Her yaklaşan gün bizi bir adım daha sona götürmekte. Tükettiğiniz her bir poşet, bitirdiğiniz her bir asitli Okumaya devam et
Etiket arşivi: dünya
Bilgi Ötesi Toplumuna Doğru Doludizgin
Dr. Ahmet FİDAN
SATIR BAŞI
Cybersapience (Siber Toplum) konulu yazılarımdan da hatırlarsınız. Bilgi toplumunun bir sonrasını bölük pörçük ortaya koymuştum. Ekonomik ve sosyolojik olarak toplumlar ele alındığında tarım toplumu, sanayi toplumu ve bilgi toplumu olarak ayrımlanmaktadır. 2000 li yıllara kadar özellikle de 1960 lı yıllardan itibaren dijitalin insan ve/veya toplum hayatına girmesiyle “bilgi toplumu” yoğun olarak tartışılmaya başlanmış ve 1995 li yıllardan itibaren de bütün dünyada literatürün en popüler konusu haline gelmiştir.
Kronolojik olarak toplum dönemlerine baktığımızda, her yeni ayrımlanan toplum dönemi bir önceki toplum döneminin en az on katı daha kısa bir zaman aralığını kapsamaktadır. Bu durum en başta bilginin, teknik ve teknolojik gelişmelerin, insan nüfusunun çok hızla artmasından kaynaklanmaktadır. Tarihsel dönemlerdeki bu frekans daralmasını herhangi bir olaylı zaman cetveline baktığınızda görebilirsiniz.
Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş. kabaca 300 yıllık bir zaman aralığını kapsasa da, kuvvetle muhtemel bilgi ötesi toplumu da bilgi toplumunun 30 yıllık bir zaman aralığından sonra özelliğini gösterecektir. Bilgi toplumu zaten doğası gereği bilgiötesi toplumunu hazırlamakta. adete bilgi toplumu doludizgin bilgi ötesi toplumuna doğru koşmaktadır.
Bilgi toplumundaki cam veya plazma ekran, interaktivite, dijitalleşen bilgi ve sistematik bilgilerin sanal hacimsel olarak akılalmaz artışı bu bilgilerin nanoteknolojik gelişmelerle ve mekatronikle organiğin hızlı bileşimi neticesinde bilgiötesi toplumu kendini ortaya çıkarmaktadır. Şu anki bilgi ve gelişmişlik düzeyiyle ifade edecek olursak, bilgi toplumunun zirvelerine doğru yaklaşıldığını görmekteyiz. Her zirve aslında bitişin başlangıcıdır. Bilgi toplumunun bitişi de bilgi ötesi toplumunun başlangıcını oluşturacağından, yeni bir dönemin ayak izlerine doğru yürümekteyiz.
Bilgi toplumunda görülen mekansal daralma, insanlardaki inanılmaz rutin hayat, bilgi ötesi toplumunda daha da ilerleyecek, hatta insanlar ışınlanma teknolojisinin gelişimiyle madde ile enerji arasında seyahat edip duracaklardır. Bundan ötesini bu günkü verilerle ve bu günkü sosyopsikolojik şartlarla yazmak ben ve benim gibi futurist tarzda kafa yoranlar için mantıklı olmayacaktır. Çünkü bu düşün sistemimizle ucube veya hayalperest veya çatlak, veya extra egzotik tipoloji olarak adlandırılmaktayız.
Ben bunları yazdım. Bu günkü tarih, 12 Mayıs 2008 dünya miladi yılı. Bu şekilde, 20 yıl sonraki veri tabanlarında bu satırları ilk yazanlar arasında kaydı geçmek beni mutlu eder şahsen. Siz nasıl düşünür veya değerlendirirseniz değerlendirin. Ben bu yazıyı yazmakla çok fazlaca mutlu oldum.
Esenlik dileklerimle.
Yazı Sözlüğü:
Futurist: Gelecek bilimci
Ekstra Egzotik: Aşırı sıradışı, alışılmamış
Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.kamudanhaber.com http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.
Anneler Günü Gelmiş Eyvahhh!
Dr. Ahmet FİDAN
SATIR BAŞI
Sonu, … günü diye biten ve bu günlerin insanlara veya bireylere özgü olanlarına yaklaşımım her zaman klasiktir. TÜKETİM TOPLULUMUN ARA GAZLARI. Babamın tabiriyle para tuzakçıları ve tuzakları… Alışveriş tapınakları, hediyelik eşyacılar, mücevherciler telefon şirketleri birbirinden anneler günü vb. günlerde harcama bütçesinden pasta payı kapmaya çalışmaktadır. Bunların medyada birbirinden ilginç reklamlarını gördükçe parayla ne alınacaksa onu almamak üzere kararım daha da kesinleşmektedir.
Bu gün haftasonu, ve üstelik Pazar günü vee, üstelik anneler günü. İlk paragrafı yazmam analar dahası YÜREKLER gününü yazmama engel değil elbet.
***
Cenneti, yufka yüreği,
titremeyi, can vermeyi,
fedakarlığı, özlemi, paylaşmayı hasılı hiçbir canlıda asla bu denli bulunamayan özellikleri bulduk annede, ana yüreğinde.
***
Anneler günü gelmiş eyvaaahhh!. yine ben suçluyum, yine ben sorgulardayım.
Anneler günü gelmiş eyvaaahhh!, yine ben hesaptayım, bir başka ağlamadayım.
Anneler günü gelmiş eyvaaahhh! Yine ben buruk yine ben rüyalardayım.
***
Sızım sızım sızlarım,
Gözyaşlarında dirilir, iç çekişlerinde eririm anam!
Günahımdasın, sevabımdasın, her şeyimsin her zaman,
Bendesin sendenim, asla ve asla atamayacağın yerlerdeyim anam.
