Kategori arşivi: Ahmet FİDAN (Yrd.Doç.Dr.)

Dr. Ahmet FİDAN ın Tüm Yazılarını Göster

Y Muhtıra Bürokratik Sivil İtaatsizliktir!

MUHTIRA ÇEŞİTLERİ

II29 Şubat tarihli yazımda yakın tarihten itibaren askeri müdahaleleri ele almış dün de askeri müdahalelerden muhtıralar üzerinde yoğunlaşmıştık. Muhtıranın en yumuşak bir askeri müdahale çeşidi olduğunu belirtmiştik. Ancak 2008 Mayısındaki süreç bize muhtıranın sadece askeri bir süreç olmadığını da göstermiş oldu. Bu yönden muhtıra kavramı konusunda ezberimiz bozulmuştur. O zaman hemen başlayalım. Muhtıra çeşitlerine baktığımızda en sert muhtıranın bir ülkenin veya toplumun silahlı kuvvetleri tarafından gerçekleştirileni olduğunu söyleyebiliriz. Sertlik derecesi açısından muhtıraları şöyle sıralayabiliriz.

Askeri Muhtıra > Elektronik Askeri Muhtıra > Yargı Muhtırası > Sivil Muhtıra

Askeri Muhtıra örneklerine dün Meşrutiyetten, yakın tarihten örnek vererek kısaca değinmiştik. Elektronik askeri muhtırada ise, silahlı kuvvetlerin herhangi bir kurum veya kuruluşa yazışma yapmaksızın sadece kendi internet sitelerinde bildiri yayınlamalarıyla gerçekleşmiştir. Bunu da Türk Siyasal Hayatı tarihine geçen yıl yazmış olduk. 2008 Nisan ve Mayıs aylarındaki parti kapatma davalarıyla başlayan süreç Y-Muhtıra ile son şeklini almıştır.

Oysaki normal olağan parti kapatma süreci cereyan edecekken yeni bildiri veya açıklamalar iplerin daha da gerilmesine yol açmıştır. Çünkü çok yakına kadar, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, “Kapatma davasında öyle bir karar vereceğiz ki, hem laiklik korunacak hem de demokrasi” diyordu. Raportör Osman Can, ‘türban davası’yla ilgili hazırladığı raporunda, ‘Anayasa’nın bu yönde değiştirilen maddeleriyle ilgili esastan inceleme yetkisine sahip değiliz, dava reddedilmeli” şeklinde görüş bildirmişti.

Bir anlamda Türkiye’yi rahatlatacak sürece girilecekken, Yargıtay Başkanlar Kurulu çıkıyor, ‘Y-Muhtıra’ veriyor. Aradan 24 saat geçmiyor, bu kez 60 turda bile başkanını seçemeyen Danıştay, başka bir bildiri yayınlıyor, ‘Y-Muhtıra’ya destek oluyor. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 27 Nisan’daki ‘E-Muhtıra’da olduğu gibi, hem ‘Y’ hem de ‘D’yi sahipleniyor.

Yargıtay’ın buram buram siyaset kokan muhtırası başta hükümeti, ardından Anayasa Mahkemesi’ni devamında Avrupa Birliği’ni hedef alıyor. Yargıtay Başkanlar Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın iddianamesini kendilerince (bence doğal olarak) sahipleniyor. Fakat bu sahiplenme, hukukun objektifliğine, karar mekanizmalarının tarafsızlığına sığmamaktadır. Yargıtay Başkanlar Kurulu, bu icraatıyla ‘iddianameyi kurumsallaştırıyor’. Ayrıca, türbanla ilgili yapılan Anayasa değişikliğini, ‘engellenemeyen bir hızla yasalaştı’ açıklamasıyla metrukiyete uğramasına çalışıyor.

Ne tuhaftır, hükümeti ‘yargıya müdahale etmekle’, ‘yargı bağımsızlığını ortadan kaldırmakla’ suçlayanlar, bu açıklamalarıyla bırakın taraf olmayı bırakın yargı bağımsızlığını ortadan kaldırmayı, alenen Anayasa Mahkemesi’ndeki meslektaşlarını baskı altına alıyor, ‘Bak bizim istediğimiz kararı almazsan, ülkede çatışma çıkar, kaosa sürükleniriz’ mesajını veriyor. Bu hareketler veya gelişmeler hukuk sistemimizin evrensel ölçülerde daha çok alacağı yol olduğunu göstermektedir.

