Bu güne kadar gerek siyasal konularda, gerek sosyal ve kültürel konularda genellikle devletin çivisinin çıkmış olduğunu ima eden yazılar yazmış, bilgiler ortaya koymuştum. İyi ki son iki üç gündür olan bitenleri yaşadım. Öyle ki, varolan bir sürü sorunları ve bozuklukları olan devletimizin çivisinin çıkmadığını hatta devletimizin iç dinamiklerinin sapasağlam yerinde durduğunu tereddütsüz olarak söyleyebilirim.Bundan yaklaşık olarak bir buçuk yıl önce Okumaya devam et
Etiket arşivi: toplum
Martlar Kapıdan Baktırmıyor Artık, Hissedemediğimiz Duygularımızda!
Ne kazma kürek yakıyoruz Mart aylarında, ne de kapıdan bakıyoruz,
Ne soğuklar dobra, ne yağmurlar temiz,
Ne şikayetler bitiyor, ne tutamadığımız perhizlerimiz.
Neler oluyor bize, bize neler oluyor demelerdeyiz.Efkarlandıkça küseriz kadere,
Aynadaki eğriliğimizi görmezden geliriz.
Mübarek geceleri tuşlara basarak örselerken,
Bahanelerimize sığınan feleğin mirasyedileriyiz.
Öncelerde baharlarda bol bol yağmur yağardı, dolu yağardı, tipi olurdu, toprağı ıslatan yağmur kokusu havadaki azotun kokusuyla birleşince tertemiz havayı içimize çeker bir ohh çekerdik. Uzun uzun sağanak yağmurlar yağarken cam kenarından bakışlarımız, ve yudumladığımız çaylar olurdu dostlarla. Veya tren garında sevdiklerimizi uğurlar veya karşılardık yine yağmurlar altında.
Yağmurlar yağdıkça bizi de temizlerdi, içimizi, dışımızı, çevremizi, benliğimizi… Arınırdık madden ve manen. Yağmurlar kuruduğu gibi, gecelerdeki göz yaşlarımız da kurudu. Yüce yaratıcının terbiye edici Rabbin karşısında kendini bilmez, nankör ve hoyrat kullar olduk. Hani duası olmayan olmadığı için de hiçbir anlamı olmayan bizler. Yağmursuzluğumuz, gözlaşlarının eksikliği, yoğun iş ve çevre stresiyle pişmanlıklarımızı alıp götürmüş. Hastalanmışız. Pişman olamama hastalığı. Günahlarımızı görememe hastalığı, bomboş bakışlarımızın ve bomboş içimizin içinde kaybolmuşuz. Gayya kuyularının taaa içinden göğü görmeye çalışıyoruz her daim. İçselleştikçe, kendi mikrokozmozumuzun derinliklerine girdikçe kör olmuşuz, körlüğümüz umursanmaz, duygusuzluğumuz fark edilmez olmuş.
Neler olmuş bize, bize neler olmuş, dizelerin içinde hepimiz gizlenirken, sorguları kaybetmişiz derinliklerimizde.
Mutlu yarınlar temennisiyle.
Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.
Bu Ne Aceledir A Uşaklar!
Yine mi?
Evet yine!. Yine siyaset, yine politik ACI yine patinaj, yine yerinde sayma.
Birileri yine Türkiye’nin yerinde sayması, patinaj yapması için düğmeye bastı. Parti başkanıyla aydınıyla, esnafıyla çiftçisiyle her kesimiyle koro halinde sayma oyununa başlandı.
Peki olanlar oldu da, düğmeye basıldı da, bu acele, bu telaş ne bunu anlayamadım. Benim ufaklık Fatih Furkan’ın bir huyu vardır. Ne yaparsa yapsın hemen bulunduğu ortamın yaptığı işin sonunu bitişini merak eder ve sabırsızlıkla sonunu, ondan sonra gelen olayın sonunu…. Hep sonun aceleciliği ve doyumsuzluğunu yaşar. Tıpkı FURKAN sendromu gibi bu gün politik tartışmalarda da aynı durum söz konusu.