***
Sevgili anacığım, bilirim ben senin asla ve asla büyümeyen, büyüyemeyen yaramaz çocuğun; katlandığın günlerindeyim, elinin ayağının nasırlarındayım, alnının çileyen terlerindeyim, öfkendeyim, hasretindeyim, hevesindeyim mutluluğundayım, umudundayım. Sendeyim hep anacığım, nankörlüğümle, yüzsüzlüğümle vefasızlığımla hep takiplerindeyim anam.
***
AFLARINDAYIM ANACIĞIM, BAĞIŞLAMALIRIN İÇİNE YERLEŞTİM.
SEVGİNİN TAAA İÇİNDEYİM, BİTMEK BİLMEZ TAHAMMÜLÜNÜN NAMÜTENAHİ BOŞLUKLARINDAYIM.
***
Anacığım, sana güller dermek ne ki, hediyeler vermek ne ki,
Küt küt atar kalbim, bilirim sen de hissediyorsun taaa yüreğinde şimdi hemen şimdi benle birlikte yaşıyorsun bu satırları ben yazarken sen parmaklarımın uçlarındasın, gözlerimin bebeklerindesin.
Ben de ordayım anacığım.
***
Cennet sana helaldir. Cehennem ne ki, gözyaşların söndürür bir çırpıda alevleri.
Aramızdaki onca uzaklık ne ki, nabzımın atışlarında, kalbimin ritmindesin.
***
Canım anacığım, yine bir anneler günü, yine sensizim, yine sen bensizsin. Her sensiz oluşumda her bu günde ben eyvahlardayım!.
Darda kalma emi!, çok ta başarılı olmasam da anacığım, HAKK tayım.
***
Bütün analar anneler, çilekeş insanlar, bu gün sizin demek ne kadar basit ne kadar sığ ne kadar cılız. Ama ben bu gününüzü değil yüreğinizi kutluyorum. Saygılarımı sunuyorum.
Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.kamudanhaber.com http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.
Bölge Kalkınması ve Ulaşım Politikasının Önemi
Dr. Ahmet FİDAN
SATIR BAŞI
Dünya ekonomik krizini alt eden J. M. KEYNES enflasyon pahasına kamu harcamalarını artırarak toplumu düze çıkarmıştı. Aslında Keynes’in yaptığı çok basitti. Kamu harcamalarındaki bir birimlik altyapı yatırım harcaması, suya atılan bir taş gibiydi. Atılan taşın hareketiyle hale şeklindeki dalgalar gitgide büyüyor ve su yüzeyine dengeli olarak yayılıyordu.
AK parti tıpkı demokrat parti ve ANAVATAN partisinde de olduğu gibi birinci döneminde canla başla çalışmış, ikinci döneminde de, bu ivmesini devam ettirememiştir. Tam işsizliğin çözüme kavuşturulması gerektiği zamanlarda kısır siyasal sorunlar ve yaptığım yaptık dediğim dedik politikalarla bütün tılsımı bozmuştur.
Daha önce hükümetlerin ulaşım yatırımı sabit bir yatırım olarak görülmesi ve bölge kalkınmasındaki stratejik önemi olduğunun bilinmesi çoğu hükümetlerce hep ıskalanmıştır. Ak Parti hükümetinin bu konunun önemini kavraması ilk başlarda büyük bir şanstı.
Avrupa kentlerinin desantralize (çevreye yayılmış) olması ulaşım altyapısının sağlam olması nedeniyledir. Ulaşım altyapısı sağlam olan ülke toprakları üzerinde dengeli bir kentleşme ve dengeli bir nüfus oluşmaktadır. Kır ile kent arasındaki akıl almaz gayrımenkul değeri farkı ulaşım altyapısının geliştirilmesiyle makul hale gelecek ve nüfus ta bulunduğu yerleri terk etmeyecektir. Bu gün Türkiye’de her yer batı illerimizde olduğu gibi bayındır değildir. Kuzey Orta Güney ve Doğu anadolu bölgelerinde birçok ilçe yolu hala düzgün bir asfalta kavuşmamıştır. Oysa ki, 1950 yılından buyana bırakın ilçeleri bütün köy yollarının sıfır asfalta kavuşmuş olması gerekirdi.
Eğer 2003 yılından bu yana duble yol gibi yatırım çalışmaları devam etmiş olsaydı, insanlarımız çoktan büyük kentlerden memleketlerine doğru tersine göçe başlamış olurdu. Hatta bu hareket çok kısa bir zaman diliminde oldu bile. İnsanlar kentin sıkıcılığı ve sorunları karşısında köylerine dönmeye başladı. Ancak malesef bunun devamı gelmemiştir. Devamı gelmeyince de sosyolojik olarak insanlar birbirini tetikleyememiştir. Eğer bu tetikleme gerçekleşmiş olsaydı, üç beş sene içinde bu güne kadarki kır kent kalkınmışlık farkı dramatik boyutlarda olmayacak, bölge bölge dengeli olarak kalkınacaktı. Bu davranış rüzgarının sönmemesi gerekir. Halen fırsat var ama siyasal iktidar üzerindeki kapatma davasını olması ümitsizlik için önemli bir faktördür.
Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.kamudanhaber.com http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.
Dünyada Kaç Ülke Kaç Devlet Var?
Dünya üzerinde bağımsız olan ve bayrakları uluslararası arenada tanınan devlet sayısı 222‘dir. Herhangi bir yeni baskı dünya atlasında dünya ülkeleri sayısı ve bayraklarından bunu görebiliriz. Ancak bu sayı aşağıda açıklayacağım nedenlerden dolayı net değildir. Akılda kalması açısandan Okumaya devam et