Buna karşın iktidarın da açılan kapatma davasını tii ye alan bir tarzda tersine ve inadına açıklamalar yapması tarafları daha da germektedir. Bu konuda iktidardan her zaman için sağduyu beklenmektedir. İktidarı bu konuda sağ duyuya çağırırız vatandaş olarak, bu konularda kafa yoran kişiler olarak.Derin etkiler aracılığıyla seçilmişlerin elinden alınmak istenen iktidar gücü, önce askeri muhtıralarla alınmak istendi. Bu konuda AB süreci daha güçlü olduğundan silahlı kuvvetlerden umduğunu bulamayan aynı güçler bu sefer yargı mekanizmasına müdahale etmeye çalışarak istediğini yaptırmaya gayret etmekte. Yargıya müdahale etmede de başarısız olduklarında esas büyük sorunlar bizi beklemekte.Çünkü bu güçler, askeri mekanizmalarla, yargı mekanizmasıyla istediklerini gerçekleştiremeyince, geriye en tehlikeli durum kalmaktadır. O da bölgesel veya yerel terörist veya yıkıcı faaliyetler. İşte bu durumda devlet kendi savunma mekanizmalarını harekete geçirecektir. (Bu durumda yüce yaratıcı ülkemizi korusun)

Halk Muhtırası:
Muhtıra çeşitlerinden en yumuşak aslında bize göre en derin olanı halk muhtırasıdır. Siyasal partiler ve seçim sistemleriyle halk muhtırası aslında verilmiştir. Ancak seçmen kitlesinin niteliği öne sürülerek milyonlarca seçmem sıradan insanlar niteliksiz insanlar olarak değerlendirilip bu seçim sonuçları kale alınmamıştır. Bu durum yüzde otuza yakın bir kitlenin demokrasiye inanmamasından kaynaklanmaktadır.

Şunu da baştan itiraf etmeliyiz ki, demokrasi insanoğlunun dünya üzerinde şimdiye kadarki en uygun en ideal toplum yönetim sistemidir. Böyle olsa da demokrasinin gerek teknik gerek psikolojik gerekse etik açılardan büyük açmazları bulunmaktadır. Örneğin, şu anda iktidar olan siyasal partinin büyük seçmen kitlelerinin oyları mikrokredilerle satın almış olması demokrasinin zayıf noktalarıdır.

Halk muhtırayı seçimlere katılarak verse de bunun yüzde yüz doğru sonucu vermeyebileceğini belirttikten sonra, şunu ilave etmemiz gerek. Geniş tabanlı bir halk muhtırası, çoğulcu ve katılımcı sivil toplum kuruluşlarının belli bir fikir veya düşünce düzleminde bir araya gelmesiyle mümkün olabilir. Ki bu da neredeyse imkansız gibi bir durumdur.Sonuç olarak, yargı mekanizmasının üs düzeyde yaptığı bildiri veya rapor BÜROKRATİK SİVİL İTAATSİZLİKTİR. Bunu da siyasal dile eklemiş olalım. Sivil itaatsizlik siyasal bilimler alanında bir olgudur. Bir kavramdır. Bu kavrama yeni bir kavram ekleyerek BÜROKRATİK SİVİL İTAATSİZLİK adını verebiliriz.Bürokrasi mekanizması içinde yer alan ama aynı zamanda yasama yürütme yargı erklerinden birisinin yürütmenin ve hatta yasamanın görev alanına giren konularda kararlar bildiriler yayınlaması bize bu tanımlamayı yaptırmıştır.

Bu tartışmalar olurken halkın tepkisini vermek isterseniz, www.halkmuhtirasi.blogspot.com adresinde de bir anket yapılmakta, gerek görürseniz katılırsınız.

Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com , http://www.gunesgazetesi.net http://www.kamudanhaber.com http://www.bilgievreni.com , http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr www.radyobrt.net ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Tarihten Bu Güne Muhtıra Çeşitleri -I (Y-Muhtıra Kaç Yazar)

Dünyadaki ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki değişim sonucu askerlik kurumunun, ordunun yönetim kurumunun fonksiyonu olabildiğince değişmiştir. Önceki zamanlara göre, kontrol ve yönetim otoriteleri önemli ölçüde fisyona (parçalanmaya) uğramış, yetkiler gittikçe desantralize olmaya başlamıştır. Okumaya devam et

Pazar Yazısı: Şeytana Arzuhalim Var!

Pazar günleri politik/siyasal/ekonomik konulara girmemeyi prensip haline getirdim. Artık en azından Pazar gününü ya edebiyata ya da yaşamdan kesitlere ayıracağım. Ben dahil herkesin içinden çıkaramadığı, insanları birbirine kırdıran, menfaat, para maddiyat hırsı, şehvet vb. ilkel duyguların ardına saklanmış dinsel tabirle şeytan, bilimsel tabirle, kötü ruh, ideal olmayan bilinçaltıma / bilinçaltına yazılmış bir istidadır aşağıdaki dizeler.

Şeytana Arzuhalim Var!

