BAYRAĞIM

demişti değerli şair Fazı Hüsnü Dağlarca… Cumhuriyet dönemimizin en önemli şairlerinden FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA böbrek yetmezliğinden tedavi gördüğü hastanede, 94 yaşında hayata gözlerini yumdu.

26 Ağustos 1914  yılında doğmuş olan FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA  yazı hayatına 13 yaşında iken Adana’da bir gazetede açılan öykü yarışmasında birincilik alarak başladı.  Daha sonra şiirleriyle ünlenen sanatçıyı biz “MUSTAFA KEMALİN KAĞNISI” adlı şiiriyle tanıdık ve bu şiir hep hafızamıza kazılı kaldı. Kurtuluş savaşı sıralarında Okumaya devam et

İstanbul’un Yorgun Savaşçıları İETT liler!

Mehmet BALLI

İSTANBUL GÜNLÜĞÜ

Bizim işimiz işletmecilik. Yani toplu taşımacılık. Yani onbeşmilyon İstanbul’luyu sabah evinden alıp, sağlıklı güvenli ve mutlu bir şekilde akşam geri sıcak yuvasına götürmektir.Biz bu işi 137 yıldır (1871), yükümüzü katlayarak yapıyoruz. Türkiye’nin ilk ve en büyük şirketi olan  Dersadet-i İstanbul, 1939’da 3645 sayılı kanunla İETT adıyla bugünkü hüviyetine kavuşturulmuştur. İşe önce Tünel atlı tramvayı ile başlanmış, ardından İstanbul’un havagazı işletmeciliğini üstlenmişiz, bu da yetmemiş birde İstanbul’un elektrik dağıtım işlerini Okumaya devam et

Cebit Gölgesindeki Tarihi Topkapı Bitpazarı – III

Mehmet BALLI

İSTANBUL GÜNLÜĞÜ

Dünden devam…

Alıcının da her türlüsü vardır, en üst düzey memurundan tutun da inşaat isçisine kadar.

Tek toplayıcılar vardır, sırf saat toplayanlar, antikacılar, eski para toplayanlar, çocuk oyuncağı toplayanlar, sadece anahtarlık toplayanlar, cd ciler, eski plak toplayanlar, eski teyp kaseti toplayanlar, telefoncular, bilgisayar parçası toplayıcıları, bayan bronşu toplayanlar, yani her branşın ayrı bir toplayıcısı gelir, pazardan kelepir fiyata toplarlar malları dükkanlarına götürerek Okumaya devam et

Cebit Gölgesindeki Tarihi Topkapı Bitpazarı – II

Mehmet BALLI

İSTANBUL GÜNLÜĞÜ

DÜNDEN DEVAMSatıcı esnafın her türlüsü vardır pazarda. Borcunu ödeyemeyen bir vatandaşın evindeki televizyonunu getirip satanından tutun da, harçlıksız kaldığı için bisikletini satmak zorunda kalan talebesine kadar, her çeşit ihtiyaç sahibi insan bulunur bu pazarda.      Mesela; Babacan Doktor Osman Bey, aslen Cerrahpaşa Tip Fakültesinde görev yapmaktadır, fakat o da bir alışkanlık sonucu müdavimi olduğu bitpazarına gelerek satış yapmaktan zevk almaktadır. Doktor Osman Bey ikinci el cep telefonu alım-satımı ve bunların tamirlerini yapar. Babacan lakaplı dedik ya, pazarın hastaneye gidemeyen gariplerini dinler, Okumaya devam et