POLİTİKADA FURKAN SENDROMU:
Bir cumhuriyet başsavcısı bir ülkenin ezici çoğunlukla iktidar olmuş partisini kapatma davası açmış. Davayı Anayasa Mahkemesine göndermiş. Durum şu an bu noktada. Henüz anayasa mahkemesi kararını vermemiş olmasına rağmen parti öldü bitti kapatılıp gitti mantığıyla inanılmaz bir vaveylaaa her tarafta.
1. AK Partinin kapatılması davası AY mahkemesine yeni vermiştir, henüz sonuç değil formaliteler tamamlanmamıştır. Bir ülkenin anayasa mahkemesi başkan ve üyeleri AK Parti hakkında bu durumu görmeyecekler mi, onlar hiç vicdan taşımıyorlar mı, onlar Türkiye’nin ulusal ve uluslar arası şartlarını veya durumunu görmüyorlar mı? Üstelik AY mahkemesi başkanı AK Parti zihniyetine yakın birisi değil mi, ayrıca AY mahkemesinde şu an için benim bildiğim kapatmayı kabul etmeyecek başkan da dahil 4 üye var. Başkan bir ikisini ikna etse ki bu çok kolay olur, zaten sorun yok. Daha RP nin kapatılmasında olumlu düşünen Özbudun Hoca bile bu gün tam tersi görüşte. AY Mahkemesi üyelerinde de buna benzer durum pek tabi ki olacaktır, vardır da.
2. AK Parti üyelerini, milletvekillerini, bakanlarını hatta başkanlarını da anlamakta zorluk çekiyorum. Sanki partileri kapatılmış gibi hışımla ve suçlu çocuk psikolojisiyle agresif ve panik tepkiler vermekteler. ÖYLE KOLAY MI Kİ YÜZDE 50 YE YAKIN BİR İKTİDAR PARTİSİNİN CUMHURİYET BAŞSAVCISININ BİR DAVA DİLEKÇESİYLE KAPATILMASI. AKIL VE İZAN SAHİBİ OLANLAR ZATEN BUNUN FARKINDA.
3. Politikada fiili durumun son aşamalarının son aşamasının üzerine hamasi söylemlerde bulunmak oldukça yersiz ve mantıksız tepkilerdir. Ayrıca bir diğer dominant faktör de, Cumhurbaşkanlığıdır. Söz konusu dava dilekçesinde T.C. Devletinin Cumhurbaşkanı hakkında da siyaset yasağı istenmektedir. Bu talep trajik, dramatik kısaca trajikomik bir durumdur. T.C. Vatandaşı olarak bundan utanç duyuyorum. Konuya şu açıdan bakarak ta kendimi teselli ediyorum. Demek ki hukuk sistemimiz o kadar üstün ki, bir devletin başkanı bile yargı karşısına çıkarılmak isteniyor. Hz. Ömer Adaleti işte budur.)))) Tabi bu duygularım polyannacı duygularımdır.
4. Durun uşaklar durun, parti kapatılmadı, sadece basit bir kapatma dilekçesi verildi. Paniklemeyin. İktidarıyla vatandaşıyla muhalefetiyle, sivil toplum kurumlarıyla biraz vitesleri küçültün ve FURKAN sendromuna düşmeyin. Aklı selim her zaman galip gelecektir.
Mutlu yarınlar temennisiyle.
Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.
Çanakkale Geçilmez!
Nur ERSEN
www.birharf.net Genel Yayın Yönetmeni
www.beypazarihaber.com

1914 yılında Osmanlı Devleti 1. Dünya savaşına Almanya’nın yanında girmişti. Bu savaşta İngiltere ve Fransa Osmanlı Devletini yok etmek ve Rusya ile ticari ve tarımsal bağlantılar kurabilmek için İstanbul’u ele geçirmek istiyorlardı; ancak bunun için de Çanakkale Boğazı’ndan geçmeleri şarttı. 3 Kasım 1914’te Çanakkale Boğazı’ndaki tabyalarımızı top ateşine tutarak cephaneliklerimizi havaya uçurdular, on binlerce askerimizi şehit ettiler. Daha fazla ilerleyemeden Türk tabyaları tarafından bozguna uğratılıp geri püskürtüldüler. Her şeye rağmen ilerlemeye kararlıydılar.