Pişmanlıklar içinde kıvranan nefsime dadanmış,
Ruhumun ümüğünü çıkarmaya adanmış,
Figüran güzelliklerin ardından abanmış,
Garabetliğinden yıldığım şeytanım, sana arzuhalim var!
Ey Ferman dinlemez uslanmaz, derdest nefsim,
Sana uzatılmış güle gizli tuzaklardan kaçıp,
Halatları atsan, köprüleri yaksan, sığınsan dingin limanlara,
Gölgesine sığındığın sahte nimetlerin diyetlerini ah bir tutsan,
Çeldirmek için tetik yaptığın efkarlarımdan ahh bir kurtulsan!
Ey yer küre, ey dönüp duran felek,
Ey ömrümü törpüleyen matruşkalar içindeki sis,
Ey canımı sömüren ateşten yelek,
Ey kör gözüne kör gözlerin aşık olduğu iblis,
Ey hasretlerimi zincirleyen feryatlarımdaki pelesenk,
Ey beterliklerin kuyusundaki his, sana arzuhalim var!

Ahmed Emin FİDAN
25 Mayıs 2008 Balıkesir

Ey şeytan, dökül mazlumun gözyaşlarından, kahrol, arzuhalim kahrınadır ilelebed. Arzuhalim önce bilinçaltıma sonra toplumsal kurumların yöneticilerinin bilinçaltınadır.

Yazı Sözlüğü:
İstida
: Dilekçe
Arzuhal: Meramını, derdini, isteğini, durumunu anlatan yazı, dilekçe
Derdest: El çektirme, dışlanma, hakir görülme
Pelesenk: Zaptetme, irtibatlandırma, yapıştırma, yazıdaki anlamı, diline dolandırılan sürekli konuşulan olay veya kişi.
İlelebed: Mütemadiyen, devamlı olarak, sonsuzluğa kadar

Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com , http://www.gunesgazetesi.net http://www.kamudanhaber.com http://www.bilgievreni.com , http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr www.radyobrt.net ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Yapaylıkların Ötelenmesi Üzerine

Son on yıllarda kendini daha fazla hissettiren küresel bunalım gerek su kaynaklarının korunmasını, gerek su kullanımının yönlendirilmesini, gerekse kullanılmış suların uzaklaştırılması konularında radikal önlemler almayı zorunlu hale getirmiştir.Suyun gerek kentiçinde dağıtımı, gerek uzaklaştırılması, tam olarak yerel kamusal bir hizmettir. Kent içinde kullanılan su kaynağının verimli olarak kullanılması aynı zamanda ulusal su kaynaklarının ve küresel olarak varolan tatlı su kaynaklarının değerlendirilmesi açısından bireysel değil toplumsal bir olaydır.Kullanılmış suların dağıtım noktalarının şebeke düzenlemelerinin, şebeke düzenlemesinde kullanılan teknolojinin, suyun konut ve işyerlerine dağıtım planının en verimli kullanımını sağlayacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.

Dünya var oldukça var olan deniz suyunun arıtılıp gerekli minerallerle donatıldıktan sonra içme suyu elde edilebilecektir. Bu durum nihai bir durumdur. Ancak bireylere düşen, kaynak sularının ömrünü uzatmaktır.

Bilgi ötesi toplumunda zaten hemen hemen her şey yapay olacağından dolayı kullanılan suyun da doğal olması düşünülemez. ŞUNU BU GÜNDEN SÖYLEYEBİLİRİZ Kİ, HER GELEN GÜN HER GEÇEN SANİYE İNSANLIĞI, İNSAN PSİKOLOJİSİNİ HIZLA YAPAYLIĞA GÖTÜRMEKTEDİR.

Yapaylık, sadece eşyalarda değil insanların psikolojilerinde, anatomilerinde (uzuvlarında) olacaktır. Bu gün için insanlığın en temel ve zorlu görevi bu yapaylığı öteleyebilmektir.

Ötelenmesi gereken bu yapaylıklardan en önemlisi DOĞAL SU KAYNAKLARININ KORUNMASI ve DOĞAL SUYUN evimize kadar girdiği günleri uzatmaktır. Farkındaysanız uzatma, erteleme, geciktirme kelimelerini kullanmaktayım. Çünkü bu kader kaçınılmazdır. Kaçınılan tek şey bunu öteleyebilmektir.

Bilinçli yarınlar dileğimle.

Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com , http://www.gunesgazetesi.net http://www.kamudanhaber.com http://www.bilgievreni.com , http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr www.radyobrt.net ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Toplumun Denge Noktaları

Bazı kişiler ve bazı kurumlar toplumda denge rolü üstlenirler. Bu kişi ve kurumlar, genellikle çalışkan/üretken, sürekli önüne bakan/geleceğini gören, riskten hoşlanmayan diğer kişi ve kurumlarla ılımlı ilişkilerini sürdürmekte başarılıdırlar. Bu kişi ve kurumlar “iyi” kişi veya kurumlar olarak kolayca kabullenilir.Toplumdaki onca bozukluk, sistemdeki onca soruna rağmen bu kişi ve kurumların varlığı düzenin veya dengenin teminatıdır. Bu kişiler, ekonomik düzeyi ne olursa olsun çok Okumaya devam et