Devlet Yönetiminin Hazımsızlığa Kurban Edilme Çırpınışları Üzerine!
BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ
Şu basit mantık zincirini takip edelim.
Devlet otoritesi belli bir coğrafya üzerinde yaşayan insanların bir araya gelerek oluşturdukları ve diğer dünya devletleri tarafından da tanınmış siyasal bir örgütlenmedir.
Bu basit ve temel mantığa göre, devleti hal oluşturmakta ve kendilerinin dirlik ve düzen içinde yaşamaları için bazı yaptırımlar gerekmekte ve bu yaptırımların neler olacağını da kendi aralarından vekiller seçerek bu vekiller aracılığıyla belirlemekteler. Yani devleti oluşturmakta olan halk kendi yetkilerini siyasal mekanizmayla (oy vererek) ekonomik olarak destekleyerek (vergi ödeyerek) bu otoriteyi gönüllü ve bizzat hür iradesiyle oluşturmak istemektedir.
Beş senede bir bu iradenin nasıl olacağını, kendi üzerinde hangi kararların kimler tarafından alınacağını belirlemektedir. Bunu belirlemek için yine halk iktidar adayı olan siyasal partilerin programlarına bakmakta, bu partinin vekil adaylarına bakmakta ve oy kullanmaktadırlar.
Bu durumda halk siyasal partilere oy verirken öncelikle o partilerin (iktidar/icraat) programlarına bakmakta, bakmasa bile o partiye oy verirken o programı kabul etmiş olmakta. Bunun yanında ilgili partinin bu programlarını hangi kişiler tarafından yerine getirileceğine karar vermektedir. İŞTE BU BASİT MANTIK ZİNCİRİNE BİR DEMOKRATİK CUMHURİYETİN KURUMSAL VE KAVRAMSAL YAPISI DİYEBİLİRİZ.
Durum böyle iken, vatandaşlar, seçtikleri partinin programını ve tüzüğünü üye olurken veya o partiye oy verirken kabul etmiş olmaktadır. Burada şu öğe öne çıkmaktadır. Partilerin icraat programları ve parti tüzükleri nedir, nasıl uygulanacaktır.
Eğer bir parti parti programı ve tüzüğünün dışına çıkıp aksi yönde icraatlarda bulunursa bu durumda o parti halk tarafından cezalandırılır, bir sonraki seçimlerde ilgili partinin ilgili programını kimse tercih etmez, emanetini başkalarına devredir. Bu durumda siyasal parti sınıfta kalmış olur. Bir siyasal partinin icraatları parti programına aykırı ise, veya parti programına uygun hareket etmiyorsa bu siyasal bir durumdur. Siyasal yolla çözülür.
Bir siyasal partinin cezalandırılması, programına açıktan veya aleni olarak aykırı davranması, ve bu aykırılığın halk katmanları arasında çok ciddi sorunlar doğurması durumunda mümkün olabilir. Parti yine de kapatılmamalı, halk iradesini kullanarak bu partiyi mecazen kapatmalıdır. DEMEK Kİ, PARTİLERİN PROGRAMI ÇOK ÖNEMLİ VE SEÇMENLER TARAFINDAN ÖNCELİKLİ OLARAK OKUNMALIDIR.
Parti programı eğer devletin genel çerçevesine uymazsa bu durumda ülkedeki cari yargı sistemi bu partinin bu programla seçime girmesine izin vermez. Verilmişse program meşrudur. Meşru programa aykırılık yoksa bu partinin kapatılması olayı mantık olarak tamamıyla sakattır.
Bu sakatlık bir kısım hazımsız kesimleri tarafından hoyratça ortaya konulmakta ve bir takım kurumlarca da vahim bir şekilde desteklenmektedir.
Bu konuya iki gün sonra değiniriz. Yarın Çanakkale şehitlerini anacağız.
ESEN KALIN.
Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.
